k: abLa insanlar hep seçim yapmak zorunda mıdır?
c: evet ablacım.. maalesef ki hayat seçimlerle dolu.. her zaman her konuda karşına farklı seçenekler çıkar ve seçim yapmak zorundasındır..
k: benim seçimimse.. head and shoulders.. *
arkadaş ortamı içinde hep beraber el falına bakılmaktadır o esnada olay vuku bulur:
h: yabancı uyruklu türkçe'ye tam olarak hakim olmayan kişi.
a: fala bakan dişi kişi.
pvm: bendeniz
a: bak şimdi bu hayat çizgisi, bu mantık vs.
h: hımmm peki ne oluyor şimdi, uzun yaşayacak mıyım?
a: evet evet uzun senin hayat çizgin. şimdi de sık elini kaç çocuğun olacak ona bakayım.
h: (elini sıkar)
a: ya burda çocuk görünmüyor, yoksa sen kısır mısın?
(herkes gülmekten yerlerdedir)
h:(aradan biraz zaman geçer) abi birazdan kalkalım, ben doktora gideceğim.
pvm: hayrola abi, bir şeyin mi var?
h: eee abi bu kısır falan diyor bir baktırayım.
(ikinci kez yerle yeksan olunur)
bakkala girilir sigara alınır. elli kağıt verilir. bakkal amca parayı kasaya koyar
-iyi akşamlar evladım.
+amca üstü?
-neyin üstü evladım?
+amca elli kağıt verdim.
-aaa öyle mi bakıyım.aa ben bunu beş lira sandım. benziyorlar tabi.
+ salih abi bi mavi ekran lütfen.
bir arkadaşım kendisini kızın biriyle tanıştırmam için aşırı derecede baskı yapmıştı. fakat kaderin cilvesi, kız bizim deluğanludan hiç hoşlanmıyor. tabi bu durumda deluğanluyu bozmadan kızdan vaz geçirmek de bana düşüyor.
- eee, şimdi aslında senin o kızla anlaşabileceğini pek sanmıyorum. bir kere senin gibi sevecen biri değil, sosyal darwinist mesela.
- aaa, ben de sosyalistim.
- hmm. sosyalizmi biraz çalış istersen. neyse, mesela sen dindar birisin kız ise ateist.
- aslında ben de gizli ateistim. hatta ne gizlisi, pozitif ateistim.
- ayrıca biraz tuhaf birisi. mesela hayalindeki erkek john nash gibi birisi.
- john nash mi? hani şu akıl oyunları' nda hayatı anlatılan adam?
- evet, yani senin gibi akıllı biri yerine hafif deli birisini tercih eder.
- abi yapma yaa. ben mi akıllıyım? şu anda odada 3 hayali arkadaşım var. *
Kız erkek yurdunda bahçede oturan iki grup vardır.Bir grup kız çimenlikde ve bir grup erkek de kapının önünde oturmaktadır.Oyuncularımız;c,h,z
h-ya biri çakmak getirse
z-c şurdakilerden istesene
c-niye ben yaa
z-burada senin dışında herkesin sevgilisi var
c-off yaa (c ayağa kalkar,kapıya doğru yürürken)beyleer ateşiniz var mııııı?(ve ardından kopan bir kahkaha tufanı)
ozmotik basinc: abla sırtımı kaşı sana
ozmotik basincin ablası: neresi?
o b: biraz yukarı...
o b ablası: iyi mi böyle???
o b: biraz daha sert!!
o b ablası: peki bu nasıl????????
o b: ayy evet! biraz sağa.. hııı.. biraz sola solaaa.. azcık yukarııı.. evet evet!! işte orası!! aaayyyhh!!
o b alası: adama bak! sanki orgazm oluyoo! '^%+&
- olm geçende bi film izledim paris hilton'un.
+ ohoooo ben sabah akşam izliyorum.
- lan öle değil be. korku filmi.
+ haaa biliyorum onu neydi adı.
- house of wax.
