sınav öncesi bir lise öğrencisine ingilizce özel ders verilmektedir, öğrenci 2 saat aralıksız dersin ardından bayılmak üzeredir..
latina: evet canım, şimdi sıradaki alıştırmaya geçiyoruz.
öğrenci: hmmm, a lot of latina: a lot of nereden çıktı, konumuzla alakası bile yok.
öğrenci: bilmem a lot of beni andı herhalde. latina: a lot of seni falan anmadı canım benim, devam.
öğrenci: biraz ara versek!
bir lise öğrencisine ingilizce özel ders verilirken, although bağlacının kullanımı anlatılmış ve öğrenciden istenilen alıştırmaların yapılması beklenmektedir:
latina: evet, işte although bu şekilde kullanılıyor şimdi alıştırmalara geçelim.
öğrenci: although! latina: efendim.
öğrenci: although, although! (oldu, oldu) latina: ders bitmiştir.
not: ingilizce'deki although sözcüğüyle türkçe'deki oldu sözcüğünün okunuşu birbirine benziyor falan filan işte.
öğrenci evinde çok kalabalık bi şekilde oturduk maç izliyoruz, herkes başka telden çalıyor.
Bi muhabbet dönmeye başladı,arkadaş baya dalgın olacak ki:
-csk moskova inter'i yenmesi gerekiyor ki trabzon üst tura çıkmasın.
+abi csk yenemez be inter'i, trabzon berabere kalır çıkar işte.
-olm yenebilir bak inter kötü oynuyo.
+trabzonda bala göte gidiyor ha lille'i yenerse şaşırmam.
arkadaş: ssk kimle oynudu?
-şşşt tamaaaam tamam geçti!
edit: şimdi burda anlatınca pek komik olmayabilir, siz buna mı gülüyosunuz amk diyebilirsiniz, ama o öyle değil işte.
hava berbat ankara soğuk günlerden bugün ve her yer kar. hem ısınmak hem alışveriş için diasa'ya gidilir. yalak yalak muhabbetler döner. en son;
bahadır: ilk defa diasa'ya geliyorum biliyor musun?
ben: heyecanlı mısın şeker? (yavşak bir şekilde pis pis gülünür)
yanımızda muhabbete kulak kabartmış bir adam. biz kadar yavşak bir şekilde;
- ne ayaksınız lan siz?
ben: abi hava soğuktu. isınmak zorunda kaldık hehe. gel beraber ısınalım.
adam yüzüğü işaret ederek:
-yok ben ısınıp geldim.
endoskopi'ye giren beni kapıda bekleyen arkdaşımın,kapının aralanmasını fırsat bilerek tedaviyi bir süre izlemesi,benim endoskopiden çıkmamla beraber de,doktorları bile hayrette bırakan bir cıvıklıkla:
- Abi endoskopiyi bizzat ekrandan izledim,şu kadarını söyleyeyim ki için-dışın bir değil.
ntlgr - aşkım, susarsan su iç, olur mu?
cmpn- efendim aşkım, ne dedin?
ntlgr- susadıysan su iç diyorum aşkım...
cmpn- aşkım senin direktiflerin olmasa ben nasıl yaşayacağım bilemiyorum...
- ya fark ettimde bir millet hangi hayvanın etini çok tüketiyorsa o hayvanın özelliklerini taşıyorlar. mesela hıristiyanlar çok fazla domuz yiyor ve sonra onalara benziyor, kırgızlar at etini çok tüketiyor at gibi insanlar, biz türkler çok fazla dana, koyun eti tüketiyoruz e durumumuz malum....
- gerı yekalınederdın var benle ('ne' buyuk karakter)
+ sarhoş tipi konuşanını gördüm de yazanıyla ilk defa karşılaşıyorum.
- oluuum basım dönüyo.
+ sıkıntı yapma kendine, dünya bile dönüyo.
- hadi lam salakl.
+ uyu sen uyu.
6. sınıflardan birinde Türkçe dersi anlatmaktayım. eş anlamlı kelimeler için çocukalrdan örnek istiyorum. verilen örnekler şunlar:
yaşlı-moruk
eski-külüstür
Bulgarin : Abi sıla'da ne güzel bi kadındır be
Fırat : hakkaten ya.
Bulgarin : bi twit atsana '' ve tanrı kadını yarattı yada sen ne hoş hatunsun '' diye.smiley'da koy, çok abazan durmasın.
Fırat : Yok be oğlum, Götünü kaldırmayalım hatunun
Bulgarin : (şaşkınlık) Sende haklısın abi bi yerde.
yanyana iki bilgisayarda ben ve kuzenim oyun oynamaktaydık, elektrikler gidince haliyle masaüstü bilgisayar direk kapandı. laptop biraz daha dayanıp o da kapanınca bi süre sessiz karanlıkta öylece mal mal oturduktan sonra;
kuzen: bu niye kapandı*
ben: şarjı bitti.
kuzen: e altta prize takılı değil miydi?
hala kapkaranlık odada sadece silüetini görebildiğim kuzene dönerek;
ben: e elektrik gitti ya lan amcık, hasta mısın nesin.
birkaç saniye ikimiz de dumur olduktan sonra yarıldık tabi.
konu: ehliyet polis ve üç sarhoş. *
ehliyet geçen haftadan itibaren benim için hayatımda unutamayacağım bir espiri kaynağı olmuştur.
üç arkadaş bursa uludağ yolunun kenarında (jandarma karakollarının yakınlarında) başladık öğlen saatlerinde içmeye, biri gelir biri gider biri korna öttürür selam verir falan filan inter milan. kafaları kurtardıktan sonra pınarbaşı tarafından kaplıkaya taraflarında da içelim dedik. neyse durduk bayinin birinde biralar kaşarlar fıstıklar derken nevaleyi hazırladık ve kaplıkaya alabalık restorantının otaraflara çektik arabayı. hahaha hihihi laylaylom derken hepimiz olduk höşmerim gibi. neyse çişim geldi indim arabadan çıkardım tam işicem, baktım etrafta binalar var ve müstakil evler falan. ulan dedim tsc ayıp olmasın alemin karısı var kızı var sen git alabalık restorantının tuvaletine işe gel. neyse sallana sallana alabalık restorantına gittim işedim ve tekrar arabaya doğru gelirken, polis aracının bizim parkettiğimiz arabaya doğru geldiğini gördüm. elimi cebime attım kredi kartım ve ehliyetim vardı ve polislerle hemen hemen aynı zamanlamada park halinde bulunan aracımıza geldim. polisin kimlik soracağını düşünerekten attım elimi cebime ve kredi kartıyla beraber ehliyeti gösterdim polise. hava karanlıktı polis nereden geliyorsunuz diye sordu. ben de uludağ yolundan jandarma arama kurtarmanın oralardan geldiğimizi söyledim. polis bir kibar konuştu bir mütevazi oldu ben de şaşırdım. altı üstü bir ehliyet gösterdim polislere, afiyet olsun komutanım dedikten sonra adamlar çekti gitti ben de sarhoş kafayla şaşırdım.
sonradan jeton düştü polisler ehliyetimi karanlıkta asker kimliği sanmış, ben de nereden geliyorsunuz deyince jandarma arama kurtarmanın orada içip buraya geldiğimizi söylemek istedim polise, polis de bizi jandarma arama kurtarma ekibi sanmış.