bir arkadaş iett'nin sitesinden paso başvurusu yapıyor. tabii önceki yılki pasosunda yer alan fotoğrafını da tarayıp gönderiyor. iett'den gelen cevaptan fotoğrafların eşleşmediği söyleniyor. arkadaş yeni bir fotosunu daha gönderiyor, ona da aynı cevap geliyor. arkadaş iyiden iyiye köpürüyor ve bu kez kendisiyle hiç alakası olmayan chelsea'li futbolcu john terry'nin fotoğrafını gönderiyor ve kabul ediliyor. arkadaş şu an terry'nin pasosuyla geziyor. böyle bir ülke işte burası, güler misin ağlar mısın amk.
iki gün önce başıma gelmiştir. Fakülteye çıkıyoruz arkadaşımla. Daha gözlerim yeni yeni alışıyor güneşe. Bir elimde sabah yaptığım kahve diğerinde mineroloji notları. Kulağımdaki kulaklıkta warriors of the world çalıyor enerji veriyor bana. Bir çöp tenekesinin yanından geçtik. Neyse arkamızdan da bir kız geliyor. Bir ara ona baktım hani güzelde değil niye baktıysam bilmiyorum tam bakarken yukarıdaki camdan bakan arkadaşına el sallıyordu. Dikkatimi çekti devam etti bakmaya. Tabi o el sallarken önündeki çöp tenekesinin farkında değildi. Abi kız çöp tenekesine bir girdi. Yok böyle bir şey. Teneke yamuldu o derece. Hemen başımı oradan çevirdim kızın yerine utanmaya başladım,mahçup hissettim. Arkadaşla göz göze geldik. Ama dayandık gülmedik. Kızın hali zaten yaman bir de biz gülsek soğur hayattan. Sonra çekildik bir köşeye geçtik bir binanın arkasına ve deyim yerindeyse yarıldık. Sonra yola devam ettik. Öyle işte.
edit : değim*
motorsikletle üsküdardan çengelköye giderken -ben arkadayım- köprü ayağının oradaki tünelde belediye otobüsünün bizi biraz sıkıştırması; benim o can havliyle "you shall not pass!!!!" diye bağırmam. sesimin tünelin etkisiyle gandalfın aynısı çıkması. arkadaşın gülmekten kendini kaybedip az kalsın harbiden ölmemiz..
üç arkadaş tramvayda bir yere giderken inmeye yakın bi tanıdık görmek ve onunla vedalaşma faslının uzun sürmesi üzerine ineceğimiz durakta arkadaşlardan biri indikten sonra kapının kapanması ve bizim inemememiz.Daha sonra bi durak geri yürümek zorunda kalmak.
lise sondaykeN DERSHANE'de kendini POLAT alemdaR SANAN ve polat gibi giyinen, ağır abi görünümlü Ama sakin çocuğun geç kaldığı bir derste kapıdan girip, paltosunu iki kenara açarak;
- silahsızım!, diye hocadan icazet alıp yerine oturması.
bomboş yolda kırmızı bir şahin ani fren yapar, adeta bir yunus balığından çıkan sesler gibi gelen fren sesini duyup arkaya bakarım ki herif düz ve boş yolda refüje çıkmış, tabelayı da devirmiştir. buraya kadar herşey yarı normal iken sürücü araçtan iner, devirdiği tabelaya pardon der, düzeltir ve geldiği yöne doğru yola koyulur.
sene 90- 91. yer ankara da bir semt pazarı.
bir kitap kahramanına kafayı takmış durumdayım( televizyon karakteride olabilir net hatırlamıyorum). tip sürekli sağında ki solunda ki yanlış davranış sergileyen insanları uyaran bir çocuk. misal; adam sigara içiyor sonra izmariti yere atıyor falan sonra bizim yavşak geliyor '' bayım bu yaptığınız çok yanlış biliyorsunuz değil mi? sigara içerek kendinize zarar veriyorsunuz, izmariti de yere atarak çevreyi kirletiyorsunuz ve de bana kötü örnek oluyorsunuz'' diyor. adamda yaptığı yanlışın farkında varıp yerde ki izmariti çöpe atıyor hatta sigara paketini de çöpe atıyor vs vs. neyse, zaten benim kafa da sürekli bu tipin uyarıları var, biri bi yanlış yapsada uayrsam amk diye ortalıkta dolaşıyorum. annemle pazara gittik, dolanıyoruz falan. amcanın biri ufak bir tabureye oturmuş mısır koçanı ayıklıyor, otunu çöpünü de yere atıyor. ben bunu gördüm aha dedim, siktim seni amca. gittim yanına.
