yaran olaylar

entry2145 galeri89
    1887.
  1. Bi de üsenmeden okudum senin komik anlayisina saaapiyim.
    2 ...
  2. 1888.
  3. uçakta giderken ikram olarak dağıtılan kahvaltıyı arkadaşın ücretli zannedip "dayı günahımız ne kadar" demesi. ara ara aklıma geldikçe gülerim buna.
    7 ...
  4. 1889.
  5. Universitede ogrenciyim o yillar.istanbulda esenler otogarindan memlekete gitmek uzere metro turizmden bilet aldim.yolda film actiklarindan o harika yolculugu daha keyifli kılma adina cerez, meyve ivir zivir alip koltuga yerlestim.o zamanlar muavinden herhangibir istirhamın oldugu zaman karsiliginda eli çükünde kaşıyarah gelen bir daha birsey istersen kınından çıkarırım mesajini veren denyolar varken bahsi gecen turizmde bayan hostes uygulamasina gecilmis..guzelcede bir kizcagiz oldugundan uygulama ve toplum yapisi ortusmediginden, yolcularin bir kismi seni bu hayattan kurtaracagim icgudusuyle yavsarken bir kismida kadinin sahibisiymiscesine zirt pirt gerekli gereksiz ustteki tuslara basip hostes geldiginde ise konusmaya yeni baslayan cocuklar gibi tek kelimeyle 'su' 'topkek' 'cohoprens' isteklerini bildiriyorlardi.aslinda hepsi ' eei kaka' idi.neyse filmde aksiyon katagorisinden bir filmdi ve ben tukettiklerimi aynı hızda filmin akiciligina kaptirarak tuketmistim.meyve sevdigimden bi dunya mandalinayida bunyeme katmistim.haddinden fazla tuketilen sivi çişimi getirmisti.hostes kizcagiza ne zaman mola verecegiz diye sordum.birazdan dedi.bu cevap 'az once' demesinden daha mantikli geldi ama tatmin etmedi.vucuttaki cesitli basinc faktorleriyle zor anlar yasarken her firsatta sordum o da her firsatta cokta simartmadan daha aciklayicu cevaplar verdi.birazdan..yarim saat sonra...10 km kaldi..tarzinda.o cisi torbadinda tutmak dusunce gucuyle kasigi bukmek kadar zordu.lakin tek parca kalmaya mecburdum.kuru ve tek parca.. onumde posette çer çöp ve posette mandalina kabuklari vardi.ellerim yapis yapisti.bsrdagin icindeki suda parmaklarimi filan dolastirdim..birazdan hostes elinde buyuk cop posetiyle copleri aliyordu.herseyi verdikten sonra bardagida uzattim ici su dolu.mandalinadan kaynaklansn sararma vardi suda..ben anlamadim mevzuyu ama ıggggggğğğ dedi refleksle .. anlamsmistim..bardagi tiksinerek en az yuzey temasiyla sldi ve atti.sonra anlamistim cok utandim..ama o su mandalinsdan dolayi sariydi diyemedim..yolculuk bitene kadar bana bulasici hastalik tasiyormusum muamelesi yapti..ondeki servis tepsissini siper alarak isedigimi dusunmesi aslinda onun ayibiydi..
    20 ...
  6. 1890.
  7. Gündelik hayatta veya hayatımızda geçen komik olaylardır.

    Kronolojik sırayla anlatacağım olaylarımı. Biraz uzun olabilir, hepsini okuyan bana mesajla "okudum, o kadar zamanımı çaldın hayvan herif." diyebilir. Darılmam.

