denizdeyiz. yanımızdan küçük bir çocuk ve yaşı bir az büyük bir kadın el ele denize girdiler. beş dakika geçti geçmedi küçük çocuk bağırmaya başladı:
"annee, anneannem denize çişinii yapmışşşş!!"
nasıl bağırıyor ama,kadın "tamam sus!" diyor,çocuk kadın sus dedikçe bağırıyor. anne dışarıda ne yapacağını şaşırdır. biz de dumura uğradık,ancak bir iki dakika geçince gülmeye başlayabildik.
yolda araba ile giderken aklımdan "lan ben bu çocuğa çarpmaları nasıl öğreteceğim, daha 3 ile 5i ayırt edemiyor" gibi şeyler geçirirken, benzin almak için benzin istasyonuna girdim, camı açtım, camı açar açmaz, ne kadarlık benzin istediğimi sormaya gelen adama "3 kere 5? " dedim, daha ağzımdan çıkarken farkettim saçmaladığımı ama çıkmış bulundu artık, adam da birden panikledi ve "18" dedi, böyle olur ya hani zaman durur, işte o an zaman durdu adamla gülmeye başladık ama kriz şeklinde yani, o kadar çok güldük ki adama neden böyle bir şey söylediğimin açıklamasını ve cevabın "18" değil "15" olduğunu baya bir zaman geçtikten sonra söyleyebildim.
dun aksam ogrendigim ve yerlere yattigim olaydir. ben 7 yasindayken, benden 2 yas kucuk olan kuzenimin saglik karnesi kaybolmus. cocuk cok hasta tabi, acilen doktora gidilecek. benim saglik karnemi istemisler annemden. cocuga da tembihlemisler, doktor adin ne diye sorarsa balik diyeceksin diye. tabi yengem ve amcam cocugun ana adi baba adi soruldugunda benim annemle babammis gibi tanitmislar kendilerini. kuzenle kucukken benziyormusuz da, doktorlar anlamamislar. ne sahtekar sulalem varmis yahu benim.
bazıları sadece yaşayanları yarsa da okurken insanı gülümseten olaylardır.
2013 yılbaşı gecesi bostancı' dan taksiye binilmiş ve tuzla' da oturan arkadaşın evine doğru yola çıkılmıştır. alkolün de etkisiyle ev sahibi arkadaşın nişanlısı eve ne zaman varacağımızı sorar ve ev sahibi arkadaş cevabı yapıştırır;
- daha 35TL' lik geldik 60 TL falan olunca varırız. ( taksici dahil grup yarılır. )
eve varmaya yakın yine ev sahibi arkadaş bombayı patlatır;
- abi şurdaki pavyonun yanındaki ev sağda duralım. ( ev gerçekten pavyon yanındadır. )
dün şehirde işim bitince şehir içi otobüsüne binmeye yeltendim.otobüs genelde bana yakın a durağına içi kalabalık geliyordu.üstelik a durağında bekleyen insan sayısı daha çok oluyordu.daha boş olur ve belki otururum düşüncesiyle otobüsün geldiği taraftaki bana daha uzak olan ve bilet gişesi olmayan b durağına yöneldim.(bir önceki durak yani).durağa gittim ve otobüse bindim.otobüsün zaten kalabalık olması yetmiyormuş gibi akbilim de bitmişti.otobüs gişesi olan a durağına geldiğinde şoförün ''dolum yaptırmayanlar yaptırsın'' sözüyle irkildim.zira bu sefer otobüs kalabalık olduğundan arka taraflara yönelip kaynayamamıştım.dolum yaptırmak için indiğimde tüm durak otobüse yönelmişti.hemen dolum yaptırdım ve geldim.ama otobüs ağzına kadar dolu olduğu için beni alamadan gitti.bir sonraki otobüsü beklerken ben mal mıyım soruları kafamda uçuşuyordu.
Bir grup kız arkadaş at gibi olmak konusunda geyik yapıyordur.
Uzun y kişisi kısa x kişisine: sana hiçbir zaman at demeyecekler haha.
Kısa y kişisi: önemli olan jokey olup hoplatılmaktır canım.
Topluluk: dumur.
dersaneye babamın arabasıyla gitmiştim. arkadaşlarım neden babamın arabasıyla geldiğimi sormaktadırlar. bende arabamın aküsüyle ilgili problemi olduğunu o yüzden babamın arabasıyla geldiğimi dile getirdim. arkadaşlarım ne aküsü akülü araba mı bu diye kendilerince dalga geçtiler.
