mal sahibi ve bir arkadaşı 383 numaralı ego otobüsüne ilk durak olan gazi üniversitesinden binmiştir. arka dörtlünün bir önüne oturulur ve o anda arkada oturan biri kız 4 liselinin bayağı muhabbetleri başlar. liselilerden kız olan ulan kelimesini sıklıkla kullanmaktadır. ve bombayı kurtuluşa doğru patlatmıştır.
-ulan mehmet, ben face'simi özledim yaaaaa...tam 2 gündür açamıoruuummmmm. *
ahmet çakar ın içinde bulunduğu diyalogların kısa adıdır.
---
Ahmet Çakar: Sen benim bukalemun olduğumu mu düşünüyorsun?
Kazım Kanat: Düşünmüyorum hocam.
Ahmet Çakar: Ama ben senin bukalemun olduğunu düşünüyorum...
---
Ahmet Çakar: Ne oldu, Hassassın?
Kazım Kanat: Evet hassasım...
Ahmet Çakar: Özel günün mü?
---
Güntekin Onay: Açıkçası ben sizin bazı sözlerinizi tercüme etmedim sayın Çakar, ağır ifadelerdi.
Ahmet Çakar: Ne???!!!... Güntekin sen ciddi misin?
Güntekin Onay: Evet, her sözünüzü tercüme etmedim.
Ahmet Çakar: Sahtekarsın sen Güntekin...
---
Ahmet Çakar: Bana pinti de, teklifimi arttırayım.
Yarışmacı: Pinti'nin Allahısın hocam!
Ahmet Çakar: Evet, tebrikler, teklifimi düşürüyorum
Yarışmacı Ama hocam sen demedin mi pinti dersen teklifi yükselteceğim diye!
Ahmet Çakar: Ben sana pinti de dedim. Sen yanlış söyledin...
2 tiky kız alışveriş merkezinde gezinmektedir.
-hadi d&r a girelim dergilere filan bakalım.
-ay evet girelim hem aşk-ı mennu dizisinin kitabı çıkmış biliyor musun?
-ay o zaman hemen bakalım.
erikli'den su istenmesi üzerine gelişen diyalog:
zil çalar;
-stres yaptım (diyafondan): "alo" ayy çok pardon "kim oo"
(gülüşmeler) (içeri döner, cailin lycian'a)
- stres yaptım: "ayy ben hayatta açmam kapıyı, sen açsanaaa noollueerr"
( cailin lycian kabul eder, kapıya doğru ilerler, açar.)
-erikli amca: " damacana delik miymiş?"
-cailin lycian: "efendim:S???!"
-erikli amca: " damacana mı delikti, daha 2 gün önce getirmedim mi ben size?"
-cailin lycian: " haa eet şey bizim bisürü misafirimiz vardı da çok içmişiz."
-erikli amca:" aman hızlı içmeyin çarpar!"
(kapı kapanır)
<ehuehskjhalööööhjöjghjkjxdhgfböjs>
yamulmuyorsam ilkokul beşinci sınıftayız ve okulun ilk günleri. malum yeni hocayla tanışma faslı gerçekleşmekte ve hoca hemen ilk sıradaki ineklerden başladı sorgu suale. yaklaşık beş dakika sonra, sıra benim hemen ön sıradaki iki dallamaya geldi ve diyalog başlayıverdi:
ben: oha abi baksana ay'da su bulunmuş!
arkadaş: ayda su kim olm banane?
ben: abi ay yani ay'da su bulunmuş.
arkadaş: ne diyon olum ayda su kim?*
ben: tamam abi yok bişe ayda su ölmüş amına koyim. tamam mı sus.
rakı sofrasında sürekli telefonu çalan ve her seferinde minimum yarım saat konuşan kişi masaya döner;
-deniz?
-efendim?
-bi gün 6 yakın arkadaş toplanmış rakı içiyolarmış
-ee?
-bi yavşağın sürekli telefonu çalıyomuş
-ehehe ee?
-sonra yarım saat konuşmuş masaya dönmüş..
-ne var lan ipne?
-kapı çalmış sonra.. kim gelmiş?
-bilemedim kim?
-gına..
hasta adama, arkadaşı bir ilaç tavsiye eder. ilacın adı kenakort tur. hasta adam eczaneye gider.
eczacı: hoşgeldiniz, buyrun?
hasta adam: iyi günler, benim şöyle şöyle bir rahatsızlığım var ve arkadaşım bana bir ilaç önerdi, doktora gitmemi gerektirecek kadar da kötü değilim. o ilacı soracaktım size.
eczacı: nedir beyfendi ilacın adı?
h. adam: ııııı-şeeyyyyy(iç ses: neydi lan??)-kemm-kümmm- hah! donadona-a
eczacı: ??!!??! donadona-a? böyle bir ilaç yok ki beyfendi.
h. adam: ama güzel oldu beh, donadona-a , a sı da var bak, firmalara öner sen bunu.
eczacı: oldu beyfendiiiii, iyi günleeer...
nükredit ve Askerlik şubesindeki karadenizli sivil memur;
6 ay kadar önce muayene olmak için askerlik şubesine gittim oradaki sivil ve karadenizli olan memurla aramda şu dialog geçti.