    1. Anaokulu zamanımda çok pısırık bir çocuktum. Enseme vurup donuma kadar alabilirdiniz o derece.
    Benim anaokulum bir ilköğretim okuluyla aynı binadaydı. Girş saati farklı fakat çıkış saati aynıydı. Her çıkışta izdiham oluşur biz küçükler için o izdihamın can pazarına dönüşmesine ramak kalırdı.
    Bir gün yine dereden geçmeye çalışan öküz başlı antilop sürüsü gibi kapıdan topluca geçmeye çalışırken benden 2-3 sınıf ve gömlek büyük olan bir kız beni itekledi.
    Lan sen pısırık, çelimsiz bebenin tekisin, niye gidip kızın sırtına ceviz kadar yumruğunla vuruyorsun?
    Sonuç: o gün orada kolum omzundan çıktı. Yani galiba. 15 gün hastanede kaldım. Bana neden kaldığımı hiçbir zaman söylemediler.

    2. ilkokul 3 veya 4. Sınıf. Sınıfta çok güzel bir kız var. Adı zeynep. Köpek gibi aşığım. Her görüşümde zaman yavaşlıyor o derece.
    En iyi arkadaşımla tenefüs sırasında koridorda kapakla top oynuyoruz. Tabii o anaokulunun tek yumrukta kolunu çıkaran bruce lee' si yok artık. 1 metreyi zar zor aşmış boyum ve 50 kilom var. Varil gibiyim.
    Zeynep o gün sınıf nöbetçisi. Çöpü dökmüş, çöp kovasını bir balerin gibi seke seke getiriyor. Canlı fıçı gördü bunu uzaktan. Kapak, top, arkadaş falan umrunda değil.
    arkadaşımın üstüne koşmaya başladım. Ayağına kayıp zeynep' e hava atacağım. Bak akla sen! Zeynep iyice yaklaştı, bende yaklaştım. Arkadaşım benden 7 kat daha atikti yolumdan çekildi bende zeynep' e kafa attım.
    Sonuç: kaşı açıldı kızın. Dombili nerde? Ortalıkta yok. Pelerin görmüş boğa gibi atladı kızın üstüne sonra ortadan kayboldu.
    (O sırada küçük fil yavrusu bahçenin bir köşesinde "allam noolur bir şey olmasın." diye ağlıyor. Öldürdü sanıyor manyak.)

    3. 6. Sınıfın sonu. Yaz tatili dönemi anneannemle kalıyorum. Derslerim kötü diye beni bir fabrikaya gönderdiler. Resmen çocuk işçiyim. (Derslerim iyiydi o zaman. Sadece hayatı öğrenmem içinmiş.)
    Anneannem boş vakitlerinde hobi olarak namaz kılan bir kadındı. Haftada 1 gün izinliyim. Izinli günlerimden birinde sabahın erken saatlerinde yine uyandım, anneannem kendine çay yapmış. Bir bardak çay alıp kendime balkona çıktım. Çay sigara yapacağım sanki.
    Etrafı izliyorum 7 şekerli çayımı içerek. Bu arada o birkaç sene öncesinin dubası gitmiş, yerine az daha derli toplu bir çocuk gelmişti. 1.50 boyum ya var ya yok. Kilom 60 falan.
    Geçen otobüsleri, insanları izlerken bir şeylerin ters olduğunu farkettim. Gölgeler! Gölgeler (bana göre) doğuya doğruydu.
    Okuldan dini bilgileri depolamış genç dimağ döktü hemen hazinesini ortaya.
    "Kıyamet günü güneş batıdan doğup doğudan batacak."
    Tüm bedenim korkuyla sarsıldı. Evin ters yönde olabileceğini akıl edemedim. Zeki çocuktum oysa.
    "Kıyamet kopuyooor!" diye Çığlık çığlığa içeri koştum. Anneannemi bayrak gibi salladım namazın başında. "Bırak namazı, kıyamet kopuyor!" Beni adeta siklemedi. Kendimi yerden yere atıp inek gibi böğürerek ağlıyorum. Kadın namazını bitirip "iyi hadi hazırlanalım o zaman." dedi gayet sakin bir şekilde. Hazırlanıp bizim eve gittik. Çay falan.
    Sonuç: kariyerim o gün noktalandı. Anneannem vefat edene kadar neredeyse her gün dalga geçildi benimle.

