sene 2002 civarı oran sitesi dolmuşlarının kalkış yeri sıradaki dolmuşlardan birine binmiş olan ben gelecek son yolcuyu beklemekte olan yolcular sıcaktan hadi gelsede biri gitsek tarzındaki dolmuşçu.
ve o beklenen an gelir yaşlı bir teyze dolmuşa son yolcu olarak biner ardından şu soruyu sorar:
evladım oran ne zaman kalkar ?
bütün dolmuş oran sitesine kadar yarım yarım yarılmıştır dolmuşçunun aslında kaza yapmasına sebebiyet vermiştir bu teyze.
babannenin biletix reklamında geçen cümleyi duymasıyla başlar herşey..söylenen reklam biletler biletixdedir..babanne bunun ardından neden biletler bilecikte der...
aslinda yazacagim yaran bir olay degil ama yazacak baslik alti bulamadim. turizm lisesinde calisan bir ogretmen, ben ve gezi duzenlemek isteyen diger bir ögretmen arasinda gecen diyalog, son derece üzücü aslinda.
ögrt.1: hocam bu sene dubrovnik'e gidecegiz senin acentan var ne kadara mal olur bi baksan.
ögrt.2: bizde bosnaya gidiyoruz ogrencilerle saraybosna uzerinden gidicegiz isterseniz sizde oradan gidip bize katilin.
ögrt.1:hocam zagreb uzerinden gidecegiz biz oyle dusunduk
ögrt.2:ya zagreb uzerinden niye gidiyorsunuz oraya vize var.
ben: hocam hirvatistan'a vize yok
ögrt2: (bilmis bi tavirla) hirvatistan 'a yok ama zagreb'e var.
ben:.......
simdi bunu diyen acenta sahibi ayrica lise de ögretmenlik yapan birisi. turizm konusunda uzmanlasmis ama zagrebin hangi ulkede oldugunu bile bilmekten aciz. nutkum tutuldu öyle diyince bisey diyemedim.
anne adı baba adı, anne mesleği baba mesleği gibi tırış bilgilerin yer aldığı bir anket yapılması. hocanın öğrencilere kağıt vermek yerine soruları sorması ve bilgileri girmesi.
inceleme yapan müfettişin "x yavrum kalk ayağa, annenin adı mahmut ve mesleği kuru yük gemisi kaptanlığı, baban asiye ev hanımı. nasıl yani?" demesi, sınıfın (hoca da dahil) yarılması, gülmekten ölmesi. arkadaşın, hocanın talimatına uymayıp bilgiyi tersten verdiğinin, hocanın da bunu fark etmediğinin farkına varılması.
dün arkadaşlarla beraber taksim'de makaranın dibine vurulmuş, biraların üzerine kayışı koparmak için 2 şişe nuri alço içilmiştir. Kafalar göt gibi olduktan sonra evli evine köylü köyüne hesabı eve dönmek için yola çıkmışımdır.
otobüse bindikten sonra boş olduğu için en arkaya gidip uzandım. alkolünde etkisi tabi gözümü bir açtım iett garajına doğru gidiyoruz gecenin bir vakti. şoför beni gördü "sen burda mıydın ben seni fark etmedim" dedi. Dur seni bırakayım son durağa ordan yürürsün dedi, ki son duraktan da iett garajından da hemen hemen aynı mesafeyi yürüyeceğim.
tam bunu konuşurken de iett garaj sapağını geçtik şoföre dedim abi sen dön ben ordan da giderim aynı mesafe. iyi dedi taktı geri vitese geri geri gidiyoruz yolda. gecenin bi yarısı yollar boş. tam sapağa yaklaştık arkadan bir araba geliyor baktık araba dümdüz geliyor nerdeyse çarpacak.. silme geçip o da bizim döneceğimiz sapağa girdi. bizde peşinden.
şoför tabi saydırıyor adama "amınakoduum koca otobüsü görmedi az daha gitsek çarpacak vs" ee haklı da bir yerde ben de aldım gazı sayıyorum "bu saatte kimbilir ne içmiştir yavşak, göt bunlar abi bakmıyolar ki önlerine. sizin işiniz de zor be abi falan. ulan araba hemen önümüzde plakaya bi baktım 06 vs vs, mercedes s500..