Sivil memur(sv); isminiz?
Nükredit(nk); Nükredit
sv;Komando olmak istermisin?
nk; Başka şecenekler var mı?
sv; Paşa var, genel kurmay başkanlığı var.. Yok ulaa!!!!
nk; o zaman olayım.
sv; Kaç kilosun
nk;105
sv; yoksun okadar
nk; nasıl yani 105 kiloyum işte
sv; yok yok sen 95 kg sın.
nk; yaz öle yaz zayıflatcaklar ne olmasa.
sv; yaptığın spor var mı?
nk; yok.
sv; emin misin?
nk; evet.
sv; hiç mi yok?
nk; yüzme biliyorum.
sv; çok iyi yüzer yazıyorum ozaman.
sv; Kaç numara ayakkabı giyiyorsun.
nk; 45
sv; ohaa.
adam resmen şubenin ortasında ohaaa dedi *
televizyonda lezbiyenler ile ilgili bir haber var, ailecek salonda oturuyoruz...
-abla, hani sen lezbiyenler çok güzel oluyor demiştin ya... *
+saçmalama be... ben demedim, başkası demiştir, karıştırıyorsun heralde. (bu arada anne ve baba, korku, endişe ve hayal kırıklığı karışımı bir bakışla bana bakmaktalar. ben bu cümleyi kurunca bi rahatlar gibi oldular ve kardeşime döndüler) kardeşim sesini yükselterek...
-ya sen dedin, hatırlamıyor musun? (bi an kendimden şüphelendim, acaba bi ara öyle bi düşünceye sahip olmuş da bunu kardeşimle paylaşmış olabilir miyim diye... iyi de hatırlamıyorum)
+yaa sus. (dedim, ama bu inat hala kendinden emin bir şekilde iddia ediyor, zaten ben de bu yüzden acaba dedim mi diye düşünüyorum. bu arada anne-baba merakla bekliyor sonucu, tek kelime etmeden)
-hani dedin yaa.. defne joy foster... (yine devam edecekti ama ben aldım sazı elime ve başladım)
+gerizekalı ne lezbiyeni, melez dedim ben melez... hıh. (çok şükür aklandım, anne ve baba bu arada televizyona döndüler büyük bir rahatlama ve biliyorduk zaten bir yalışlık olduğunu bakışı ile)
-aman işte karıştırmışım ne var. işte dedin ya sen melezler çok güzel oluyor diye... (salak ya... bi de nasıl kendinden emindi, öyle bir bakıyor ki, bu şekilde beni cinayet işlemiş olduğuma bile ikna edebilirdi o derece yani)
diskoda uzun süreli bakışma sonucu iki kişi arasında geçen diyalogdur.
x abi : ismin ne acaba tatlı şey?
bayan x: sen kimsin ya ayı, ne bu samimiyet ?
x abi : ee sabahdan beri bakışıyoruz, dikkatimi çektin.
bayan x : ne alaka ya ne saçmalıyosun ?
x abi : lan o zaman bidaha baktığını görürsem senin belanı zikerim.
kare kurulmuş okey oynanmaktadır.
telefon çalar, arayan arkadaş bir hasta için kan gerkebileceğinden bahseder.
durum o sırada beraber olunan arkadaşlara iletlir, aynı kan grubundan kimse olmadığı anlaşılır, telefon kapatılır.
konuşmaya şahit olan rize'li kahve sahibi abimiz bir süre sonra masaya gelir.
+nesi varmiş uşağum? ne için araymişler kani pagayim?
-arkadaşı ameliyat olacakmış dursun abi.
+heeee! allah şifa versun. benim karinun* kani da o deduğundendur ha.
-e söyliyelim abi ozman arkadaşa, bak lazım olabilirmiş sevaptır hem.
+iyi dersunda kari kani oliymiki uşağum?
+ Nesi güzel lan, şehir çarpık, tek övündüğümüz şey osmanlı ve bizans'tan kalma tarihi yapılar.
- Saçmalama be, git taksim'e, git kadıköy'e... Nesi kötü istanbul'un?
+ Şehirde adam gibi yerleşim planı yok, doğru düzgün gökdelen yok .mına koyim.
- Gökdelenle mi ölçüyorsun lan şehri?
+ Heralde lan, bak şimdi: Elin arabı, gidiyor dubai'de Burj Dubai'yi dikiyor, dünyanın en yüksek gökdeleni. 800 küsür metre yükseklikte. Dünya ağzı açık izliyor. Bir de bizim buraya bak, daha yeni diamond of istanbul'u dikiyorlar, 270 metre. Arabınkinin yanında japon çükü gibi kalıyor lan!
tekin ve omer lise ogrencileri olmakta ve teneffüste sigara içmek için okul duvarından atlamaktalar.ve okulun mudur yardımcısı yani b.i.m. i (boktan isler muduru) bu arkadasları gorur ve soyle bi diyalog geçer.
omer: tekin lan yusuf hoca!!!
tekin: ne zaman?(burda sorulması gereken en uygun soru "nerde" olmalıdır)
yusuf hoca: tekkiiiinn laaann çarkına sıçtığımın mikroorganizması..
ömer: şimdi...