    4. Lise 2. Sınıf. Lise 1. Sınıfa kadar 1.50 olan boyum bir anda patlama yaptı. Yeni seneye 1.85 boyla başladım.
    1 ay geçti tatilin üstünden. Bir beden eğitimi dersi sonrası normalde yasak olduğu halde üstümü sınıfta değiştirirken içeri beden eğitimi hocası girdi. Allahtan sadece okul tişörtünü giymemiştim. "Sen niye sınıfta giyiniyon lan!" diye hızla sordu. Cevap vermemi beklemeden aynı hızla "sen niye basketbol seçmesine katılmıyorsun?" dedi. Yine cevap beklemeden (huyuydu bu galiba.) "pazartesi günü bekliyorum. Geleceksin." dedi.
    Gittim pazartesi günü özel davetiyemle. Seçildim, okulun beton sahasında halı saha ayakkabılarımla antrenman yaptım. Ama mutluydum çünkü hayatımda yeni bir amaç edinmiştim. Basketbol.
    ilk maç günü belli oldu. Maçtan 2 gün önce gidip kendime basketbol ayakkabısı aldırdım zorla. Tamamen beyaz, harika bir şeydi.
    Maç günü geldi, salona gittik ısındık falan. Maç başladı. 2. Periyotun ortalarında ben girdim oyuna. Kenardan, bizim takım başlayacak. Top oyuna sokuldu, oyun kurucuya verildi. Herkes bir potanın altında ama bir kişi hariç. Diğer potaya doğru koşuyorum bir yandan "batu!" diye bağırarak. Batu bana bakıp "bu taraf lan mal!" diyor. Yediğim bokun farkına varıp durana kadar oyun siktir edilmiş, herkes bana gülmeye başlamıştı. Yine bir kişi hariç; Hoca.
    Sonuç: o şut atıldı, sayı kazanıldı ve benche geri döndüm. Yenildik. Lise bitene kadar ara ara bu konu gündeme getirildi, taşak oğlanı oldum.

    5. Lise 3. sınıf. Bir kış günü Boş derslerden birinde 3 arkadaş öğretmen masasının hemen önündeki sıraya oturduk. Tüm sınıf sohbetin belini kırmakta.
    Çok ses yapmış olacağız ki içeri aniden müdür yardımcısı girdi. Tüm sınıf ayakta. 3 kişi hariç. ilk anda Birimiz ayaklansa olacaktı halbuki. Müdür yardımcısı bağırıp çağırırken 3 kişiden ortada oturanın aklına biraz geçte olsa ayağa kalkmak geldi. Hemen ayağa kalktı, solundaki de çaktı durumu o da kalktı. Sağındaki anlam veremedi bu harekete. "Ne oluyor lan?" dedi. Müdür yardımcısı "Sen niye kalkmıyon lan!" Diyerek kapıdan önümüze adeta yere basmadan geldi.
    Sonuç: müdür yardımcısı o arkadaşımı orada, tüm sınıfın önünde evire çevire tokatladı. Fırtına gibiydi. Arkadaşımın o gun ısınmasına gerek kalmadı.

