kızılay, karanfil sokak'da bayram çeteleri diye tabir ettiğimiz dilenci teyzeler önlerine gelene yapışmaktadır. önümüzde bir grup turist, çeteye doğru yaklaşıyoruz biz de... derken çeteyle burun buruna geldik ve teyze başladı turistlere ağlamaya;
-allah rızası için abi, allah sevdiğine kavuştursun abi, allah razı olsun abi, allah tuttugunu altın etsin abi...
turistler şaşırdı tabi bi an birbirlerine baktılar falan... o sırada dayanamadım girdim araya;
+teyze bunlar turist, müslüman değiller yani...
-neey? turist mi? olsun ne olacak ki?
+hristiyanlar yani müslüman değiller.
-hristiyansa hayvan mı bunlar? fakirin dilinden anlamıyorlar mı? eşşek mi bunlar?
+hayır yani allah rızası diyon da allah'ı tanımıyolar demek istiyorum.
-orospu çocukları! neyse oğlum sen versene gönlünden ne koparsa, allah sevdiğine bağışlasın...
12 eylül 2010 referandumundan bir süre önce çatalca' daki akrabalara ziyarete gidilmiştir. köy kahvesinde oturulmaktadır. söz döner dolaşır referanduma gelir. ve şu muhteşem diyalog çıkar ortaya.
+ ne oy vereceksiniz referandumda?
- hayır vericez biz.
+ niye ki?
- tayyip atatürk' ün şeyini kaldıracakmış diyolar.
+ yahu atatürk' ün şeyini kaldırana kadar gelip benimkini kaldırsa ya. 10 senedir tık yok.
olay bir yılbaşı gecesi karı-koca ve bardakta mısır satan kız arasında geçmektedir.
karı-koca canları mısır çektiği için mısır tezgahına doğru yanaşırlar.
tezgahtar kız: buyrun hoşgeldiniz.
koca: hoşgördük, bize ordan 2 tane orta boy bardakta mısır.
tezgahtar kız: tabiki ketçap mayonez koyayım mı?
koca: olsun koy koy koy.
tezgahtar kız: nar ekşisi koyayım mı?
koca: koy koy koy.
tezgahtar kız: limon suyu koyayım mı?
koca: koy koy koy.
tezgahtar kız: soğan, sarımsakta koyuyorum o zaman?
koca:aaa napıyon sen gece gece milleti uyutucan sonra bende sana koyup hırsımı senden çıkarıcam.
tezgahtar kız-koca: gülüşmeler...
bir düğünde kuzenlerle otururken, orada yaşayan kuzenimin köpeğinin de düğün evine gelmesi ile başlamıştır.
- aha senin köpeğin ne işi var lan burada?
+ her yere gider bu.
- olum ne bildi burada olduğumuzu.
+ kalabalığı sever. bulur o. düğün, cenaze, mevlüt her türlü toplantıya katılır.
ulan köpek bile eş dostla ilişkisini güncel tutuyor, biz kaçmak için binbir türlü mazeret arıyoruz.
küçük çocuk :k , Büfeci: B
k: abi bi viktorya.
b: o ne lan?
k: sigara abi.
b: oğlum viktorya beckham'ın karısı lan. sigara olan viceroy.
Bu diyalogu duyduktan sonra gülmekten ne alacağımı unutturan olay.
sizi yarmayabilir ama arayan şahsın konuşma biçiminden dolayı beni yardı işte.
malum üniversite kayıt dönemi şu sıralar. bende gerekli belgeleri araştırıyorum internetten. derken telefon çaldı;
(zırrt zırrt)
+ evet?
- ben bik bik dershanesinden arıyorum. lys açıklandı.
+ ne? öyle mi?
- ben bir üniversiteye yerleşip yerleşmediğinizi sormak için aramıştım.
+ numaramı nerden buldunuz?
- bik bik lisesinden. -mezun olduğum lise yani- istatiksel bişi sonuçtaa.
+ öyle mi? yerleştim ben kolay gelsin.
yer zonguldak. araba ile dolaşmaktadır 3 üniversite öğrencisi.çevirme olur polis durdurur.
polis : belgeler lütfen.
