yemekteyiz kardeşimle dedem arasındaki konuşma;
-dedee..!
-efendım
-ben 10 numaralı hacı olucam ( ozamanda hagi çılgınlığı var üstündede gs forması )
-afferim yawruma hay sen çok yaşa hacı olucak benım torunum
-... aile meclisi kahkahalarda.
lise 1 bitip sayısal seçildiği yaz tatili arkadaşla gezilmektedir. bir amca bizimle iletişime geçer.
- burada sayısalcı var mı?
+ (biz hafif şaşkın birbirimize bakar ve kısık sesle) bizz.
- (adam anlamayarak) sayısal bayi diyorum.
+ ha abi şu aşşağıda var ya. ***
aslında yaran değil üzen yanlış anlaşılmalar da olabilmektedir, bunun için ayrı bir başlık açmıyorum. en tuhafı da bir arkadaşınızın annesini öldü sanıp bunu herkese duyurup daha sonra bir şekilde ölmediğini anlamaktır. aslında durum o kadar değişik hislere gark eder ki insanı buna hem üzülür hem sevinirsiniz. insan hem kendine kızar "nasıl yanlış anlarsın böyle ciddi bir konuyu!" diye hem de ortada bir ölümün olmadığına sevinir. olayın en zor yanı da durumu toparlamaktadır.
+slm matrax bey ne iş yapıyorsunuz?
-psikolojik danışmanlık yapıyorum efendim.
+hım güzel meslekmiş, ben de psikiyatr olmak istiyordum.
-hayır efendim ben psikolojik danışmanlık yapıyorum, psikiyatr değilim.
+anladım. peki bir şey merak ediyorum matrax bey.
-buyrun?
+size gelen hastaların ne hissettiklerini gerçekten görüyor musunuz?
-efendim ben doktor değilim, sadece yol göstericiyim.
ben:tıraş olmam lazım
kardeşim:flash mı alcan 8 gb lar ucuzladı abi
ben: 8 gb mı, ne 8 gb ı
kardeşim: sen flash demedin mi
ben: muhahahaa tıraş olcam dedim olum.
okulda üç kız arkadaş ilerlerken biri diğerine:
- bak gerçekten istiyosan içinden geliyosa ver.
- ya istiyorum tabi ama işte bir şey olur diye korkuyorum.
bir elbise hakkında bu kadar ciddi konuşabileceklerini nerden bilebilirdim ki?
kardeşimin sabah kahvaltısı için aldığı meyve suyunun kapağında ok işaretinin üstündeki açılır yazısını, uykunun da verdiği sersemlikle acılı diye okumuştum. "yeni yeni adetler çıkarıyonuz başımıza, acılı meyve suyu mu olurmuş, sena'ya iş verirsen böyle bok içersin kahvaltıda" diye kükremiştim evde. çocukcağız da neye uğradığını şaşırdı ev ahalisi de. sonra ben ayılıp salaklığımı farkedince baya bi güldük tabi.
hoşlanılan kimse ile yazışıyorsun. saatler geçiyor farkına varmıyorsun.onu ve yazışmaları bütünleştirip coşuyorsun.karşıdan 'pencereye bak' şeklinde yazı beliriyor ekranda. sen bir hızla koşup aynaya bakıyorsun.karşısına çıkacaksın sonuçta ayna şart. o ha, geldimi yani, evin önüne mi geldi, olamaz, yok lan, şeklinde düşünsende koşa koşa 5 saniye de hem aynaya bakıyorsun hem pencereye koşuyorsun. geliyorsun pencerey. kimse yok. iyice bakıyorsun. yok . bilgsayar ekranına geliyorsun.nerdesin yazıyorsun. ne? yazıyor. pencereye bak dedin yazıyorsun. sabah oldu onu dedim artık uyusak manasında yazmıştım diyor. ölyorsun...
ben: anne ben rodi mood a gidicem biraz da oraya bakayım ne var ne yok sen dolaş istersen ben gelene kadar
annem: hollywood a mı gidiceksin?!
ben: nerdee?
duvarda silinmeyen bir kırmızı leke görülür , pencerenin önüne gidilir ve kırmızı lekenin kaybolmadığını görünce "şeytaaağğğn" diye bağırılır daha sonra asıl kahraman gelir ve sehpada açık kalmış lazer oyuncağı alır ve gider (yaşadım , yaşattım )
duş alırken hallelujah şarkısını söylüyordum. babam da, anneme ''bu çocuk kurt gibi uuuuluyor'' demiş. annem de, duştan çıktıktan sonra bana bundan bahsediyor. ben de, ''siz çok yanlış anlamışsınız'' dedim.
daha da yanlış anlaşılmaktan korktum açıkçası. duşta 31 fantezimin olduğunu düşünmüyorlardır umarım.
cok sakin kendi halinde bir cocuktum, ortaokuldayken tenefuste bizim siniftan 3-5 kiz kosede cips almis yiyorlardi, bende cakallik yapip hepsinden 3er 5er tane otlanicaktim, yanlarina gittim;
-Alabilirmiyim bitaneler(cogul yapip hepsinden alicaktim guya, yanlis cumle)
Kizlar=+&+%?#+
-(cipsleri avuclayip olay yerinden uzaklasirken) ne dedim lan ben...