birkaç dakika önce en yakın arkadaşım tarafından ulaştırılmış bilgi olup şahsımı yarmış geçirmiştir. sevgilisinin olmamasından yakınan arkadaşıma tam o sırada, kendisinden hoşlandığı düşünülen bir hatun "benimle çıkar mısın?" şeklindeki saçma soruyu sormuş bulunur.
limanda oturmaktayız. karşımızdan hatunlar geçmekte, bu sırada bir arkadaş eline ufak bir taş alarak kızlara atar. taş kızlardan birinin kafasına gelir, bunun üzerine kız arkadaşa döner ve "mal mısın?" der. biz tabii yerlerde.
istanbul'dan edirne süloğlu ilçesine gitmek için yola çıkılmıştır, yaklaşmışızdır ilçeye tabelası görünmüştür ama baba hala dümdüz arabayı kullanmaya devam etmektedir...
akhyls: baba tabelayı görmedin mi? süloğlu sağa doğru diyo.
baba: aman ne var ne güzel kaymak gibi gidiyorduk.
a: hail and kill b: bir arkadaş c: bayan bir arkadaş
olay yeri: bir konser alanı ( isim vermem hayran tepkisi yüzünden)
c sanatçıyı çok sevmekte a ile b ise bu durum ile dalga geçmektedir. a ile b sık sık bir şeyler konuşmaktadır. c bu durumdan rahatsızdır. sık sık "benim hakkımda mı konuşuyorsunuz?" diye olaya atlamaktadır.
c: var ya bu şarkı çok romantik ya!
b: (a' ya dönerek) evet, evet... sanki bir orospu ile yatarken yazmış.
ablam, halam, babannem ve ben otobüsle bir yere gidiyoruz. en arkada oturmaktayız. babannem de tam ortada oturuyor. otobüsün ani fren yapmasıyla kilolu babannem top gibi yuvarlanır öne kadar. biz başlarız gülmeye. bizim kahkahalarımıza kızan babannem bize "ne gülüyonuz galtaklar?" der. hem utanır hem güleriz.
lise zamanları, arkadaşla internet cafe'ye gitmişiz. oturduk neyse efenim fifa filan attık, bitti. derken arkadaş, arkalarda tek başına oturmanın da verdiği gazla, "aga ben bi porno gireyim ya" dedi. "kafedeyiz, girme olm malmısın" dediysem de durduramadım.
sonra bu arkadaş girdi bi siteye, ama o kafedeki pc'lerde filter varmış. arkadaş küfredip browser'ı kapatırken, ana makinadaki kafe sahibi, bu arkadaşa bağırır;
- şişşt, lan! 26 numara! ne sitesine girdin lan çık ordan çabuk!
bir vücut geliştirme salonuna girmemiz ve herkesin bize acayip acayip bakması. ertesi gün tekrar gelmemiz ve tekrar aynı muamele ile karşılaşmamız. kapıdan çıkarken, içeriye ayakkabıyla girmenin yasak olduğunu anlamamız.
ev arkadasi sigarayi birakmistir. eve bir klasik muzik furyasi baslar akabinde. zaten sikintili gecen gunler klasik muzikle daha bir zor hale gelmistir. adam artik sikintidan ne yapacagini bilemez halde oraya buraya salca olmaktadir. bir gun sigarayi birakan arkadsin kapisi calinir. gel gel der arkadas. iceri girersin gordugun manzaraya inanamazsin. cocuk amuda kalmistir. kan beynine inmis. artik kac dakkadir duruyosa oyle. 'lan olum naapiosun?' cevap masumanedir. ' off aga canim sikildi ya, takiliyorum oyle'
az önce ki entrym de de bahsi geçen tesbih (bkz: yaran olaylar/#5185869), yine elimdeydi. bir vücut geliştirme salonuna giderek oradaki herifle görüşmemiz gerekiyordu. mekana gittik, kapıdan içeri girdim. bir baktım, sağ tarafta bizim okulda okuyan, ismini dahi bilmediğim fakat hoşlandığım kız oturuyordu. neyse iki üç adım attım, bir baktım sağ elimde tesbih, habire sallıyorum kabadayı gibi. kız da bana bakıyor. biraz geç de olsa toparlandım ve tesbih i cebime atmayı başardım.
yerde tesbih buldum ve sürekli sallamaktayım. dönercinin önündeyiz, döner bekliyoruz. ardından bir turist geldi ve döner istedi. sırada bizim olduğumuzu söyledi dönerci ve herif bana dönerek, "sorry bro" dedi. bende ağır bir hareketle tesbih elimde, elimi kalbime götürme hareketini yaptım "önemli değil dostum" hesabı. çok komik bir görüntü çıktı ortaya, etraftaki kırıldı.
vallahi bizi yardı, bilemiyorum, sanırım yazı yolu ile o an ki komik durumu tam anlamıyla aktaramıyorum. sağlık olsun.
sınıfta ingilizcesi en iyi olan benim,* ingilizce dersinde hoca örnek cümleler istiyor şu cümle bağlamalı şeylerden. var ya hani who, which, whose. relative miydi onlar? unuttum adını. her ne boksa.
