yedi numara

entry667 galeri32
    576.
  1. Hala dönüp dönüp izlediğim dizi. Sadece diziyi değil, yayınlandığı zamanlarda ailecek izlerken yaşattığı hissi de çok özlüyorum. Çok kaliteli ve modası hiç geçmeyen nadir dizilerden.
    8 ...
  2. 575.
  3. olsa da izlesek..

    hatta o döneme dönsek de içimiz soğusa az biraz..
    1 ...
  4. 574.
  5. yusuf guduğun araba aldığı

    vahit in dişinin ağrıdığı

    iclal in haydar a aşık olduğu

    recep ve haydar ın kemera bulduğu

    ve aslında diğer bölümler de efsanedir.

    ayrıca vazolu bölüm de favorimdir.
    1 ...
  6. 573.
  7. 572.
  8. Bu sevdanın sonu yok Haydar’ demiştin bana. Unuttun mu? Doğruymuş. Bu sevda sonsuz emmioğlu. Ucu bucağı yok. Hatta onun Armağan’a bile ihtiyacı yok. Nereye gitsem Armağan benimle. Ben tepeden tırnağa Armağan kestim zaten. Aynada kendime baksam yeter karşımda hep onu görüyorum. Böyle daha iyi emmioğlu bir gün çekip gittiğini görmektense hep benimle kaldığını yaşamak daha iyi.
    7 ...
  9. 568.
  10. geçen hafta sabah altı buçukta uyanıp işe gidene kadar birer bölüm izledim. muhtemelen onuncu tekrarları izliyordum ama hala aynı mutlulukla izliyorum. istanbulda yaşadığım zaman dizinin ilk on üç bölümünün geçtiği eve gitmiştik bir arkadaşımla. ev terkedilmişti. bahçe kapısının kolunu çevirdik ve kapı açıldı. korka korka girip evi gezmiştik. fotoğrafta çekmiştik ama bulamıyorum o fotoğrafları. ne zaman moralim bozuk olsa açıp izliyorum şimdi.
    2 ...
  11. 561.
  12. çocukluğumun bende bıraktığı en güzel anılardan birisi akşam soba yanarken ailecek oturup çay içer ve bu diziyi izlerdik. recep'le ayten'in atışmalarına, haydar'ın "heralde galiba sanursam" repliğine gülerdik. hey gidi günler hey dediğim anılardandır.
    1 ...
  13. 560.
  14. türk televizyon tarihinin belkide en kaliteli dizilerinden biridir. Saçma sapan zenginlik hikayeleri veyahut bol racon kesmeli mafya tiplemeleri olmadan, samimi ve insanı anlatan ender dizilerdendir. Bununla birlikte birde Yeditepe istanbul vardır akıllarda kalan.
    1 ...
  15. 559.
  16. ben hep kavurmayla pilavı ayri yemekler bilirdim, taki elemanın canı sıkkın olan haydarı neselendirmek icin paraya kıyıp, ufak bir musriflik yapıp kavurma almasi ve kavurmali pilav yapmasina kadar.

    artik canım musriflik cekince tavuklu pilavi beraber yapıyorum :D
    et alacak kadar musriflesemedik daha amk :D

    bi de soğan zeka acarmis, sogan yemeyenin kafa calismazmis (bkz: haydar)

    cocuk yaslarinda cay bardagiyla bir demlik cay bitirme kapasitesine sahip beni su bardagiyla cay icme eylemiyle tanistirmis dizidir.

    simdilerde su bardagiyla cay icmenin bende hatirlattigi cok derin duygular huzunler var. bu isin başlangıç noktasida 7 numara.

    hani bende eskiye dair canlandırdığı cok anı var, tam gelişme aşamasında olduğum icin beni cokta etkilemiştir.
    soğan ve sarimsak gibi sjzhdhs :D

    7 numara denince aklima gelenlerin hepsino yazmanin imkani yok ya, bak bi de kazak geldi aklima.
    sicacik tutan şöyle.
    7 ...
  17. 557.
  18. Cansu : oo recep gene yüklenmissin torbalari.alisveristen mi

    Recep : he.yeni bi ucuzcu market açilmis da.

