benim de şahid olduğum anonslardan biridir. park edilmeyecek bir alana park eden araca anons çeker. '' 34 bilmem ne bilmem ne aracı çıkar oradan'' bizim ki anonsu alırken çıkmaya hazırlanıyor ve o çıktıktan sonra başka bir araç 34 bilmem ne bilmem ne nin yerine burnunu sokmakta, tam girerken o müthiş anons tekrar geçiyor. ''ulan pezevenge bak daha yeni adamı çıkardık oradan ulan!!''
Bir pazar sabahı 34 plakalı aracımı çanakkale iskelede bombacı hasan denilen adamın dükkanının önündeki kaldırıma yarım yamalak çıkardım ve hemen ara sokaktaki kır pidecisinden pide alıp gideceğim. klasik çanakkale polisi 34 plakalı aracı görünce hemen yanaştı,
- 34 devam et bekleme yapma, yaparsan cezai işlem bıdı bıdı bıdı...
dükkandan koşarak çıktım elimde pide poşetleri, el yaptım hani pide aldım gideceğim tamam diyorum, ardından polisimiz:
- 34 devam et aksi halde cezai... -kaç tane pide aldın?
+hönk?!!^' 2 diye işaret ettim elimle,
- kıymalı mı patatesli mi diye haykırdı megafondan, tabi yardı bayaa bi ancak ben hariç tüm iskelede otobüs bekleyenleri.
Bir komser ve sevgilisi polis arabasında oturken şöyle bir anons gelir.
bilmem kaç bilmem kaç, yolda üç tane or...pu var. tamam.
komser kız arkadaşının yanında utanır ve hemen telsize sarılıp telsizin diğer ucundaki memura ´bu ne biçim anons, malum kadın deyin biz anlarız.´ diye fırça atar.
on dakika sonra gelen telsiz anonsu ikisini de kahkaha krizine sokmuş. ´komiserim malum kadınlar orospu değilmiş. tamam.
sahilde bir akşam arkadaşlarla yürüyoruz ama nasıl hınca hınç. millet akmış. yandan da arabalar geçiyor falan. "vıjjııt" diye kırmızı bir motor geçti, ardından bir motor daha. polis arkadan normal hızda giderken şöyle seslenip, sahilde bu anonsu duyanların gülmesine yol açmıştır:
"kaç kaç nereye kadan, kuccaağma gelecen oluum kucaağıma"
eveet. yine hikaye ile karşınızdayım. yıl 2000 falan. ankaradan bir grup öğrenci saçmasapan bir geyikle başlayan bir macera ile afyon'a gidiyor. geceyi orda geçiriyorlar. içiyorlar falan. sabah erken saatte, okula da yetişmek için hızla afyondan ayrılmak için yola çıkıyorlar.
kent merkezinde normalin biraz üzerindeki bir hızla ilerlerken, sarı yanan ışığı farkedip, takılmamak için gaza yükleniyorlar. kenardaki su birikintisinden geçerken sıçrayan su, camını hafif açmış ve içerde uyuyan polise denk gelince kırmızı da yanmasın mı. ışıkta durup titreyerek beklemeye başlıyorlar.
şekerlerme yaparken uyanan polis memuru (heralde derin uykuda idi), yerinde çıkmadan megafonu çalıştırıyor ve kent merkezinde o anons yankılanıyor:
ankara mithatpaşa ;
otobüs durağında bekleme yapan araçlara:
-araçlar bekleme yapmayın,
kimse iplemez
-araçların içindeki insanlar ! araçlarla mı konuşuyom ben.
her sabah olduğu gibi yine iş için evden arabayla çıkılır. çok gereksiz bir yerde trafik lambası var.(gereksiz olduğunu sonradan kaldırılmasından anladık).bu lambada tehlike arz etmediğinden kimse durmaz. kahramanımız* sarıdan kırmızıya dönen lambada durur.arkaya ışınlanmışcasına gelen ekip otosundan anons duyulur.
-** alaycı bir sesle, lan modifiyeli doğan, yörü yörü! biz olmasak duracan sanki amuğaa goyyim!