+ ha evet ağda salonu.
ruya gören erkekse amaçlarına kavusup, isinde ilerleyecegine; ruya gören kadınsa sıkıntılı bir dönem geçirecegi, ancak temkinli dikkatli olursa tekrar huzura erecegine isarettir.
yaklasik 30 dakika once gerceklesen diyalog.
kahveci: beyler var mi bi istek?
arkadas: abi nane limon var mi?
kahveci: yok kardesim ama limonata var
arkadas2: abi meyva suyun falan var mi?
kahveci: yok kardesim ama portakalli fanta var.
ben:abi baglantilari süper kuruyorsun.normal cayin var mi?
halk otobüsüne tartışarak binen iki üniversite öğrencisi biletçiye yaklaşıncaya kadar tartışmayı sürdürürler. sonra cebinden bilet parasını çıkarıp biletçiye uzatan genç:
sagopa kajmer konseri öncesi iki tane ergen kız kuyrukta konuşmakta:
-ya kızım dün bir tane kırmızı içtim kafam çok pis döndü ya.
-yuh kızım helal olsun ben yarısında gidiyorum.
arkadaşlar: yuh lan kıza bak şarap içmiş helal olsun.
-ee kızım herkes içemez tuborg kırmızı.
arkadaşlar: hönk.
3 yaşındaki çocukla arkadaşımın girdigi bir diyalog;
çocuk: anne meme!
arkadaş: deniz sen büyüdün artık ne memesi.isteme annenden meme falan.
ç: ama ama... bi fırt memiş istiyorum! *
a: hehehe memiş yok deniz ama bak.
ç: o zaman seviş!
üç yaşında olduğu söylenen ama beni çıldırtmaya yetecek kadar kelime kültürü olan velet(dişi olanından) beynimi yemiştir iki dakkada(dişi olduğundan sanırım). ben de onu yemek isterim ama annesi karşımdadır.
velet bi elinde oyuncak ördek, bi elinde de bebek vardır. derken muhabbet başlar;
velet: (ördeği göstererek)bu bunun babası.
beyazatlinick: ördek mi bebeğin babası?
velet: eveet.
beyazatlinick:olmazki baba ördek.
velet: tamam bebek tocuk!
beyazatlinick: (gözlerde parıltıyla) bak bebek insan, onun için ördek onun babası olamaz.
velet:(suskunluk, gözlerde dalgınlık)
beyazatlinick: (iç ses)hadi hadi bi duman çıkarsa bitti bu iş.
velet: bu tocuk, bu tocuk, bu tocuk......
beyazatlinick: allah yanlış tuşa bastım?!!?
geçenlerde sevdiğim bir arkadaşım, kendisine kot almak istediğini ve benden kendisine bu konuda yardımcı olmamı istedi. ee haliyle kırmadım tabi. neyse girdik bi mağazaya. yanımıza geldi elemanın biri hemen "yardımcı olayım!" tarzında bakışlarla. ama nasıl güzel nasıl güzel anlatamam size! biz de "ol tabi, ölürüz sana!" bakışlarıyla karşılık verdik.
işte neyse böyle bir takım telepatik kuvvetlerle iletişim kuruyoruz güzel kızımızla derken şöyle yaran bi konuşma geçti bizim arkadaşla, eleman arasında;
+: arkadaş
-: ben
*: dünyada sadece biz varmışız da, yanlızca bizimle ilgileniyor gözüyle baktığımız hoş mağaza çalışanı
+ yaa, aslında bu çok güzel, tam istediğim model ama biraz bol gibi sanki, ne diyosun e***?
- abi evet biraz bol, bi numara küçüğüne bakalım!
+ evet bi numara küçüğüne bakabilir miyiz?
* tabi bakalım hemen!
...
* malesef bi numara küçüğü kalmamış, gelin mavi'den bakalım bi de isterseniz, o'nda da güzel modeller var, yeni modeller?
+ yaaa benim evde ki kotlarımın çoğu mavi renk zaten!
* ay çok şekersin sen!
+ ay evet öyleyim dimi?
* evet kesinlikle!
+ hmm o zaman hafta sonu buluşacaz mecbur?
* ee tmm oldu o zaman, uyar bana...
+ telefon numaranı alayım ben?
* bıdı bıdı bıdı...
+ tamam şekerim biz gidelim artık, sen de hafta sonu beğendiğin kotları bize getirirsin, beraber seçeriz!
* ehe, tamam oldu!
