Cem adrianın bir şarkısıdır aynı zamanda. Sözleri şöyle;
korkmuyorum artık senden gece
korkmuyorum hiç karanlık
üzerime gel istersen
sar beni ben kaçıp gitmem
korkmuyorum artık senden yalnızlık
korkmuyorum hiç korkmuyorum
yüreğime vur vur istersen
kalmadı hiç kaçıp gitmem
sokaklarda yanımda dolaşan yağmur
geceleri başucumda duran yağmur
avucumda ellerin yerine yağmur
vur yüzüme vur yüzüme
saçlarımda nefesin yerine yağmur
dudağımda dudağın yerine yağmur
gökyüzünden çaresizliğimi yağmur
vur yüzüme hadi vur yüzüme
yağmur..
korkmuyorum artık senden gece
korkmuyorum hiç karanlık
üzerime hep gel istersen
sar beni ben kaçıp gitmem.
korkmuyorum artık senden yalnızlık
korkmuyorum hiç korkmuyorum
yüreğime vur vur istersen
kalmadı hiç kaçıp gitmem
sokaklarda yanımda dolaşan yağmur
geceleri başucumda duran yağmur
avucumda ellerin yerine yağmur
yur yüzüme vur yüzüme
saçlarımda nefesin yerine yağmur
dudağımda dudağın yerine yağmur
gökyüzünden çaresizliğimi yağmur
vur yüzüme hadi vur yüzüme
daha hızlı yağmur
yağ hadi yağmur
ağlar gibi yağmur
vur yüzüme vur yüzümeee yağmur
çok kızdın çok kızdın çok kızdın yağmurr
kaybedecek neyim kaldı ne kaldı yağmur
vur yüzüme hadi vur yüzüme
yağmuuur...
Bazı insanlar pek sevmez ama bilmezler yağdıkça dünyadaki yalanı, dolanı, riyakarlığı temizleyip götürür.Her yağmurdan sonra tertemiz yeni doğmuş bir bebek tazeliğinde aldığımız dünyayı eski haline döndürmek için vakit kaybetmeyiz.
Barındırdığı hüzünlü ve melankolik durum ise bizi sarsmaya, duygularımızı ayağa kaldırmaya yarar...
güzel başlayan bir iş gününü kabusa çeviren illet. sabah gayet özenle giyinir, işe gitmek üzere yola çıkarsınız. hava açık, elde şemsiye yoktur. birden bastırır bu, haber verme adeti yoktur. önce yanınızdan geçen bir arabanın sıçrattığı suyun altında serin bir duş alırsınız, akabinde iş yerine ulaştığınızda sıçana dönmüş saçlarınıza şekil vermeye, paçalarınıza bulaşan çamuru arındırmaya çalışırsınız. delirmek işten bile değildir.
yanıma şemsiye almamış olmam sebebi ile şu an dışarıda yağıyor mu diye merak ettiğim... yok yağıyorsa; eve nasıl ıslanmadan gidilir, onu düşünmeye başlayacağım... ***
bertuğ cemil'den geliyor:
küçük hesaplarla geçiyor yaşam
büyük kavgalar hep küçük şeyler için
arsız ayaklar altında alın teri
kırılgan naif elleri
yalanlar yalanlar yalanlar
bulutların ardındaki güneş gibi gerçek
sevilmeye muhtaçken kimileri
kirli avuçlara düşüverecek
yağmur
geri verecek buharlaşan sevgimizi
yağmur
sessizce silecek kibirimizi
vadide akmayı öğrendi nehrimiz
kas katı insanların arasında
sevincin resmi olacak doğa birgün
biz genişleyip denize varınca
yağmur
bazen tutkudan delirince
kapanmalı kendine
yağmurun kucağında
doymalı sessizliğe
yağmur