    Armagan : yaa nerde peki ?

    Recep : çok uzak sayilmaz.çorluya varmadan..otobusle üc dört saate gidilip geliniyor.hadi gorüsürük baculaa.

    Efsane sahne haha
    6 ...
  19. 558.
  20. Anne kişisinin soyduğu meyvelerden atıştîrarak Ailece oturup izlenen güzel ve anlamlı dizilerdendi.

    Sevgiyi, hoşgörüyü yardımlaşmaya körükleyen, erdemli durmayı destekleyendi.

    Ne yengesine sulanan reziller, ne para pul uğruna cinayet işleyen yamyamlar, ne de yalanı dolanı kendine ilke edinmiş insanlar vardı.

    Sadece güzel insanlar vardı.
    Güzel atlara binip giden güzel insanlar!
    8 ...
  21. 557.
  22. ergeniklerin bilmediği dizidir.
    ne güzel zamanlar yaşamışız be.
    6 ...
  23. 556.
  24. Hafta içi TRT avazda tekrar bölümleri yayınlanan eski Türk dizisi. Yalnız ne diziydi be *
    3 ...
  25. 555.
  26. an itibarıyla trt avazda yayınlanan dizi.

    bence Türkiyedeki en iyi komedi gençlik dizisiydi..

    vaybe yıl 2001 veya 2002 falandi.
    2 ...
  27. 554.
  28. hangi tarihte izlersem izleyeyim, hangi yaşa gelirsem geleyim izlemekten bıkmayacağım nadir türk dizilerinden. oyuncular elbette çok iyiydi ama senarist oya yüce de en az oyuncular kadar etkiliydi bu dizinin sevilmesinde.

    neyse çok uzun yazmayayım. müsrüflük olmasın.
    5 ...
  29. 553.
  30. --spoiler--
    Haydar:
    Bir sucu boynuna astığı uzun bir sopanın ucuna astığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış, sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine giden uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş. Bu durum iki yıl boyunca hergün devam etmiş; sucu her seferinde patronun evine sadece bir buçuk kova su götürebiliyormuş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan utanç duyuyormuş. Bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş: "Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum". "Neden" diye sormuş sucu. Kova cevap vermiş: "çünkü ben çatlak bir kovayım". Sucu demiş ki: "Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri farketmeni istiyorum, yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu, diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını farkettin mi? Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve hergün ırmaktan dönerken sen onları suladın, ben de bu güzel çiçekleri toplayıp, patronumun evini süsleyebildim".
    Ve devamında Haydar Armağan'a der ki: "Geçtiğin heryerde çiçek açtırıyorsun, hiç birşey yapmasan da olur".

    --spoiler--
    2 ...
  31. 552.
  32. galüba sanursam, bir bu dizi , bir de tatlı hayat dizi ile beraber, gülme efektlerinin hiç rahatsız etmediği, hatta cuk oturduğu efsane diziydi.
    13 ...
  33. 551.
  34. efsane dizilerden bir tanesi. şimdiki dizilerin hiçbiri ne aynı tadı veriyor nede aynı kaliteye ulaşabiliyor.
    3 ...
  35. 550.
  36. her hatırladığımda yiten giden gençliğimi hatırlamama neden olan 90'lı yılların türkiyesi'nde tertemiz insanlarını hatırlatan dizidir.

    tarık arkun diğer adı ile sabit, yeliz ile evlenmek ister.
    durumu babasına anlatır fakat cevabı elinde odun ile verir.
    yeliz ve sabit bir ağacın altında buluşur.
    yeliz ağlayarak gider ve çok geçmeden bir başkası ile sözlenir.
    bunun üzerine sabit, ağacın dibine çöker ve yanık bir türkü yakar.

