yer kabataş kadıköy iskelesi.
diyalog akbil basılan şey ile bosbelesisler arasında geçmektedir.
bosbelesisler evine gitmek üzere vapura binecektir ancak gerisinde sevdiceğini bırakmak ona çok koymaktadır. para da yoktur ki sevgili kalksın gelsin en azından kadıköye kadar. bu durum üzerine, akbil basılan şey, aylık abonmanı iki kere kullanmamıza izin versin diye ikna turlarına çıkılmıştır.
bb: bak kankaa her gün gelip geçiyoruz burdan ayıp oluyo şu kadarcık hatrımız yok mudur yani!? nolur bi kerecik daha basıversek. bak şimcik ben gidicem uzaklara, bu adam burda kalıcak. bi de bunun bi amcasının oğlu var. gavat biraz afedersin. ya çocuğun aklına girerse ya mazallah yanlış yollara sürüklerse vallahi yapar o... ahh kanka aah bi bilsen ben gidiyorum bu * kalıyo burda kimbilir ne yapıo biliyo muyuz!? hayır! ahh kankacığım bi bilsen içimi bi bilseeen! allasen izin ver de benimle gelsin be hadi be.. *
artık vakit gelmiştir. vapur kalkacaktır. o kadar dil boşadır. ben ki koskoca bosbelesisler bir dünya dil dökmüşüm, o akbil basılan şeye ancak her seferinde o iğrenç, bangır bangır kontör yetersiz sesi kulaklarımızla yankılanıyordu. tam umutlar kesilmişken sevgili son bir kez daha dokundurmuş akbili ve mucize gerçekleşmişti işte!
önce o iğrenç, bangır bangır kontör yetersiz sesi çınlattı ortalığı ancak son anda geçiniz sesiyle karıştı ve aman allahım o da ne turnike açılmıştı. evet. resmen geçilebiliyordu. akbil basılan şey dayanamamıştı sevenlerin ayrılmasına! vapura doğru koşarken gülmekten yarılalım mı yoksa töbe bismillah diyerek etrafta vurulacak tahta mı arayalım bilemedik ***