(bkz: anlatınca komik olmadı ama o zaman komikti)
edit: toplu taşıma çetesi eksiliyor.
efendim güzel bir akşam eğlencesi sonrası herkes odalara room party yapmak için dağılmıştır. abaza ve bir o kadar da yetersiz bir arkadaş beni kızlar çağırdı görüşürüz diyerek gitmiş, sabaha karşı ise dönüp kızı şöyle öptüm böyle öptüm diyerek diğer tıfıllara hava atmaya başlamıştır. bu arada onu gören abilerden birinin söylediği söz ortamda bulunan herkesi yarmıştır, 'lan oğlum o öptüğün kızı bayramda babası öpmüyordur lan, acayip sevap işledin.'*
4 bilemedin 5 yıl önce, yaz okulundayız. ev arkadaşım kankam dediğim bir kız, her türlü muabbeti yapabildiğin sağlam bi kız. neyse öğrencilik malum fakirlik. aile de madem yaz okuluna kaldın biraz burnun sürtsün modunda para da sıkıntı yaratmaktadır. allahın nazillisinde (cehennem sıcakları) para yok sıcak çok yapıcak hiçbirşey yok tabi. kredi kartı full dolmuş bir kola almaya para yok. son çare amcaoğlu aranır ve çok acil 30 tl yatırması söylenir. para yatar ve ev arkadasına surprız olsun diye gidip bütün parayla bira alınır sanırım 12 tane falandı. eve gittiğimde gülen aptal bi suratla karşılaşılır. lan madem para vardı ınsan su alır ekmek alır şeklinde bir serzeniş ama biraların çekiciliği ile bu serzeniş 1 dakika bile sürmez. biralar açılır ve 2miz biralrı çok seri bir şekilde sırf kafalr güzel olsun uyuyabilelim diye içilir. sabha karşı gözümü açtığımda bizimki bi koltukta ben bi koltukta sızmış bir haldeyiz. olay da işte burada başlıyor.
çok susamışım fakat bir türlü yataktan kalkamıyorum. bizimkine seslenilir bir bardak su istenir ve yalvarsam o halde kalkmayacak olan kız kalkıp bana su getirdi. fakat bi gariplik var kendimi kaldıramıyorum. sol kolum yok. bildiğin sol kolum yerinde yok sanki. ben başlıyorum bağırmıyo ulan kolum nerede, akşam naptık biz diye. neredeyse agladım aglıycam. ev arkadaaaşımda başlıyor kol aramaya ben hala kalkamıyorum bizim ki heryerde kolumu arıyor mutfaga falan bakıyo ve bu olay 5 dakıka sürdü. bak dedim yatağın altındadır. eğiliyo bakıyo ama bulamıyor. sonra nasıl olduysa bir şekilde kolumun üstüne yattığımı farkettim ve sabahın köründe mutfakta kolumu arayan ev arkadasım sayesınde bir yaz okulu birbirimizle dalga geçip eğlendik.
işte ortak konuşma ağında panik atak arkadaşın satıştan samimi olduğu elemana yazacakken gidipte patrona "sana sordum lan cevap versene" yazması, arkasından ağır başlı tarzı olan patronun kendinden beklenmicek şekilde "kafan mı güzel" diye cevap vermesi.
nadide bir üniversitemizde, 1. sınıf elektrik elektronik mühendisliği ve makine mühendisliğinin aldığı kimya dersinde yaşanmıştır. senenin başları, hoca konulara giriş yapmaktadır, klasik atom, futbol topu ve saha örneğini vermektedir.
h: hoca
k1: kalabalıktan ilk kişi
k2: kalabalıktan başka bir kişi
k3: bir başkası
h: arkadaşlar mesela atomun çekirdeğini santra noktası olarak düşünürsek, atomun çevresindeki elektronlarla beraber büyüklüğü bir futbol sahası kadar olacaktır. bir futbol sahasının uzunluğu ne kadardı ya?
tam bu sırada arka sıralar birden karışır. herkes el kaldırıp bağırarak
k1: yüzooooaan
k2: yüzyirmieee
k3: küçük de olabiliyo yüğzbeeaaş
Kuzenim babama konya selçuk zihinsel engelliler öğretmenliğini kazandığını söylediğinde babamın gayet ciddi bir ifadeyle "iptal et" demesi bizi yarmıştı. Iptal et demekle iptal ediliyo sanki.
"eve halı lazımdı. halıcıları geziyorum. birinin önünde durdum. halıcının dükkanın önüne sermiş olduğu halılardan birini beğendim. girdim içeri, fiyatını sordum. adam 'emin olamadım, fiyat listesine bakayım' dedi, içeri girdi. ne yaptıysa halının fiyatını bulamadı. halıyı biraz inceledikten sonra 'bu halı bizim değil' dedi. mesele biraz sonra anlaşıldı. halı dükkanın üstünde oturan aileye aitti. kuruması için balkon korkuluğuna asılan halı üst taraftan aşağı düşmüştü."