    ne ağlarsın benim zülfü siyahım, bu da gelir bu da geçer ağlama...
    0 ...
  37. 549.
  38. dağlar, taşlar, kurtlar, kuşlar, kavlini tutmayanı cadılar dürtüşler.
    4 ...
  39. 548.
  40. Efsane ya çocukluk dönemimin en güzel geçtiği yıllar.
    0 ...
  41. 547.
  42. mükemmel oyunculuklara sahne olmuş dizidir. sıradan güzellikler. sıradan ev halleri. sıradan hayatlar.
    tam da bize dair olan her şey.
    dayalı döşeli evler yok. öyle yakışıklı ya da güzel tipler filanda. bütçesi sik kadar bir dizi olmasına rağmen bizden biri gibi. bazen olacakları göklerde aramaya gerek yok.
    ne güzel ki; var olmuş bir dizidir.
    0 ...
  43. 546.
  44. Eskiden televizyonda daha kaliteli diziler olduğunu kanıtlayan bir dizi daha.
    3 ...
  45. 545.
  46. bir bölümde, ki sanırım yukarıdaki entryde anlatılan bölümdü, armağan " konuşmak için konuşmamız gerekmez" deyip, haydar'ın avcunun içine seni seviyorum yazmıştı.
    kazımışım resmen aklıma o sahneyi, çok hoş.

    her açıdan dolu dolu bir diziydi be zelühaa.*
    7 ...
  47. 545.
  48. dizinin güzel olmasının nedenlerinden biri, oyuncuların tiyatro kökenli olup tiyatroda da beraber oynamalarıdır. zaten senaryonun yazımında da oyunculardan birkaçı vardır.

    karakterlerden her birinin farklı yanları vardır ve keyifle izlemeyi sağlar. kullandıkları dil ise sade, eğlendiren güzel bir dil. sahnelerinde eğlendiren, bazen o dönemki ve genel sorunları eleştiren, bazen hislerin öyle bir sade halini ve derin hallerini anlatırlar, tartışmaları olsa bile keyifli atışmalardır bunlar.

    süre açısından da uzun bir dizi değildir ve bu da tat almayı sağlıyor bu da güzel yanlarından biri dizinin. dizide yapılan şakalar da farklı eğlendiriyor ve diyaloglarını da seviyorum dizinin. sevgiyi teslimiyeti aidiyeti anlatan güzel replikleri de vardır ve onları da koymak gerek tabi. keyifle izlenecek güzel bir dizi günümüzdeki dizilerden fazlasıyla iyi ve giyim konusunda filan da çekildiği dönem güzelmiş.

    + "Sıfır bir değer değildir. Bir sayı bile değildir. Anca başka bir sayının yanına gelince değer yaratır. Tıpkı sevda gibi. Sevdanın da tek başına bir değeri yok. ille de biri olmalı. Sıfır ne kadar çoksa sayı o kadar çoğalır, sevda ne kadar çoksa insan o kadar çoğalır, büyür."

    - "Sen ne güzel şeyler söylüyorsun böyle Haydar. "

    + "Biri dese ki sevdamı al, kendine ekle, bir ömürle çarp sonra sonsuza eşitle. Yine değeri sıfır mı olur senin için?"

    “Bu sevdanın sonu yok Haydar" demiştin bana. Unuttun mu? Doğruymuş. Bu sevda sonsuz emmioğlu. Ucu bucağı yok. Hatta onun Armağan’a bile ihtiyacı yok. Nereye gitsem Armağan benimle. Ben tepeden tırnağa Armağan kestim zaten. Aynada kendime baksam yeter karşımda hep onu görüyorum. Böyle daha iyi emmioğlu bir gün çekip gittiğini görmektense hep benimle kaldığını yaşamak daha iyi."

    Haydar: "Üşüdün mü? Titriyorsun."