    6. Üniversite 1. Sınıf. Yeni şehir, yeni ortam, yeni insanlar, yeni okul.
    Ezelden beridir arkadaş edinem konusunda sıkıntı yaşayan biri olduğumu ilk günlerde bir kere daha kanıtladım. ilk 1 hafta okula tek başıma gidip geldim, kimseyle gerekenden fazla konuşmadım. 1 haftanın sonunda kaldığım aparttan aynı sınıfta olduğum biriyle tanıştım, arkadaş ve ilerleyen zamanlarda kardeş olduk.
    Burada tanışmada yaşadığım olayı yazacağım.
    Apart evleri bilirsiniz. 1 oda 1 salondur geneli. Biz o binada her evde 6 kişi kalıyorduk. O gün ne evde kimse, ne de bende anahtar vardı. Mecburen bir alt kata indim yarım saat kadar kapıda beklemeyeyim diye. Kapıyı ersel açtı. "Bizimkiler evde değil de biraz burda beklesem olur mu?" diye sordum utanarak. Bre hayvan üniversiteye gelmişsin, yaşıtın adamla konuşurken niye utanıyorsun. Bak sinir oldum. Neyse.
    "Olur tabii kardeşim geç geç." dedi bana.
    Gittim odaya. Benle beraber 4 kişi var odada. Hoşgeldin beş gittin falandan sonra "boşta priz var mı ya telefonumun şarjı yokta..." dedim. Ersel hemen yatağının dibindeki prizi gösterdi. Yatağın üstünden uzanamazdım çünkü yatak duvara bitişik değildi. Mecbur öbür tarafa geçmem gerekti.
    Bir ayağımı attım öbür tarafa ve bir çatırtı sesi duyuldu. Yatağın üstünde "çıktım taşın üstüne, açtım bacaklarımı..." pozisyonunda Donakaldım. Mnakoym daha 5 dakika olmamış adamın odasına gireli, laptop soğutucusunu atomlarına ayırmıştım.
    Sonuç: ersel' in sikinde bile olmadı. "Önemli değil kardeşim. Bir sigara ısmarlarsın ödeşiriz." dedi. 3 kişi kahkaha atarlarken Ben adeta bir ferrari kırmızısı modunda cebimden sigara paketini çıkartmaya uğraştım. O paket o gün orada bitti, arkadaslığımız başladı.

    Şimdilik aklıma gelenler bunlar. "Yaran mallıklar" gibi bir başlığa da yazsam olurmuş aslında. Tam 1.5 saattir yazıyorum bu entryi. Buraya kadar okuduysan bu entryi, helal olsun sana.
    21 ...
  8. 1891.
  9. Olay az once gerceklesti.

    Kilisedeyim. Yaşlı hafif de kısa boylu bir kadin bardaga yogurt dokmus suyla karistiracak ayran yapacak. Kadin kısa boylu. Su doldurmak icin uzanmasi lazim. Belli ki dolduramayacak. Yardim etmemi ister misiniz dedim. Hayir rab isa bana yardim ediyor simdilik size ihtiyacim yok dedi. Yetmis yasinda da kezban ayni kezban. Neyse aradan abartmiyorum iki saniye gecmedi su muslugu acar misiniz dedi. Rab isa acsin diyecektim de demedim. Ben de bunun icin yardim edeyim demistim. Doldurdum suyu karisrirdi bardagi. Ayranini yapti. Sikimsonik bir tesekkur etti. Gitti. En az otuz yildir sevismemistir ondan olsa gerek bu trip, bu afra tafra.
    6 ...
  10. 1892.
  11. taze taze yaşanmıştır. beni yardı sizi yarar mı bilmem. * siyah dalgalı uzun saçlarım, keçi sakal ve bıyığım var. bugün üzerimde de kolsuz tişörtle kot ve rayban gözlük var. sağda 5 tane solda da 3 bilekliğim ve sağ kulakta tek büyük halka küpe, sol kulakta da 2 tane biri büyük biri küçük halka küpelerim var. ayrıntıyı verdikten sonra devam edeyim.
    10 dakika önce aracımla sitenin ogs girişinden geçtim. güvenlik durdurdu camı açıp buyrun dedim. beyfendi aynı barış akarsuya benzemişsiniz dedi. teşekkür edip evime geçtim. yüzümde ufak bir gülümsemeyle.
    3 ...
  12. 1893.
  13. geçenlerde pek sevmediğim ama mecburen katılmam gereken bir mülakata gitmem gerekti. görüşme odasında bekliyorum.. 20 dakikaya kadar ilgili kişinin geleceğini söylediler. sıkıldım beklerken bir de durumun gereksizliği ve mecburiyeti yeterince canımı sıkmıştı zaten. bomboş beyaz çalışma tahtası gözüme çarptı, yanına iliştirilmiş kalemi görünce aşka geldim ''fuck the system'' yazdım.. güya sinirliyim.* silecektim ama ne mümkün, ohaaa kalem yazı tahtası için değilmiş çıkmıyor tahtadan kurudu! adam geldi gelecek.. altıma işeyeceğim korkumdan, yanımda ne selpak var ne başka bir şey. Allah vermiş tükürüğü tabi, tükür babam tükür. yarısı çıktı yarısı çıkmadı. tükürüğüm bitti.* öksürüyorum tükürüğüm gelsin diye.* gömleğimin kolunu ve tükürüklerimi kahrolası tahta için harcadım. sonuç;tertemiz tahta, ter içinde kalmış bir ben. (30 sn sonra herif içeri girdi) bir bardak su isteyerek mülakata başladık.. sol çaprazda kamerayı görene kad...
    21 ...
  14. 1894.
  15. Gece gece aklıma gelip beni gülümseten kısa bir hikayem var dostlar sizinle de paylaşmak istiyorum. Şehirlerarası yolculuk yapmaktaydım 8 saat sürecek yolculukta mola yerine gelmeden canım sigara istedi. O an yanımdan geçen muavine sordum. "Otobüs ne zaman mola verecek?" Diye muavin lavoboya gitmem gerektiğini düşündü tabi." Acilse uygun bir yerde dururuz" dedi. Düşünmeden tamam dedim. Neyse 15-20 dakika sonra otobüs bir petrol ofisinde durdu. " lavabolar şu tarafta hanımefendi" dedi. içimden LAN dedim ben tuvalete gitmeyeceğim ki sigara içeceğim. Tabi inip sigara yakamadım usul usul lavaboya gittim. Sigara yakamadım ama diğer yolcular gayet güzel yakmışlar içiyorlar sigaralarını. Ben mecbur otobüse bindim şöförün ve yolculardan sigaralarının bitmesini bekledim Gözlerim yaşlı.
    12 ...
  16. 1895.
  17. geçen yine şehirler arası yolculuk yapıyorum. canım sigara çekti. muavine sordum ne zaman mola vericez diye. "patlama AMK yarım saat kırk dakgaa daa var". dedim iyi AMK.

