anne hani tv'nin üstünde duran saksının suyu dökülmüştü ya, o abimin değil benim suçumdu.
edit: e yani her dönemde LCD yoktu, annem cidden tv'nin üstüne saksı koyardı.
babam her gün işten gelirken bana küçük çikolatalardan alsın diye "eğer bir akşam bile getirmezsen seni bir daha öpmem" diye tehdit ediyordum. umarım bu tehditlerimi gerçek algılamıyordur. düşünsene sözlük babamı öpmemem mümkün bile değil. hele eve geldiğinde kucağına atlayışım, birlikte güreş tutuşlarımız. küsmüş olabileceğimizi düşünebiliyorum bile. ama bazen sözlük babam ciddi bir tavır takınıyor. sanırım yaptığım tehditlerin dozajını düşürmeliyim. tamam mesela haftanın 7 günü değil de 5 iş günü çikolata alsa da olur. sırada bu kararımı babama açıklamak var. zor olan ise 7 gün yerine 5 gün çikolata yemeye alışmak.
6 yaşında olmak da zor be sözlük. bir de sen olmasan...
güzel kıyafetlerimle olmadık yerlerde uyumayı çok seviyorum.
bunu özellikle babam için bilerek yapıyorum.
annem üzerimi değiştirip pijamalarımı giydirsin, babam kucağında taşıyıp beni eve, yatağıma götürsün diye..
sözlük abi; hani şu dünyaya gelme olayı varya, leylek falan. hem leylek diyolar hem gece 12 den sonra televizyon izletmiyorlar. geceleri bu leylekler ne halt ediyor çok merak ediyorum...
(bkz: 80 lerde çocuk olmak)
annem pazara gittiğinde sigarasından bir tane alıp yaktım amacım onun ve babamın zevkle içtiği o meretin tadını öğrenmekti fakat bir nefes çekip deli gibi türürerek bahçeye çıktım ve burası en güzel yeri dikkat o sigarayı gömdüm.
o blenderdan karışarak geçen bi sürü sebze meyvenin üstü bi parmak posalı, köpüklü ve iğrenç suyunu bahçeye çıkıp içerdim genelde dimi, ama içmedim işte, ağacın, çiçeğin dibine falan döktüm hep, napiyim ama, kussa mıydım, iğrençti be abi yalan mı.