arkadaş "köprüden atlayan adamın psikolojik sorunları vardı" şeklinde şahane bir soru cümlesini yöneltiyor şahsıma, çevirmem için. o an telaş yapıp birçok kelimeyi hatırlayamıyorum niyeyse ve istemsiz olarak bağırıyorum hocaya,
"the man who atladı köprüden had psikolojik problems"
yemin ederim google translate'ten beter hissettim lan..
uşak'ta öğrenci olduğum dönemde geçen olaydır.(2007 yılı)
19 mayıs nedeniyle uşak merkez'de yerel bir grubun konseri vardır arkadaşla hadi izleyelim denir gidilir. o gün de 19 mayıs 2007 galatasaray fenerbahçe maçı vardır(o olaylı maç), zaten daha önceden şampiyonluğunu garantileyen fenerbahçe 2-1 galip ayrıldıktan sonra maçı seyreden fenerbahçeli bir grup uşak meydanına gelir ve hayvan gibi bağırmalarının yanında şarkı söyleyen insanlara pet şişe filan atılmaya başlanır. insanlar yapmayın derken aradan beşiktaşlı olan bir arkadaşımın tam ses kesildiği an yarramı ye fener diye bağırması ve o kalabalığın dönüp bize bakması, bizim kafalarımızı başka yöne çevirmemiz.
annem, teyzemlerin evine gider; hemen yan apartman. altın günü tarzında bir olay var anladığım kadarıyla, kadınlar geliyor kekler börenkler falan filan. ben de evde oturuyorum. telefon geliyor, "çocuklar gelip evde oyun oynayacaklarmış göz kulak ol" diye. tamam diyorum. 2 saat sonra dışarı çıkacağım, ufaklıklar geliyor, birisi kolumu boyuyor; deterjanla şimdi çıkardım. efenim, 10 yaşındaki kız kardeşim de çocukları apartmandan apartmana taşıyıp duruyor. ama nasıl sinirliyim, bebeler bağırışıyor, açım, millet orada pasta börek götürüyor, evde yemek yok; dışarda yesem, tek kuruş para yok!
arayıp bağırıyorum, gelin alın çocukları, yemek de getirin diye. her zaman yaptıkları gibi, bir tabak börek falan bekliyorum.
ağzına kadar tavuklu pilav dolu tencereyle bir tepsi baklava gönderiyorlar. anneme ve arkadaşlarına bu manidar mesaj için teşekkür ediyorum. belki sinirlerim bozuk olduğu için yarıldım ben, ama öyle, yarıcı sanki, yaran gibi.
yer: erzurum
olay kahramanı: erzurum'un ilçesi narman'lı bir yaşlı amca
arabayla normal bir hızla geliyoruz, yolun ortasında bir yaşlı amca göründü yolu ortalamış elinde eski sigara tabakası içmek için sigara sarıyor kornaya asıldık cam açık;
-amca kenardan gitsene ya.
+ne olduki ula patladın mı? az dur şu cıgaramı saram.
-!?! *
gıcık edilen kız arkadaşın gece 2'de evinden dışarı atması, pijamalarla sokakta kalmanız; ardından fırına sığınmanız. aradan bir süre geçtikten sonra da kız arkadaşın en önemli projelerinin içine köpek maması dökmeniz, kız arkadaşınızın maketini köpeğinin yemesi. ardından kız arkadaşınızın bir ay boyunca kasarak maketi baştan yapması, sizinde pis pis sırıtarak gülmeniz.
Las vegasda bir otele yerleşmiş adamın karısına atıığı mesajın karışmasından çıkan olaydır.
Olay:Adamın teki las vegastaki otele yerleşir e-postayı karısının adresi yerine kocası dün olmüş bir kadına e-posta atmıştır e postada
+sevgili karıcım bana burda çok iyi hizmet ediyorlar daha yeni geldim burda sevdiklerimize e-posta atmak için bilgisyar bile var sanki herşey sen yarın geliyormuşsun gibi hazırlanmış
annem ben ve minik kardeşim doktora gitmiştik. bende genelde hep bir şey anlatırken konu konuyu açınca söylemek istediğimi unuttuğum oluyor bazen diye küçük bir not kağıdına doktora sormak istediklerimi not almıştım. beklerkende annem tahlillerini getirdin mi, belirtileri iyi anlat gibi şeyler söyleyince bende hazırladığım kağıdı gösterip; yazdım, unutursam bakarım dedim. o sırada hiç bizi dinlemiyor gözükken kardeş, doktor sizi dinliyorum şikayetiniz diyince elimden kağıdı alıp
- doktor bey, *
-doktor beeeyy, bak burda yazıyor. hepsini yazmış ordan okuyacaktı. demesi *
cemaat topluluğu içinde herkesce bilinirki eve gelen öğrencilere "şakirt" diye hitap edilir ve bilinirki oda da 3 veya 4 lise öğrencisi yatmaktadır. ama aralarına katılan yeni biri vardı ki bundan habersiz ve ağzı küfürden geçilmeyen biridir.
saat 4.30 suları cemaat abisi sabah namazı için şakirtleri namaza seslemeye gelir ama yeni katılan üyenin bu durumdan pek haberi yoktur.