ben- bayım utanmıyormusunuz çöpleri yere atmaya?
amca-....
ben- hem bana kötü örnek oluyorsunuz.
amca- siktir git amına kodumun çocuğu!
ben- anneeeeee.
Bi kitaptan sınavımız var.
Birkaç kişi de daha hiç okumamis kitabı. Siz anlatın falan diyorlar.
Bi arkadaş başladı, ya o hizmetçi yok mu o.. Ufffff. Her şeyin başı o ya.
* evet olm. O kadın var ya çok fena. Neler yapıyor evdekilere
+ ( ben de çaktırmıyorum) valla ya. Ben hayatımda boyle lanet bi kadın görmedim. Zengin olup ayrılıyo ha evden en son. Zengin koca buluyor sonra oooo
* evin adamı da karısını boşuyo
- Adam en son öldürüyor kendini isyan edip. Zehir içiyor
...
Komik olan kısmı bunların hiçbirinin hikayeyle bağlantısı olmaması. Okuyup gitmezlerse, saçmalamiş olacaklar. Ve anlattıklarımızın doğru olduğunu sanıyorlar.
hiç unutmam, bir gün helikopterden f-16 ya ince uçlu şarj aleti atıyoruz. yüzbaşı uçuruyor, aramız süper. beraber batak atıyoruz operasyon dönüşleri. çayımı getirirdi.
lan dangalaklar askerlik anısı mı anlatıcam şimdi. hem çok abarttım sanırım. kemal diye bi eleman vardı, üst devrem. sağolsun yerime nöbete çıkmışlığı vardı. tüfeğimi temizlerdi sigara karşılığında, gariban bir çocuktu. kendi halinde sayılmazdı ama, çok ortada gezen bir tip de değildi.
benden 3 ay önce filan aldı tezkereyi, memleketler yakındı da. "ne iş yapacan" dedim. "ne iş olursa yaparım" dedi.
benim askerlik de bitti, işe başladık. unuttuk resmen o günleri. bir gün düğüne gittik bi arkadaş evlendi. çıktım düğünden çok geç olmuş, taksi durağının oraya doğru yürüyorum. bir kaç kadın mı nedir bakmadım yanlarından geçtim "lan alt devre" diye bağırdı biri. dönüp bakıyorum kadınlar var karanlıkta. devam ettim, "squee!" diye tekrar bağırdı.
ses kadından geliyordu, döndüm biraz da tırstım. anladım ses ordan geliyor, onlar kadın değil travesti. yargılamıyorum olabilir. ama alt devre demesi ve adımı bilmesi garip geldi. yaklaştım bi cesaret "bi sigara ver de tüfeğini temizleyim" dedi. kan beynime sıçradı.
eve o dehşetle koşarak gittim. taksi parasından kurtulmuştum.
sabah bayram namazından geldiğim gibi ailenin en büyüğü olduğu için direk babaannemin evine çıktım. elini öptüm, bayramlaştık falan. almanya'dan gelen amcamın geçen sene getirdiği çikolatayı çıkartmış bu bayram için. yerken fark ettim ki çikolata likörlü amk. garibim fark etmeden bayramda günah dağıtıyor. birkaç tane cebime stok yaptıktan sonra çikolatanın alkollü olduğunu söyledim. lazca-türkçe karışık sağlam kalay yedi benim amca.
işim gereği gittiğim bir evde, kapıyı açana "evde büyük biri yok mu abicim?" demem, bu kişinin minyon tipli bir kadın çıkması ve cevap vermeden kapıyı kapatması.
rakıyı pek seven bir arkadaşım var. evime yakın oturuyor. geçen pazar kahvaltıya geldiğinde kahvaltıya başlamadan dolabımı açıp rakı içti. mideni sikeceksin dedim sigarasını da yaktı..
bugün de izmir'e gideceğim buzdolabındaki bazı şeyleri sana bıraksam olur mu diye bana geldi.
