caddede arkadaşla yürüyoruz derken arkadaşın telefonu çalar neyse o konuşurken tam yanımızdan geçmekte olan 40 lı yaşlardaki adam düşer gibi olur, ayağı kayar. noldu lan falan diye bakınırken arkadaş, ben ve adam aynı anda yere odaklanırız. yerde muz kabuğu vardır. adam gelişi güzel ittirmek ister ayağıyla neyse der geçeriz... arkadaş döner bakar hahaha mala bak hala muzu tekmeliyo demez mi ben koparım o anda. güleriz baya bi... yaklaşık 30 metre falan uzaklaşırız adamdan ama adam halen muzu tekmeliyodur... nasıl bi' kin güdüyosa muz kabuğuna karşı... hahaha adamın o beden dili gözümün önüne geldikçe gülerim.
lisedeyken bir grup delikanlının okuldan kaçarak randevuevine doğru yol almaları ve o gün olay mahaline gizli kamera yerleştirilmiş olması. bu gençler televizyona çıkmıştı, pazarlık ederken. hem de en ulusalından.
yaptıkları en büyük gerizekalılıksa okul üniforması ile gitmiş olmaları. hem okul müdüründen, hem de evdeki müdürlerinden bir posta dayak yedikleri rivayet edildi. okuldaki kesindi de evdekini bilemiyoruz tabi.
(bkz: bahtsız bedevi)
aslında çok acı bir olaydır.
ama bu başlığa yazmamın nedeni, daha fazla okunma ihtimalidir.
topkapı-sultançiftliği tramvayındayım.
ve karşımda oturan pardesülü kadının 3-4 yaşlarındaki oğlu "çişim geldi" diye söylenmeye başladı, annesi onu susturmaya felan çalıştı.
tramvayda hemen hemen kimsecikler yoktu benim dışımda.
kadın sağa sola baktı, kimsecikler yok.
çocuğu aldı, köşeye bir yere götürdü ve çocuk küçük abdestini tramvayın içine yaptı.
kadın birşey yokmuş gibi gelip oturdu... öyle...
Sınıfta uçak atıyordum bir kızın kafasına geldi.
+ noluyor yaaa kim attı onu.
- Ben, pardon.
+ malmısın.
- kes lan mal olasılık ben ne yapıyım bilerek mi attık.
+ salak yaaa
- aklıma ne geldiyse senin ben ......
**
20 kasım 2011 beşiktaş galatasaray maçında sabri oyuna girdikten hemen sonra sakatlanıp çıktı. önümüzde oturan kızlı erkekli bir grup var, durmadan konuşuyorlar. maçı takip ederken bir yandan da bunları dinliyorum elimde olmadan. kızın teki sabri yapma diyip duruyor. bakıyorum topu kaptıran selçuk. uyarıcam susuyorum. tekrar sabri yapma diyor, bakıyorum dışarı vuran kazım. uyarıcam susuyorum.
beş on dakika sonra ufaluji hatalı bir pas yaptı.
-sabri yapma.
-bayan -bu noktada kendimden nasıl tiksindim bilemezsiniz, bayan ne amına koyim- sabri oyunda değil, yok yani. çıktı gitti.
-?!!
Etkiajani deniz manzarasina karsi sevgilisine arkadan sarilmistir.
E, etkiajani
S, sevgili.
S: hayatim kalin montlarimiza ragmen nasil hissediliyor.
E: aletim mi?
S: aklin fikrin seyin de. Kalbinin atisini diyorum.
Bu olay harbiden yarmistir. Eee erkek adamin akli kulaginda olacak degil ya.
çok oynamaktan olsa gerek gerçek tarihle, medieval tarihini karıştırmaya başladım. Evde muhabbet ederken;
+ türkler viyanayı geçse varya kim bilir ne olurdu
- ne diyon olum bunlar sicilyadan avrupaya girmedilermi
+ ...
- 1 dakka ?!?
güzel bir son bahar günüydü. Arkadaşlar, arkadaşların arkadaşları ve ben.
HÇ: hoşlanılan çocuk
Hça: hoşlanılan çocuğun arkadaşı
HÇA: bizim (hç) da türkiyede ezan okumada dereceye girdi.
Herkesin popisiyim: aa öyle mi?
HÇ: Evet ya olmuştu öyle bir şeyler
Herkesin popisiyim: Hadi bize de ezan okusana.
Ortamdaki herkes bana anlamsız bir ifadeyle bakar. Herkesin popisiyim susar.
ve hoşlanılan çocuk bir daha yüzüme bakmaz. bu da bir anımdı işte. Ama madem türkiyede bilmem kaçıncı olmuşsun, okuyabilirdi o kadar kötü bir şey dememiştim bende.
psikiyatri stajı alan garip son sınıf tıp öğrencisi şizofrenik hastasıyla yarım yamalak konuşmuştur.
efenim hocası hasta başı vizite gelir:
- kimin hastası bu?
- benim hocam
- neyi varmış?
- (hastanın dosyadan okunan hikayesi akılda kaldığı kadarınca söylenir)
- peki bellek muayenesi yaptın mı?
- yaptım hocam.
- nasıl mış?
-(dosyada azalmış yazmaktadır) azalmış hocam..
- nasıl anladın azaldığı,ne sordun?
