Songül abla bizim çaycımız. Yoldan geçen Tiki gençlerden biri kenar köşeye sıkışmış masaya oturdu. Songül abladan 1 çay istedi. Songül abla çayı getirdiğinde aralarında şu diyalog yaşandı.
--Abla burda wi-fi var mı?
- fay fiy de ne ?
-- wi-fi işte abla internet.
- ben fay fiy, may fay bilmem itoğlu it. Siktir git burdan..
Benim canım götümde gelmiş fay fiy soruyor..
Asgagahsb...
Pek yarmama ihtimali yüksek bi diyaloğu paylaşıcam çünkü canım istiyo size ne amk.
Bi gün arkadaşla oturuyoruz, ikimiz de her zamanki gibi sıkıntıdan ölmek üzereyiz. Uzun uzun düşündüm falan şu özgüven sorunumu çözmeye ve kendimi bi şeyler yapmaya motive etmeye karar verdim. Tam bunları uzun bi konuşma halinde aktaracakken ağzımdan tek ve anlamsız bi cümle çıktı;
çamaşırları makineye attık, yıkandı, asacağız,
benim çorabın teki çıkmadı,
anneannem kafayı yiyor,
bu çorap nerede, makineyi bozar,
çok üzülüyorum, makine bozulursa naparız, hayatımız biter,
gibi birçok söz sanatına başvurarak düşüncelerini anlatıyor,
ben her yeri didik didik ediyorum çorap yok,
yok allah yok.
akşama kadar çorap çıkmadı,
ananem artık ağlamak üzere,
kafası sürekli çorapta,
allahın işi makinenin etrafına iyice bakayım dedim, buldum çorabı pek sevindi,
bu olaylar olurken, telefondan bir arkadaşa da mevzuyu anlatıyorum, çorabı bulunca da geyik olsun diye çorabın fotoğrafını çekip atayım dedim, kucağıma koydum kamerayı açarken ananem geldi,
- mesaj yazdım, akşam bize gelin sıkışır uyuruz dedim ama cevap gelmedi
- ne iyi demişsin işte
- yalnız benim klavyemde ı harfi yok
- allah belanı versin!!
bu seneki bursaspor konyaspor maçındayız, her iki takımın da iddiası yok, ama pozisyon gereği bütün stat konyalılara sövüyor.
bu arada yanımda oturan arkadaş;
"lan mevlana var amına koyim, ayıp değil mi" diyor,
diğer arkadaş;
"lan ne mevlanası, mevlana da ibneymiş zaten" diye devam ediyor.
tabi hepimiz yerlerdeyiz o an.
arkadaş bir de mevlana'nın ibneliğine beni referans gösteriyor,
"sorsanıza protest'e o bilir bak..."
ben yanıtlıyorum;
"evet, tebrizi ile birşeyler yaşadıklarına dair dedikodular var, ama tam ibne diyemeyiz..."
sonra sövmeye devam ediyoruz.
ne iğrenç insanlarız lan biz?
- günaydın ^^
+ günaydın *
- geç kalmışsın performansın düşmüş.
+ anlamadım..
- geç kalmışsın dedim de sen iyi misin?
+ ay niyetliyim de ben kafa gidik kusura bakma.
not: saat sabahın sekizi. oruç başlayalı 4 saat oldu.
seneler önce evde abiyle beraber internet cafe ortamı yaratılmıştır. online mmorpg oyunlarından biri oynanmaktadır birlikte canavar kesmece yapılmaktadır.
oğullarının ne yaptığını uzun süredir çözmeye çalışan baba da onları izlemektedir.
-ben şurdakileri öldürüyorum sen buraya gelme!
-tamam ben de şurdayım.
-olum bunlar çok güçlü..
-eheh ezik seni ben dağıtıyorum bunları..
-oha ne biçim vuruyo..
baba bişey demeden gittikçe sokulmaktadır. ilgisini çekmeye başlamıştır oyun.
-olum ölcem ben..
-bişey olmaz kaç..
-aha kaçamıyorum..
-kaç lan kaç
-aha ölüyorum yardım..
-pot iç pot!
-ölüyoruuuum!
ben: ananeeee öğrenme becerisi olan robot araştırma laboratuvarından kaçmış oha olaya bak, çok heycanlı, oha neler olcak şimdi, robotlar dünyayı ele geçirebilir. vs vs vs....
Adamın biri bana soruyor biraz bakistik önce bayağı:
- senin saçların mı dökülüyor?
Ben: yanlardan açılıyor dayimda da öyle olmuş.
- üstten dökülüyor sanki kazitsana.
+ kel olayım en iyisi film teklifi gelir.
- niye kel olunca film teklifi mi geliyor?