-hadi şakirtler namaza...
+zzzzz
ikisi kalkar ama yeni üye halen uyumaktadır.
abi
-şakirt namaza...
+ıhhıı?!
-şakirt namaza...
ve sonunda dayanamaz bizim yeni üye yarım gözler açık bir şekilde
+kim bu şakirt amk kalksın namaza bırakmıyorlar yatalım.
-!?!?
otobüsteyiz ama tıklım tıklım. klasik bir pendik otobüsü.
otobüs durağa yanaşır; yolcular ön kapıdan binmeye başlar. ön kapı artık kapasitesini aşmış, yolcular binememeye başlamıştır. aşağıda kalan biri ise orta kapıdan içeriye mazlum bakışlarla bakmaktadır. bunu gören abla şoföre seslenir.
- şöför bey, müşteri var.
arkadaş:
-otobüsü mü satın alacak abla.
***
yer internet kafe. öğlenden sonra okuldan çıkan liseliler cs kapışmaktadır. kafede sessiz bir anda içeriye giren bir adam:
yer kabataş kadıköy iskelesi.
diyalog akbil basılan şey ile bosbelesisler arasında geçmektedir.
bosbelesisler evine gitmek üzere vapura binecektir ancak gerisinde sevdiceğini bırakmak ona çok koymaktadır. para da yoktur ki sevgili kalksın gelsin en azından kadıköye kadar. bu durum üzerine, akbil basılan şey, aylık abonmanı iki kere kullanmamıza izin versin diye ikna turlarına çıkılmıştır.
bb: bak kankaa her gün gelip geçiyoruz burdan ayıp oluyo şu kadarcık hatrımız yok mudur yani!? nolur bi kerecik daha basıversek. bak şimcik ben gidicem uzaklara, bu adam burda kalıcak. bi de bunun bi amcasının oğlu var. gavat biraz afedersin. ya çocuğun aklına girerse ya mazallah yanlış yollara sürüklerse vallahi yapar o... ahh kanka aah bi bilsen ben gidiyorum bu * kalıyo burda kimbilir ne yapıo biliyo muyuz!? hayır! ahh kankacığım bi bilsen içimi bi bilseeen! allasen izin ver de benimle gelsin be hadi be.. *
artık vakit gelmiştir. vapur kalkacaktır. o kadar dil boşadır. ben ki koskoca bosbelesisler bir dünya dil dökmüşüm, o akbil basılan şeye ancak her seferinde o iğrenç, bangır bangır kontör yetersiz sesi kulaklarımızla yankılanıyordu. tam umutlar kesilmişken sevgili son bir kez daha dokundurmuş akbili ve mucize gerçekleşmişti işte!
önce o iğrenç, bangır bangır kontör yetersiz sesi çınlattı ortalığı ancak son anda geçiniz sesiyle karıştı ve aman allahım o da ne turnike açılmıştı. evet. resmen geçilebiliyordu. akbil basılan şey dayanamamıştı sevenlerin ayrılmasına! vapura doğru koşarken gülmekten yarılalım mı yoksa töbe bismillah diyerek etrafta vurulacak tahta mı arayalım bilemedik ***
gazi üniversitesin'de reisin biri kıza aşık olur. kızın yanına gider, masaya yumruğunu vurur ve:
-seni seviyorum a.q der.
kız malum tokatı patlatır reise. reis çok kızar bu duruma. arkadaşları reisi sakinleştirir. reise tembihte bulunurlar; reis gönül işlerinde kabadayılık olmaz duygusal olmak gerek, kızı etkilemen gerek falan derler. reis tamam der ve ertesi gün kızın masasına tekrar gider ve kıza:
-sensiz doğan güneşin a.q
elinde kalemle gelip benden kalem isteyen, kalem kalmadı cavabını alınca kalemleri alıp götürenlere söven, sonra elinde dükkana ait olan kalemle çıkıp giden müşteri.
iyi okuyunuz efendim, bir football manager ilgilisiyseniz; bu kısa, bir şekli olmayan entryde bile yarılabileceksiniz. ben yarıldım, sanırım siz de yarılacaksınız.
canım sıkıldı ve her şeye yeniden başlamak istedim erzurumspor ile. buraya kadar her şey güzel. ama ben bu olaylara ölüyorum be abi...
1. takımın başına geldiğim ikinci haftada olympique marseille takımını erzurum'a getirdim. üstelik hazırlık maçı için.
2. yönetim "russun sen, ikinci milletin de yunanistan. nasıl anlaşacaksın lan takımla?" diyerek ayar verdi.
3. balondan basın açıklamalarımın ardından "kuznetsov hayallerinin gerçekleştiğini söyledi" tarzında yazılar çıkıverdi. evet erzurumspor en büyük hayalimdi.
4. marseille ile oynadıktan sonra götü boklu ofspor karşısına çıkmak moralimi bozdu.