yaşlanmak

entry316 galeri86
    16.
  1. yaşlanmak.bir tahtanın üstünde
    kışa saklanan iki elma.
    biri şişip çürüyor.
    öteki kuruyup buruşuyor.
    olanak varsa bu iki tür yaşlılığı,
    sert ve hafif olanı seç. *
    1 ...
  2. 15.
  3. en güzel birşey. hele de yılların sana hediye ettiği izler de varsa yüzünde ondan daha fazla gurur duyulması gerekecek başka birşey daha yoktur lakin bazı hayasızlar bu çizgileri çirkinlik olarak görüp saygısızca anılarını botoksluyorlar. esefle kınıyoruz burdan onları.
    yaşlanmak büyükmektir, içine konulduğun kap küçülürken büyümesini başaranlar için sadece ikinci etaptır, insan büydükçe insanlık kabını doldurur, büyümek kötü ise bırakın hiç doğmayalım böylece hiç yaşlanmamış oluruz.
    bazıları yaşlılığı hastalıkmış, iğrençlikmiş gibi lanse ederken yaşlılığı sevinçle bekleyip içini doldurabilenler yaşamın gençlikten ibaret olmadığını kavrayabilenlerdir tepelerine üçüncü bir göz daha takıp aralanmayan perdeleri de aralayanlar. hayatı bütünüyle algılayanlar sadece duvarın önünü değil arkasını da görürler ve mutluluğu gençlikte değil tümüyle insan olmakta ararlar. mutluluğu yakaladıkları zaman da ruhları beslenir her geçen gün gençleşir. kabuğu genç görünüp içi çürüyenlerden daha dayanıklıdırlar çünkü dokunulduğunda tok ses gelir, gürdür, içi doludur.
    1 ...
  4. 14.
  5. Haftasonları çizgi film izlemek için erken kalkmanın ne demek olduğunu biliyorsak,
    Pazar geceleri yıkanma günüyse,
    Bizimkiler dizisi ertesi gün okul olduğunu bir süreliğine unutturduysa,
    Pili bitmesin diye kasetleri kalemle havada sardığımızı,
    Telefonların jetonla çalıştığını hatırlıyorsak;
    Tutti frutti çok ayıp ve olağanüstü merak uyandırıcı bir şovsa,
    Okulda coca-cola kutusunu ezip maç yaptıysak, (kızlar yan yatırıp üstüne tam ortasına ayağını yerlestirip üstüne basıp yürürlerdi, topuklu ayakkabi gibi olurdu)
    Apartmanın altındaki zil veya taksi diafonuna basmak müthiş heyecanlı bir yaramazlıksa,
    Bakkala gönderilmenin en güzel yanı küçük sarellenin dibini minik plastik kaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmaksa,
    Kasete kayıt yapılabilmesi için alt tarafinda bulunan karelerin bantla kapatılması gerektiğini öğrenmenin önemini biliyorsak,
    "bandıra bandıra ye beni" şarkısını hızlı söylemeye çalıştığımız günler varsa,
    Rönesans sanatçılarını ilk kez Ninja Kaplumbağaların ismi olarak tanıdıysak,
    Parliament pazar gecesi sinemaları müziğini duyduğunuzda içimizde hala garıp duygular uyanıyorsa (yarın okul var hüznü, ailenin seni yatırıyor olmasına duyduğun kızgınlık, o güzel mavinin romantizmi...)
    Gençlik hayalimiz Beverly Hills'teki havuzlu arabalarsa.
    Kolalı jelibonun önce kapağını yediysek,
    Sayısız joystik kırdıysak ve gün gelince artık joystik satılmadığını fark ediyorsak,
    annemizin poşetler dolusu taso,misket, gazoz kapaklarını attığını öğrenince ağladıysak,

    YAŞLANIYORUZ..
    5 ...
  6. 13.
  7. 12.
  8. büyüktü insanlar o zamanlar
    herkes büyüktü
    sıra arkadaslarımdı belkı büyük olmayanlar
    ürkekmiydi acaba onlarda benim gibi
    benim gibi belli etmeden ürkermiydiler?

    bi gün tavanı yapılırken
    açıkta kalmasınlar diye
    aralarına tahta parçası sıkıştırdığım evin
    cok sonraları yapılan üst katında otururken
    onca sevgiyi tüketeceğim hiç aklıma gelirmiydi?

    filmlerdeydi sevdalar abiler ablalar
    onlardı aşık, seven onlardı
    ve filmlerde yaşlanılırdı
    bir çırpıda diger sahnede

    oysakı değişebilirmiş bile sehrin ışıkları
    yeni umutlar taşınmaktaydı
    her bir bucagına inci gerdanlıgın

    ellerim, kollarım, annemin sacı
    sanki daha gecen yaz dogan kuzenlerım bile
    degişmişti
    ilerliyordu elbet zaman
    ardına bakmadan
    bakışlarımdaki ürkek oğlana acımadan

    degişmeyen ne vardı
    bi tek gökyüzü, yıldızım
    hep aynı saatte aynı yerde salınışı

    sebebsizmiydi yaşadıklarım?
    bu kadar hızlımı yaşıyordu herkes?
    tükeniyordu sanki avuclarımda ömrüm
    neresiydi hedef neresiydi merkez?
    dante gibi ortasındamıydık
    şiirlerdeki gibi
    kıyısında kenarındamı?
    karamsar geliyordur umarım o tarafdan
    ama biri bi gün bu yazdıklarımı okuduğunda
    tüyleri diken diken olursa
    yola erken çıkışımın ispatıdır
    yıldızıma ıyı bakın
    onunla selam gönderin ben haberini alırım

    a.t.d
    2 ...
  9. 11.
  10. 10.
  11. kazanılmış bir şeydir, kaybedilmiş değil.
    1 ...
  12. 9.
  13. 8.
  14. Saniyelerin nanik yaparak uzaklaşması
    1 ...
  15. 7.
  16. 'değişmeyen tek şey değişimdir' sözünü akla getiren, insanın yaradılışı gereği yaşadığı değişimdir.
    1 ...
  17. 6.
  18. artık bir çocuğunuz olmasını istemek.
    1 ...
  19. 5.
  20. yaşlanmak çaresiz, devası bulunmayan bir hastalık olarak geçer ilyada destanında. bu görüşe katılmamak elde değildir. yaşlanmamak, ölmemek için insanoğlu yüzyıllar boyunca uğraşmıştır, tıp bilimi de bu uğurda bu kadar gelişmiştir ama son hep aynıdır.
    2 ...
  21. 4.
  22. hiçbirşeyin eskisi gibi olmaması.
    5 ...
  23. 3.
  24. yaş almak.
    yeryüzünde bulunma süresinin artması.
    1 ...
  25. 2.
  26. yaşlanmak; yaşın ilerlemesi durumu.
    1 ...
  27. 1.
  28. ayakta çürümek.
    gençliğin yokluğuna alışmak.
    ölümün sindirerek, sinsice gelme süreci.
    yitirilenlerin, hiçbir zaman elde edilemeyenlerin hesap dökümünün yapılması.
    6 ...
© 2026 uludağ sözlük