türkiye edebiyatında son yıllarda giderek azalan öykü örneklerinin arasından kendini çok iyi sıyırmış bir yekta kopan kitabı.son öyküsündeki ve kitabın genelindeki karakter kendisi mi,değil mi bilmiyorum.yazılmış olan bazı metinler yaşanmış olduklarını çok belli eder,ve yekta kopan'ın bu kitabındaki bir çok monolog çok belli ediyorlar gerçek olduklarını.insan bunların gerçek olduğunu gördükçe,geçmişte yaşadığı ilişkileri,arkadaşlarından aldıkları cevapları ve bazı cevapları alamamalarındaki sebepleri çok daha iyi anlıyor.birinci kazanımım bu oldu benim bu adamdan.
ikincisi ise,ve yine eğer kitabındaki karakteri kendisi ise,koyu ateist bir insanın gazze'ye yardım gemisini ve onun davasını savunması,yeri gelince mütedeyyin insanlarla omuz omuza durmayı bilmesi,yani onları görmedikleri bir varlığa tapan gerizekalılar olarak tanımlayıp küçümsemiyor olması benim açımdan önemli.
kısacası,gerçekten,okundukça sevilen bir yazar,tanındıkça bağlanılan bir adam,dinlendikçe dinlendiren bir ses.
yıllardır aradığım adamdır. dumb and dumber de jim carrey i kimin seslendirdiğini hiç bir zaman bulamayacağımı sanıyordum üzülerek. ama artık bıldum. *
Roman, öykü, şiir, karikatür, fotoğraf ve sosyal bilimler araştırması dallarında verilen Yunus Nadi Ödülü'nün 2010 yılındaki sahibi. *
(bkz: yunus nadi edebiyat ödülleri ödülleri)
hayran olunası kişidir. her konuda bilgili olması çok hoş. hazırlık yaparak programa başlıyordur ama hiç göze batmıyor. bir gün bir halk müziği sanatçısıyla çok iyi sohbet ederken, ertesi gün bir pop yıldızıyla çok iyi sohbet ediyor.
burcu esmersoy'un yaz gecesi şovu adlı programda partneri olmasından gayet memnun olan güzel sesli adam. bir konserde karşılaşmıştık, kuruçeşme arenada.. merhaba dedim, '' oh, merhaba'' cevabındaki ses tonuyla tüylerimi diken diken etti. *
yanılmıyorsam geçen sene ahmet ümit'i programına davet etmişti. programı ntv'den değil de ntv ankara kanalından seyrediyordum. bu kanalın özelliği, stüdyodan kesintisiz yayın yapmasıydı. yani ana kanal reklama da girse, başka bir $ey de yapsa onlar görüntüyü kesmiyorlardı. yani kameremanların bağrış çağrışlarını, sunucuyla konuğun muhabbetini, yönetmenin sesini vb. duyabiliyordunuz.
ben bu kanalın bu özelliğini farkettiğimden ntv'yi izleyeceksem çoğu kez bu kaneldan izlemeyi tercih ederdim.
program reklama girdi, yekta kopan ahmet ümit ile sohbete başladı. siyaset konşurlarken söz kenan evren'e geldi. o zamanlar kenan evren şimdi hatırlayamadğım bir nedenden dolayı hastahaneye kaldırılmıştı. tabii ölecek mi ölmeyecek mi teranereleri her yerde dillendiriliyordu. bu iki beyfendi de konuşmaya başladılar. ahmet ümit kenan evren'in yaptığı hatalardan bir özet geçti. yekta kopan " ben ölmesini istemiyorum " dedi. buna şaşıran ahmet ümit ne diyorsun gibisinden bakınca, " anlıyorsun değil mi dedi, ölmesini istemiyorum " dedi. ahmet ümit " anladım " dedi ama anlamadığı, şaşırdığı yüzünden okunabiliyordu. yekta kopan " ölüm onun için kurtuluş olacak, anladın mı, ölmesini istemiyorum " dedi ve gülümsedi. ahmet ümit'de deminki şaşkınlığını atarak küçük bir tebessüm ile eşlik etti. derken reklamın bittiğini ve yayına 10 sn kaldığını söyleyen adam (yönetmen ya da kameraman kim bilmiyorum) bu konuşmayı kesti.
beni şaşkına çeviren yekta kopan'ın " ölmesini istemiyorum " derkenki yüz ifadesiydi. intikam, kin vb. yüzünde cirit atıyordu. ekranda gülücükler saçan adamdan eser yoktu.
ne yaşadı 12 eylül döneminde bilmiyorum, ancak bu kadar kini yıllardır nasıl içinde tuttu, hayret ettim doğrusu.
yaz gecesi şovu nedeniyle hem zevkten dört köşe hem de sıkıntılı anlar yaşayan insan.
sözgelimi, programın ilk konuğu demet şener, hem güzeller güzeli hem de tam bir hanımefendi, burcu esmersoy ise her zamankinden çok çok daha güzel olmuş (rekabet nedeniyle). hangisine bakacağını, hangisine hangi iltifatı edeceğini şaşırıyor abimiz. üstelik yüzündeki mutlulupu nasıl gizleyeceğini bilemiyor. ardından konuk değişiyor, yeni konuk melis birkan. kadın inanılmaz, dibi düşüyor abimizin, tabi seyirci olarak bizim de. ipleri salıyor abimiz, iltifatın bini bir para. sonra bakıyor burcu esmersoy bozulmuş, ona da patlatıyor iltifat. zor dostum zor.