(zavallı öğrenci aslında muayene fln etmemiştir.ama sırf hocadan korkusundan aman sallıyım bişeyler ne olcak mantığıyla sallamaya başlar)
- ilkokul öğretmeninin adını sordum
(bu esnada hastayla göz göze gelinir.gözlerinde şok ifadesi vardır)
- bilemedi mi?
- bilemedi..
buraya kadar her şey güzeldir taki sesliği bölen o ses e kadar.o ses hastadan çımaktadır:
- sormadın ki!!
hocadan aa diye bi ses yükselir..ve sorar ''neydi öğtemeninin adı?''
- Hayri
işte dostlar ayıdan post deliden dost olmaz ata sözünü de böylece burda keşfetmiş oldum..
Bizim üniversitenin balkonlarındaydık balkon dediğimiz yer çıkıyorsun manzara var hava alanına dolayısıylada denize bakıyor. Bizim arkadas büyük bir sakinlikle pistteki uçağa bakıyordu sonra
-bu uçak pistte ne yapıyor? diye bir soru sordu
biz tam açıklayacaktık motorlarını ısıtıyor falan diye birden
-haaaaaa anladım yolcuları topluyor demezmi!
hala arkadaşız.
insanın kafası doluyken ya da yorgunken topluma karışmamalı. cey fena saçmalar ve olaylar gelişir. evdeki kumandanın pili bitmiştir. köşedeki büfeye gidilir.
- merhaba, durex pil var mı ?
- ee şey abla panasonic olmaz mı ?*
- yok ben durex istiyorum, diğerlerinin ömrü uzun olmuyor.
- yok ablacım.*
- tamam kalsın iyi akşamlar.
aradan bir kaç saniye geçer, şimşekler çakar. duracell pil ne zamandan beri durex oldu lan gerizekalı kadın ? oha beyne bak ne haltlar karıştırıyor alttan alttan. bir daha o büfeye gidilmez tabi di mi gidilmez ? o adamlar niye gülsün ki bir pile o kadar?
semanur 7 yaşına girecek ocak ayında. alışkanlıklarımı zevklerimi iyi bilir, herhalde bir çok çocuk böyledir, gözlem yetenekleri iyidir. dün can sıkıntısından mutfakta karşılıklı yemek yerken sordum;
-semanur varlık nedir?
+türk varlığı. (andımızdan çağrışım yaptı herhalde)
-yok o başka bir şey ben varlığı soruyorum?
+pink floyd! *
kız arkadaşla istiklal caddesi'nden tünel'e doğru yürümeye çalışmaktayız-pazar günü olduğundan anca çalışabiliyoruz, yürüyemiyoruz-... baktım olacak gibi değil balık pazarı'na girmeden önce sağ ara sokaklardan birine girdik... ara sokaklardan hızlı hızlı geçip yürüyeceğiz sözde... neyse insanlar azaldı yavaş yavaş biz de normal yürüme moduna geçtik... derken malum sokaklardan birine girdik. ablalar camlarda müşteri avında falan... gelene geçene laf atıyorlar. bizimki de canım nasıl özü sözü bir hatundur bilemezsiniz, gördü bu ablaların camdaki hallerini, ona buna laf attıklarını birden durdu;
-aaa burası kerhaneler sokağı mı?
+niye durdun hadi yürü...
-dur yaa daha önce hiç getirmedin beni buraya ayy ne güzel...
+ya yürüsene nesi güzel yürü çıkalım şuradan!
-hayatım yaa daha önce niye getirmedin beni buraya hep görmek istemiştim...
biz bu şekilde salak salak konuşurken benim kızın söylediklerini duyan bir abla camdan olaya el koyar;
* ee hadi bakalım tamam delikanlı getirdi sana orospuları gösterdi bu gece de sen yaparsın ona orospuluğunu, uzatma bebegim hadi...
az önce salak salak etrafta bakınan hatun o sokaktan nasıl çıktı görmeniz lazım. durun gösteriyim;
bahçeli evimiz var, ve komşunun tavukları var, annem zorla onların tarafa dört metrelik duvar ördürttü, artık tavuklar gelmiyor güya.
pencere kenarında oturuyoruz annemle, tavuğun birisi aynı pembe panter gibi gıt gıt ağır ağır duvarda yürüyor ve bizim bahçeye atlıyor. annem şok oldu çok güldüm.
bugünde komşunun on onbeş tane tavşanı var onlar girmiş içeri ama dolu tavşan ve tavşanalr hemen ağçaları kemiriyor. her yeri deliyor. öldüm gülmekten.
jinekolog olan kuzenim hastalarıyla ilgilenmeyi pek sever, ameliyata girerken dua okuyan ve istemli kürtaj olan hastası ameliyattan uyanırken kulağına eğilir ve "Eyyy Hatce kızı Emineee, hesap gününe buyur... Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adıyla, şahadet getir!" der.kadın Bir şeyler geveler, dr. eğlenirken anestezi doktoru durumu farkeder. "Hastanın yüreğine mi indireceksin ?" der, dr.inmesin diye , "Eyyy Hatce kızı Emineee, seni sevenlerine bağışladık, git ve bir daha hataaa yapma" der. hasta kendine geldikten sonra diğer tarafla iletişim kurduğunu kekeleyerek anlatır. ama dr. ikna olmaz.