dayım bilmemnerenin prens ve prensesinin makam şoförlüğünü yapıyor 1 haftadır, istanbul'u gezdiriyor falan. Altına tahsis edilen araba da önümüzde giden araba. ben tabi şoklardayım ahaha. aradım dayımı dedim şahinkaya yolunda giden sen misin? benim dedi. dedim dur geliyorum. şoföre dedim indir abi beni. aptal oldu lan adam yüzüme bakıyo mal mal ahahhaa. daha 15 saniye önce beraber saydırdık dayıma, şimdi indir beni diyorum.
indim atladım arabaya dayıma anlattım mevzuyu gidene kadar sıçtık altımıza arkadaş. komedi filmi gibi lan ahahaha
arkadaş gecenin 3ünde msndedir, laf atılır:
- lan şş, ne iş olm bu saatte, kız mız işleri mi?
bir saat sonra cevap gelir:
+ yok mına koyim makina labın raporunu yeni bitirdim, 5 saatimi aldı şerefsiz..
arkadaşlarla toplanılmış tekila içilecektir, şatlar hazırlanır, tuz dökülür, limon hazırda bekletilir. o sırada arkadaş gelen ses herkesi yarar : "bismillahirrahmanirahim"
bir derdim var butonundan moderasyona ismimi ve şifremi değiştirmeleri için 4 tane mesaj attım.meğer ordaki entry numarasına tıklamak gerekiyormuş cevabı görmek için.4. mesaja kadar bunu farkedemedim.
buyrun mesajlar:
1. mesaj: lütfen adımı değiştirin, adımın owner of a lovely heart olmasını istiyorum
cvp: tamam lütfen onay mesajı atın
2. mesaj: lütfen adımı değiştirirmisiniz? ayrıca şifremi de unuttum onuda atınız.*
cvp: tamam lütfen yeni şifrenizin ne olmasını istediğinizi belirtiniz.
3. mesaj: lütfen adımı değiştirin... ayrıca yeni bir şifre verin.
cvp: tamam şifreniz xxxx olarak değiştirildi
4. mesaj:lütfen adımı ve şifremi değiştirirmisiniz.lütfen ama artık.
cvp: tamam isminiz de owner of a lovely heart olarak değiştirildi.
-hoşgeldiniz efendim. ne istemiştiniz?
+peynir istiyorum.
-tabii. en güzel peynirler bizde. hangisi olsun.
+ımmm. şey. ne keçi olsun ne koyun böle...
-ohaaaa! başka ne varki zaten. başka hayvan mı kaldı?!
+sen varsın ya kardeşim, sen varsın ya.
yer: mecidiyeköy-metro istasyonu
zaman: 1 ekim 2009 (gs - sturm gras maçı sonrası)
maç çıkışı kalabalık bir taraftar kitlesi yer altına inmiş metro beklemektedir. metronun klasik uyarısı yapılmıştır: "lütfen dikkat! can güvenliğiniz için lütfen sarı çizgiyi geçmeyiniz!"
birkaç saniye sonra benzer tonda bir uyarı daha gelir: "lütfen dikkat! sarı çizgiyi geçmeyen fenerli olsun!"
ve ardından bu elinde megafon bulunan taraftar ve yandaşları ardından metrodaki kişilerle birlikte küfürlü küfürsüz hep beraber tezahürat yapılması.
saat: sabaha karşı 4-5 arası.
mekan: ankaradan istanbula giden ulusoy turizmin ilk iki koltuğu.
normal hızla yoluna devam eden otobüsün bi anda sağ şeride doğru geçmesi ve geçerken şoförün;
-azrail geliyor azrail!!
demesi.
buraya kadar bişi yok tabii. merak ettik azrail kim diye, çevirdik kafayı sola, bi de ne görelim. has bingöl turizm son sürat. bi bingöllü olarak gururlansam mı, utansam mı bilemedim. ama dün geceden beridir çok gülüyorum.
kadıköy'de 2 tikinin bir kitapçıda konuşmasıdır, görülmüştür, yaşanmıştır. tikilerden biri der ki; "aa gördün mü aşk-ı memnu'nun kitabı çıkmış", öbürü de "inaanmıyoruumm yaaa?"
bursa'dan istanbul'a gelecek eski sevgilinin, "farklı bi' kıtaya gidicem" triplerine girmesi. hani amerika falan sanmış millet. avrupa yakasına geçecekmiş, onun geyiğini yapıyormuş lan.
ilişkilerde henüz toy bir kişinin ilk kez bir erkek arkadaşına evdeyim diye yalan söyleyip , dışarı bir kafeye gidip iki kız,iki erkek karşılıklı oturması,kahve içmesi ektiği kişininde aynı kafede tesadüfen bulunması bu kişiyi yakalaması ekildini öğrenmesi kırıp geçiren bir olaydır.