    Armağan: "Bütün bunların yaşanması gerekiyor muydu, ha?"

    Haydar: "Bana neden kızdığını söyle armağan."

    Armağan: "Çünkü o zavallı kızın canını yaktın."

    Haydar: "Canını yakmak için ne yaptım?"

    Armağan: "Onu bu gece neden yalnız bıraktın, ha? Neden?"

    Haydar: "Sana bakmaya çıkmıştım."

    Armağan: "Bana mı?.inanmıyorum. orada sana deli gibi aşık ve yardıma ihtiyacı olan bir kız varken sen bana bakmaya çıkmıştın, ha? Öyle mi?"

    Haydar: "Evet. Benim de yardıma ihtiyacım vardı. O çocuğa "evet" dedin mi?"

    Armağan: "Bu seni neden ilgilendiriyor?"

    Haydar: "Çünkü "evet" demeni istemiyorum."

    Armağan: "Bak Haydar."

    Haydar: "Dedin mi? Cevap ver."

    Armağan: "Demedim ama demeyeceğim anlamına da gelmez."

    Haydar: "Ben... Seni seviyorum Armağan!"

    Armağan: "Ne?"

    Haydar: "Seni seviyorum dedim. Seni doğduğum, nefes aldığım günden beri, toprağa sıcağı avuçladığından beri, ağacın dibine oturup yaktığım türkülerden beri seviyorum. Hiç görmeden bildiğim, görünce tanıdığımsın. Yanımda yokken sen bende varsın, yanımda varken ben sende yok oluyorum. işte söyledim Armağan. iki yıllık sessizliğimin mührünü söküp attım. Gerisi sana kalmış."

    (Armağan gitmek ister, Haydar onu kolundan yakalar.)

    Haydar: "Dur, bir şey demeden yollamam seni."

    Armağan: "Sana ne diyeyim, bilmiyorum."

    Haydar: "Bana neden kızgın olduğunu söyleyeceksin."

    Armağan: "Söyledim ya. iclal'e acı çektirdin."

    Haydar: "iclal benim onu kardeş gibi sevdiğimi biliyordu."

    Armağan: "Sana duyduğu aşk hoşuna gidiyordu. Sana dokunması, sana sarılması."

    Haydar: "Hayır, rezzan hocam içindi. peki sen niye beni iclal'e doğru ittin?"

    Armağan: "Ben vicdanımın sesini dinledim."

    Haydar: "Diğer bacılar dururken niye en çok sen bağrına bastın?"

    Armağan: "Çünkü çok çaresizdi."

    Haydar: "Sen iclal'i kıskandın."

    Armağan: "Madem böyle düşünüyorsun, onu niye eve getirdin?"

    Haydar: "Söyle armağan. iclal'i kıskandın değil mi?"

    Armağan: "Hayır!"

    Haydar: "Kıskandığın için vicdanın seni ayıpladı değil mi?"

    Armağan: "Hayır!"

    Haydar: "Kendinden sakladığın hayaletler iclal gelince hortlamadı mı?"

    Armağan: "Hayııır!.. Evet, evet kıskandım, evet kıskandım."

    Haydar: "Niye peki?"

    Armağan: "Çünkü sen benimdin, benim parçamdın onun değil."
    Haydar: "Sana son defa soruyorum, bir daha da sormayacağım. "Benim bir parçamsın" ne demek Armağan?"

    (Armağan tekrar gitmek ister, Haydar yine tutar ve soruyu tekrarlar.)

    Haydar: "Ne demek armağan?"

    Armağan: "Kabul etmekten deliler gibi korktuğum, kırk kilide vurup sakladığım herşey demek. Yitirdiğim çocukluğumdan saklı kalan masumiyet demek. Bir türlü yol bulup da yüreğimden dilime gelmeyen o cümle demek. Ben de seni seviyorum haydar demek, ben de seni seviyorum demek."
    17 ...
© 2026 uludağ sözlük