öğrenci : istifini bozmadan verir.
polis : nerelisin sen ?
öğrenci : kasımpaşalıyım.
polis : hiç sevmem kasımpaşalıları.
öğrenci : niye, ananımı skti onlar senin.
polis : !!!!
anne dolmuşta ağlayan bebeğini emzirmeye başlar ama çocuk meme emmek istemez başını çevirir. anne:
- serkan, al yoksa amcaya veririm.
az sonra amca:
- serkan almıyor mu ? ( olmuş vaka, yer: adana karşıyaka)
Arkadaşımın kahvede şahit olduğu diyalogtur. Kahveci ve lise çağındaki bi eleman arasında geçmektedir.
eleman:abi sizde soğuk çay var mı? (ice tea'den bahsediyor)
kahveci:(burada ilk baş bi dumur söz konusu) &'^%/8 kardeşim soğuk yokta ılıttırayım?
eleman:(bu sefer eleman dumur olmuştur) +^(^'^+%&/()
Ben: * derse gitmistim ama. Cay icer misin soytari? Ay cok üzülüyorum ahahahay *
Burak: Icerim. Niye la?
Daha önce hic görmedigim otlardan yapilmis caydan ikram etti, kovboya benzettigim kiz. Daha önce görmedigim otlar gibi, daha önce hic böyle cay icmemistim, nefisti.
"Çay cok güzel, nerden buldun bu otlari?" dedim, kiz caydanligi sobanin üstüne koyarken.
"Ders calismaya baslamadan önce 3 saat kadar oyalaniyorum, iste o sirada ormana gidip bunlari topluyorum" dedi. Kizin kim oldugunu bir türlü hatirlayamadim, bilincimi toplayamiyordum. Kovboya benzeyen kiz, mal, dedi birdenbire. Çay ictigimiz kulübeden kosarak uzaklastim...
ayakkabıcı: bay için mi bakıyorsunuz bayan için mi?
müşteri (kadın): bu model ayakkabıdan bakıcaktım.
ayakkabıcı: baylar için bu modeller.
M: nasıl unisex değil mi?
A: öyle ama numaraları 40 tan yukarısı var elimizde ondan...
M: ben 41 giyiyorum.
A: şey kem küm.
köy kokulu, saf ve temiz bir arkadaşımla birgün yabancı film izlemeye başladık...
film başladı "warner bros" yazısı görününce, bizimki eliyle ekranı işaret ederek bağırdı;
izmir metroda gidiyoruz. bir sonraki istasyon falanca diyen sesten bahsediyoruz.
ses:bir sonraki istasyon karşıyaka.
ben : bunu söyleyen kız nerde biliyonuz mu?
arkadaş: nerde lan ? ( piçliğine soruyo)
ben : bak bu kabinin arkasında. ordan yapıyo anonsları.
arkadaş: vallaha mı? dur bi gidelim kolay gelsin diyelim. ( yüksek sesle)
teyzenin biri: çocuugum durun rahat bırakın kızcağızı işini yapsın.
vagon: yerlerde.
kız1: aa aşkımızın meyvesi ali eren imzanı alabilir miyim?
ali eren: tabi canım bir saniye.
kız2: bu ali eren değil mi ya ben seni çok seviyordum.
ali eren: ahaha teşekkürler canım.
kız3: çekilin be adamın etrafından, birşeyler içmek ister misin?
ali eren: bir kahveye hayır demem.
kız3: evimde çok güzel şaraplar var.
kız1: ya ama haksızlık bu.
kız2: vay orospu götürdü güzelim çocuğu.
ali eren: kısmet işte.
hoca beden eğitimi dersinde tüm sınıfı sıraya sokmuş ve yoklama almaya çalışmaktadır. bir ara kontrolü elinden kaybeder ve sınıfa bağırır:
- susmayannnnııınn... sussun.
nerdeyse 3 haftadır yıkanmayan arabanın arka camına büyük harflerle 'kahpeler' yazılmıştır.
teyze - hiii allah belasını versin bunların.
enişte - yahu beddua etme, çoluk çocuktur yazan.
yeğen - teyzeee, kesin sizi tanıyan biridir.
teyze - !?!??!
enişte - !?!?!?