abimle beraber otobüs bekliyoruz, bir cumartesi günü, babamla konuştuk, onunda çalıştığı yer yakın, "geliyorum" dedi, babamı bekliyoruz, bu arada oranın yabancısı biri geldi ve sorasında geçen diyalog şu şekilde:
adam: buradan aksaray'a nasıl gidebilirim.
abim: 146t gider.
adam: sizde mi aynı otobüsü bekliyorsunuz?
abim: evet ( ve bu arada otobüs geldi.)
adam: geldi otobüs.
abim: biz babayı bekliyoruz, sen bin abi.
adam: ben çok bekledim babayı, dedi ve bindi gitti.
denk gelmişler vardır aranızda bu aralar yeni bir sensodyne reklamı var. kızıl saçlı bir ablamız oynuyor reklamda. linkini bulursam ekleyecem buraya.
neyse konuya döneyim. şirkette çok konuşan ve boş konuşan bir eleman var. bu bebe bugün yine kalabalığı görünce başladı konuşmaya eski sevgilim bu kıza benziyordu falan filan diye. lan iddaa oynuyor konsantre olamıyorum maçlara beynim sikildi ayıptır söylemesi. biride çıkıp demiyor ''aga bu çocuk ne anlatıyor'' diye. reklam devam ederken bebe ile aramızda şöyle bir diyalog geçti.
e: kardeşim çok güzel kız değil mi ya ?
w: aga ben kızıl sevmiyorum.
e: amk hayatında böyle kaç sevgilin oldu da kız seçmeye başladın.
dostlar o kalabalıkta bir gülme koptu utancımdan kızıl oldum. gözüm doldu ağlamaklı oldum. ''allahım bunun altında kalamam bana bir fırsat ver'' diye içten içten dua ederken bu piç kurusu konuşmaya devam etti ve beckham gibi bir orta kesti bana.
e: kızıllara zaafım var benim zaten
üstteki cümleyi kurduğu gibi yapıştırdım lafı (o an nasıl düşündüm bilmiyorum)
whatoz: eline kına yak o zaman kardeşim.
aralıksız 15 dakika millet kahkaha attı. onlar güldükçe bende önce oluşan kızıllık kaybolurken elemanın yüzündeki morluğu görmeniz lazımdı.
aidatı vermeye gittiğim tonton teyze ile aramda geçen diyalogtur.
tt: tonton teyze
b: ben
tt: aa oğlum seni ilk kez görüyorum. öğrencimisin?
b: evet teyze. öğrenciyim.
tt: güzel güzel oku oğlum. benim torun da okuyor maşallah. ee ne okuyorsun sen?
b: ingilizce işletme okuyorum teyze.
tt: olsun oğlum olsun ingilizce öğretmenliği de iyidir.
b: yok teyze bizim bölüm daha çok diyaliz'le ilgili.
tt:%&()=?
olay amcamın evinde bir akşamüstü ben ve üç yaşındaki kuzenim arasında gerçekleşmiştir.
ben : b
kuzenim : k
k : ( gözlüğümün camına vurarak söyler ) tık tık tık birşey sorabilir miyim ?
b : sor bakalim
k : sen bana bakınca kendini görüyo musun ?
b : hayır. nerden çıktı bu
k : ben senin gözlerine bakınca camdan kendimi görüyorum da.
b : ????&&&
+ haftada iki gün iç be abi şunu, hadi üç gün tamam da ne öyle her gün her gün...
- içiyorum da kime zararım var? tamam kendime zararım var başkasına yok, yanii hani başkasına da olmuştur da, bilerek olmaz, belki bir iki kere bilerek de olmuştur da, bokunu çıkartmam, belki boku da çıkmıştır da bir iki kere, azıtmam yani, azıttığım olmuşsa da lan s.ktir git sana mı hesap vericem?