    sonra bi bayan çağırdı muavini, birşeyler soledi hop durdular otobüsü AMK.

    ben de indim sigarami içtim, izmariti kapı kenarında bekleyen muavine fırlatarak "ay resmen ayrımcılık!" diye bağırıp otobüse bindim.
    15 ...
  18. 1896.
  19. az önce iş yerindeki arkadaşla öğlen yemeği için dışarı çıkmaya karar verdik. yalnız bu ara çok para harcadığımızdan dolayı pahallı yemek olmamasına özen gösterip '' ne yesek? ne yesek? '' diye düşünüyoruz. istemeyerek de olsa kuru fasulye-pilavda karar kılıyoruz. o ara odaya lütfü adında başka bir arkadaş giriyor.

    kibarlık olsun diye; '' lütfü biz yemeğe gidiyoruz geliyor musun '' diye teklif ediyoruz.

    adam cevap veriyor; '' ben hindi yedim sağ olun '' diyor.

    dedikten sonra hilmi bana, ben hilmi'ye bakıyorum. sonra hilmi benden önce sövüp '' ne hava atıyon lan hindi yediysen yedin göt '' diyor. lütfü mal gibi sıfatımıza bakıyor.

    ( adam meğer ''hindi yedim'' derken ''şimdi yedim'' demek istiyormuş. şivesini sikim açıklıyor sonra)