ailecek çeşmeye tatile gidilmektedir. babamın kullanmış olduğu otomobil tıngır mıngır urla karayolundan ilerliyor. çeşmeye birkaç km. kaldı derken, aniden yol kenarında ne idüğü belirsiz hayat kadınları belirmeye başlıyor. yoldan geçen otomobillere garip el işaretleri yaparak dikkatleri üzerlerine çekmeye çalışıyor ve bunu da başarıyorlardı. sayıları 7 ile 10 arasında olmalıydı. tam bu esnada yanlarından geçerlerken elleri havada bize beş, beş, 5, 5 diye el işaretleri yapıyor ve slogan atarcasına bağırıyorlardı. yaygaralarının nedeni malum. tam bu esnada aile için yaran dialog gerçekleşmişti;
ursbular: 5, 5, 5, beş, 5, beşşş
ben: oha!
annem: napıyor bunlar bişi anlamadım?!? babam: hiiç hanım. çeşmeye 5 km kalmış onu haber ediyorlar.
annem: %&++^%&!?
ben: ney? kopuşşş. kimin babası ya!
4 yıllık arkadaşım memet okulunu bitirmiştir. artık ankara da yapacak bi işi ne yazık ki kalmamıştır. ben ve arslan adında başka bi arkadaşım memeti uğurlamak için toplanmasına yardım ettikten sonra aştiye üçümüz beraber gideriz. birbirimize sarılıp vedalaştıktan donra arkadaşımızı otobüse bindirir ve kalkmasını bekleriz. bu arada memeti bi hüzün dalgası kaplamıştır, hani dokunsan ağlayacak. otobüs yavaş yavaş hareket etmeye başlar birbirimize el sallamaya başlarız. memetin gözlerinden yaşlar akmaya başlar, ben ve arslan el sallamaya devam ederiz, duygusallığın doruk noktasındayızdır. ve birden aştinin ortasında memete el sallamayı bırakıp naaah işareti yaparız. gözlerinden yaşlar akan memet neye uğradığını şaşar. aşti ahalisi de bize bakarak yarılır.
5 arkadaş akşam üzeri çimlerde oturmaya karar veririz. arkadaşın biri içine çıtçıtlı badi giymiştir. hem yürüyoruz hem de baya yüksek sesle konuşuyoruz. bir an bir sessizlik olur. o anda arkadaşın sesi duyulur:
-badim açıldı ve çıkan şey bacağıma fena batıyor.
tam o sırada yanımızdan bir çocuk geçmektedir. biz koparız. çocuk hızlı hızlı yürüyerek gider.
mynet in sohbet odalarından bir kızla tanışırsın ve akabinde msn den devam edersin, kız gayet güzeldir ve sohbete başlarsın. daha sonra kız kolunu yukarı doğru uzatır * ve koltuk altı ormanı bütün ihtişamı ile önünde durmaktadır.
bir beşiktaş maçı öncesi taksim'de arkadaşı bekliyorum. 1 saat sonra filan geleceğini söyledi, o sırada taksim'de olan başka bir arkadaşla oturduk, bir yerlerde bir şeyler içtik. sonra beklediğim arkadaş aradı ve aramızda geçen görüşme şu şekilde oldu:
arkadaş: ben taksim'e geldim, yanımda iki arkadaşım da var.
ben: yalnız gelmeni söylemiştim, peşine polisi ya da başka birini takmamalıydın. kız ölecek.
- hehehe yaa hadi bekletme bizi, gel çabuk.
+ tamam, nerdesiniz?
- girişteki dönercilerin birinin önünde bekliyoruz.
+ tamam, on dakika sonra ordayım. saatlerimizi ayarlayalım.
- çabuuuuuuk.
buluşacağımız yere doğru gitmeye başladım. gittiğimde arkadaşın yanında iki kişi vardı, ben de direkt tokalaşıp öptüm. sonrasında diyalog:
arkadaş: yaa niye öptün adamları?
ben: neden öpmeyeyim ki?
- adamlar turist, bana adres sordular. ben de gidecekleri yeri tarif ediyordum.
+ muahahahahahahahah. arkadaşların nerde?
- içerdeler, yemek yiyorlar.
+ ne bileyim be ben, hayret bir şeysin!
- hehehehehe
* lol.
turistlerde lol şeklinde güldüler tabi, avel avel sırıttılar. ben sırıtarak "ne gülüyorsunuz lan totoşlar" dedim, ne söylediğimi anlamadılar. çok eğlenceliydi.