Okulumuza gelen bir adet erasmus öğrencisi kız arkadaşla ısınma turları atılmaktadır. Muhabbet koyulaşmış, türk kızları yerilip hatun kişisinin ait bulunduğu slav ırkı yüceltilmektedir. Tamda bu sıra kız kişisi tevazu göstermek için yanlış bir kelime kullanınca yaran diyalog gerçekleşir.
EK: Erasmusçu Kız
AT: Aprincur Tigin
...
Ek: Don't say like that... I saw plenty of handsome girl in Turkey.
AT: Handsome?... Actually, that is the biggest problem. Some of them are more handsome than me...
Ondan sonra karşılıklı olarak kahkahalar patlar.
Not: Handsome: yakışıklı anlamında erkekler için kullanılan bir kelimedir. Kızların güzelliği için beautiful kullanımı daha uygundur.
ne içtiği belli olmayan bir arkadaş 23 nisan günü okula gelmiş, ders olmadığını görünce geri eve dönmüştür. bunu anlatmasıyla birlikte arkadaşlar tarafından gülünür, şakalar yapılır vs. aradan bir süre geçmiş ve haziran ayına gelinmiştir. sınav dönemi başlamıştır, kimse sınavdan başka bir şeyi düşünmezken şöyle bir diyalog geçer.
x: 23 nisanda okula gelen arkadaş.
y: ben
z: diğer arkadaş.
x: yarın okula gelecek olan var mı yoksa evde sınava mı çalışacaksınız ?
y: burda da çalışırım ben, belli olmaz gelebilirim.
x: ya ben gelmiycem aslında ama siz gelirseniz gelirim.
z: ben gelirim kesin ya, ders var yarın kaçırmayım.
x: iyi bende gelirim o zaman
y: sen 23 nisanda bile geldin, yarın mı gelmiycen.
z: (şaşırarak) yarın 23 nisan mı ???
x & y: fatal error
+ kanka yemeğiniz var mı be çok açım.
- dolapta barbunya pilaki var çıkar ye.
+ ooo süper ısıtayım şunu biraz.
- soğuk yenir lan o.
+ niye intikam mı bu?
- abbooooovvvvvvv.
bir kış günü, ben miniminicik bir üniversite öğrencisi. mahalle bakkalından bi şeyler almaktayım. yanımda arkadaşım.o kış çok sert geçmiş ve donarak ölen insanlar konuşuluyo haberlerde. sabah haberlerini izliyo bakkal amcam ben ise yeni yeni sosyalleşen bir genç edası ile muhabbet kurma merakındayım.
-yine ölü var mı amca dedim? (adam uzun süre bana bakıp düşündükten sonra)
-var abla kaç tane vereyim demişti.
(arkadaşla siparişleri bile bırakarak tezgahta kahkahalarla ayrıldığımızı hatırlıyorum. tabii hala amcanın benim cümlemden ne anladığını bilmek isterim.)
Isteyiz. Mudur ben ve bircok kurum calisani mudurun odasinda verdigi tatli ziyafetindeyiz. Bir muhendis arkadas unutulmustur. Tam tatli biterken o da gelir. Hic tatli kalmamistir. Sadece mudurun elinde isirdigi yarim bir parca kalmistir. Muhendis sinirlenir neden davet etmediniz diye. Kapiyi vurup cikar. Buraya kadar her sey normal. mudur beyin elindeki isirilmis parcayla muhendisin arkasindan kosup zidaver bey al benimkimi ye ben biraz isirdim ama bisey olmaz sen benimkini yiyebilirsin gene de demesiyle biz icerde bittik.
Annem telefonla konusuyo ygsden bahsediyolar belli.
A: oyle mi basarilar tatlım ona:)
Ben: onun amk ben rakip sonucta hahaha ins acikta kalır p.c.*
A: ehe neyse yemek var ocakta gorusuruz.
- önce düğmelerini tek tek çözdü, gömleğini bi güzel çıkardı.
+ ee!
- Sonra pantolonunu sıyırdı. Altında Kırmızı bi külot vardı.
+Sonra! Daha Sonra?
- Sonra uçtu gitti! Izlemediniz mi olum süpermeni?