    hilmi bana, ben hilmiye tekrar bakıyoruz. gülmüyoruz ama.. hilmi tırnağını kemirip yere tükürüyor. çıt çıkmıyor odada.
    50 ...
  20. 1897.
  21. Çocukken evde oynarken kafamı dolaba sürtmem sonucu yarıldı. (bkz: yaran olay.)
    1 ...
  22. 1898.
  23. bercelona'ya arkadaşımla sokaklarda geziyoruz, sagra da familia kilisesini, boğa güreşi arenalarını falan derken baya bir yürüyüp baya da bi kaybolmuştuk. en son artık yol bulma ümidimiz kalmadığında bir taksiye binip geri dönmeye karar verdik ve tam o sırada yanımızdan geçen 2 ablanın yanına gitti arkadaşım, ben dur bekle dememe fırsat vermeden, yarım yamalak ingilizcesi ile benden 5 metre kadar uzakta ablalara nereden taksi buluruz demeye çalışmaktaydı.
    uzaktan arkadaşıma seslendim ve "olum taksi dediğin yoldan geçer çevirir bineriz" dedim.
    3ü birden bana döndü ve şaşkın ablalar, aaa siz türkmüsünüz dedi.
    3 ...
  24. 1899.
  25. arkadaşımın evine fare girmesi. fareden korkan arkadaşımın sokaktan bir kedi tutup evin içine bırakıp eve iki gün uğramaması. kedinin fareyi yakalayıp yemesi. arkadaşımın da fareden kurtulması.
    8 ...
  26. 1900.
  27. arkadaşımın evden çıkmayan kediyi sokaktan bir köpek tutup evin içine bırakıp eve iki gün uğramaması. köpeğin kediyi yakalaması. arkadaşımın da kediden kurtulması.

    bu da böyle bir anımdır.
    4 ...
  28. 1901.
  29. Tüm işsizlerin bu başlık altında toplanması.**
    2 ...
  30. 1902.
  31. arkadaşımla sahilde bir kafeye gittik. ben orta şekerli bir türk kahvesi söyledim, arkadaşım da soğuk bir su. siparişler geldi. arkadaşıma soğuk su, bana da türk kahvesi fincanı gelmişti buraya kadar sorun yok. kahve fincanının kapağını kaldırdığımda kahve fincanının içerisinde su olduğunu gördüm. garsonu çağırıp gülerek bu nedir diye sordum. garsonun cevabı abi kusura bakma su da istediniz ya kafam karıştı dedi. 5 dakika sonra tekrar geldi. kapağı kaldırdığımda bu sefer fincanda türk kahvesi vardı. *
    edit: düzeltme.
    10 ...
  32. 1903.
  33. garsonların aramızda takılıyor olması. ıyy pis fakirler. bir de espri yapıyorlar.
    8 ...
  34. 1904.
  35. bir kafede cezveyim.
    hava zaten sıcak. bir müşteri türk kahvesi istemiş. patrona hava sıcak zaten aq ocağın üstüne koymayın beni dedim.
    patronda kabul etti. tamam madem fincana su koyun yollayın dedi.
    müşteri tabii ki kabul etmeyip geri yolladı.
    tekrar bu sıcakta kahve yaptılar bende.
    6 ...
  36. 1905.
  37. 1906.
  38. Okuldan kaçarken müdürle yolda karşılaşmıştım.
    5 ...
  39. 1907.
  40. Bir kafede su şişesiyim. Ama kahve fincanıyla nasıl iyi aramız... Gel zaman git zaman ben bu fincana aşık oldum ve garsona dedim ki; "Ben artık bu fincana içimi dökmek istiyorum." Tabii yanlış anladı, içimdeki sudan fincana döküp yolladı. Bu da böyle bir anımdır.
    Islahat-ûl zaruri: Furyayı bilmeyen şizofren zannedecek...
    9 ...
  41. 1908.
  42. Cumhurbaskani oldugum ulkede bir kafeye 2 musteri geldi...
    Yeter da
    2 ...
  43. 1909.
  44. Bu sıcakta kahve içmek.

    Olum işsizlik bu olsa gerek. Zeki çocuklarsınızda çalışmiyorsunuz.
    2 ...
  45. 1910.
  46. temizlikçi olduğum kafede malın biri sırf cool olmak için kahve istedi.
    2 ...
  47. 1911.
  48. --spoiler--

    geçenlerde bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine kafe yapmışlar... çalışanlar ve sahibi de orada ki hastalarmış.

    --spoiler--
    5 ...
© 2026 uludağ sözlük