--
genelde yatmadan önce süt içerim reflü için iyidir falan diye. süt, bardağın dibinde durup da yapışmasın diye su ilave ettim. görünümü rakı gibiydi.
--
sabah geldi bu rakı var mı diye dolabı açtı. rakı yok. bulaşıklıkta bardakta bulunan su-süt karışımını içti.
haliyle gülme efektleri falan.
-ulan o rakı olsa bulaşıklıkta ne işi var dedim.
biraz bozuldu ama aklı başına geldi.
alkolsüz bırakmadım yine de. dolapta az bir absinthe vardı. al 1-2 kaşık dedim. şeker meker kim ayarlayacak şimdi absinthe için. ohooo.
(bkz: yüzde 100 alkollü absinhte var diyen arkadaş)
2009 yılında inönü'de beşiktaş cska şampiyonlar ligi maçı vardı. Beşiktaş kazanması halinde 3. Olma ihtimali vardı. Tabi diğer maçın da sonucuna göre. Maç 80e kadar cska'nın 1-0 üstünlüğüyle geçildi. O Dakikada bir sakatlık oldu. Maç uzun süre durdu. O Dakikalarda maç boyunca bir an susmayan beşiktaş taraftarı sustu. KapalıDan çıt çıkmayınca herkes tüm Kapalının odaklandığı yere odaklandı.
Kapalı'nın Önünde Deli ibrahim elini o zamanlar çok Önemli bir yıldız olacak denilen, şimdiki fenerli krasiç'in omzuna atmış hararetli bir sohbet içindeler. Ibo durmadan konuşuyor. Ve tüm stat aynı anda; ooooo Deli ibrahim.
Ibo'da tribüne dönüp gülerek: bizimde kendimizce yabancı dilimiz var çok şükür.
Az once yasadigim bir olayi paylasmak istedim. Abimle telefonda konusmaktayim. Bir sure sonra elimi cebime atiyorum. Telefon yok. Butun ceplerimi karistiriyorum ama bulamiyorum. Geldigim yoldan yerleri kontrol ede ede geri donuyorum. Bu arada abimle konusmaya devam tabi. Abime galiba telefonumu kaybettim diyorum. Ne hikmetse telefonun kulagimda olabilecegini o da dusunemiyor. Bana, ordaki birilerine falan sor belki goren olmustur der. Dinlemez olaydim. Yoldan gecen birine sordum. Ve hayatimda unutamacagim urfa sivesiyle gelen o cevap: kulagindaki benim mi la. Manyak midir nedir ya.
Butun bu olaylarin sahidi ve asil nedeni olan abi yerlerdedir.
19 yaşlarında falanım. Manitayla sokakta, kapı önünde merdivenlere oturmuş konuşuyoruz öyle. Akşam 8 suları. Az sonra evlere dağılırız şöyle bir tur atalım demesi ile kalkıyoruz. O esnada mahallemizin elektrikleri kesildi. Sokak lambaları da dahil. ortalık kör karanlık oldu. Tabii manita biraz daha sıkı sarıldı. yürürken lan iki kedi kavga ediyor arabanın altında. maov maov sesleri eşliğinde kapışmalarına gönlüm el vermedi. Keşke verseydi. Neyse dedim dur aşkım şunları bi ayırayım. O esnada arabanın altına hafif eğildim ve onları ayırmak için korkutabileceğim cisim aradım yerde. Kör karanlıktan seçebildiğim, taşı anımsatan cismi hemen kavradım. O an elime bi sıcaklık ve yumuşaklık hissi geldi. Ellediğim şeyin kedi boku olduğunu anladım. Korkudan sıçmış herhalde. o An verdiğim tepkiden kız da anladı. O güldü ben sövdüm. ben sövdükçe o güldü. Elimi de tutmadı lan. Haklıydı, evlere dağıldık öyle. Bu da böyle bir anımdır işte.