geçen gün bi' bölümünü oturmuş arkadaşlarla izliyoruz. kadının biri hamsi buğulama yapmış. tabaklara masaya gelir ve söylenceler başlar..
- (adamın biri) ya ben hamsinin kızartmasını severim, buğulama bu. hiç güzel kokmuyor bile. evdebenim karım yapsa bunu tabağı fırlatır atarım hem. bu ne öyyyyy..
- (topun biri) aa şimdi öyle deme, uğraşıp yapmış, ama ben de sevmedim vallahi. çatal yok hem, salatayı nasıl yiyeceğizz?
- (kadının biri) ben bunu beğenmedim, ağzıma sırf domates tadı geldi.. salata da bayat gibi duruyor.. böyy.
- (nataşanın biri) brree ben tatlı yemeyeceğim.. salata yiyeceğim.. ama servis tabağımız yok. buyrun arrkadaşlarr siz de salatadan alın önce.
halbuse yemek çoktan bitmiştir ve salata ortada kalmıştır. daha hala salataya ağlayanlar vardır. tatlıyı da kaşığın ucuyla ağızlarına tepenler mi dersin.. hele o mafya kılıklı adam neydi lan öyle?! yok tabağı fırlatırdım, ama evde olsam falan. cık cık cık! millet aç, yemek bulamıyor. sizin yaptıklarınıza bakın. üç kuruş para için! sizin bu halinizi resmedeyim dedim sadece. ama resme bile yakışmıyorsunuz. üç kuruş para için soysuz olmayın lan! nimettir nimete hakaret etmeyin. afrika'daki çocuklar aklıma geldi. üzüldüm yine.. niye biliyor musunuz? bizim annelerimiz tabağımızdaki bir şeyi yarım bırakmayalım diye bize onları öğrnek gösterirdi. biz hep duyarlı yetiştirildik. en azından ben öyle yetiştim. bu yüzden anlayamıyorum bu saçmalığı. lanet olasıca fucking programınızı kaldırın ve daha gerçekçi olun. sahte şeylerle türk milletinin beynini uyutmaya kalkmayın! yeter bu kadar.