- hönk!!'^+ '^+% n'oluyor lan!!! manyaklar!
telefonda geçen diyalogtur. 12 yaşlarında osman isimli uzaktan kuzenimi arayacakken, 40-50 yaşlarındaki annemin kuzeni olan osman isimli şahısı yanlışlıkla aramam sonucu gerçekleşmiştir.
- uub: osman??
- osman dayı: efendim?
- uub: osman naber lan?!
- od: ee..öö.. iyi?! *
- uub: ** mesude teyze orda mı?
- od: yok.. yanlış numara.
- uub: ** ee.. özür dilerim.. iyi günler..
allahtan numaramı bilmiyordu. ben de çaktırmadım. *
18 eylül cuma gecesi memlekete dönmek amacıyla aştiye seyirttim. bileti geç aldığım için 3. hatta 5. sınıf bir firmadan bilet bulabildim. hala online sistemden habersiz otobüs firması, bazı koltuklara 3 hatta 5 bilet kesmişti. aşağı indik, bu sıra bir başka firma mağduru, yetkiliyle hararetli şekilde konuşup eşini-karısını izmire göndermeye çalışıyordu:
- kardeşim biletimiz elimizde! neden gidemiyor karım izmire?
+ abi bi yanlışlık olmuş, düzelticez ama bu otobüsle gidemezsiniz.
- nasıl gidemeyiz hemşerim, karım burda mı kalacak?
+ yok abicim 5 tane otobüsümüz var birinden birine binecek işte.
- ya anlatamıyorum bu saatteki otobüsten özellikle aldık. napacak kadın gecenin 3ünde izmire indiğinde.
+ valla bilemiyorum abi ayarlıycaz işte birşleyler.
- annnaaamaam arkadaş karımı sike sike izmire götüreceksiniz bu otobüsle.
yenge: ismeeet! **
yaprak dökümü dizisinin izlendiği sırada geçen diyalogtur. tam da fikretlerin bebeğinin cinsiyetinin belli olduğu sahne esnasında yengem dışarıdan odaya girmektedir.
yenge: cinsi neymiiş??
uub: rottweiler.
abim: sivas kangal.
y: ??
dersanede çok sakin aklı başında bir hocamız vardır (bkz: ismi lazım değil)biraz da dini bütün bir insandır kendisi..neyse yine çok sakin ve sıkıcı geçen bir dersin ortasında bir arkadaşımız konuşur:
-hocam çok sıkıldık biraz ara versek olmaz mı?
+ara verirdik yavrum ama arada senin gibi puştlar olunca insanın hiç bişey yapası gelmiyor..
sınıf:(ne.. nasıl yani!!?)
+noldu bişey mi oldu şimdi bu şerefsizin yağtığı ibnelik değil de ne? dersin ağzına sıçtı!
-ama hocam..
sınıf:(noluo lan)
+sus lan siktir git sınıftan sıkıldıysan!göte bak ya!
-hocam ne dedim ki ben şimdi yaa
+şaka lan şaka ben dermiyim öyle şeyler hiç sıkıldın ya eğlenelim biraz dedim iyi küfrettirdin ama he seni piç seni ehehe.
sınıf:(yok artık yaaa..)
Adı üstünde komik diyaloglardır. Başıma gelen şu örnekte olduğu gibi;
-(Ben) bu hafta ligin en çok gol atan takımıyla en çok gol yiyen takımı karşılaşıyor
-(Kardeş) kim?
arkadaşla yolda yürümekteyizdir, bir eleman gelir, arkadaş bununla sarılır tokalaşır öpüşür. aynısını benimle de yapar(eleman), "merhaba cnmm" deriz karşılıklı. çocuk gittikten sonra aramızda yaşanan diyalog şöyledir,
- kimdi lan o?
+ eski fen hocamın oğluydu çok iyi çocuk
- vay mna, ben hocamla tokalaşmadım lan daha
+ gerçi hala oğlu
- nasıl?
+ eski fen hocamın oğluydu dedim ya. hala oğlu yani
- ???
- mustaa'yı * gördüm geçen, bana diyo ki "ağbey bana tokat at", lan oğlum diyorum niye vurayım "ya ağbey bana tokat at" oğlum diyorum git manyak mısın, "ya ağbey sen vur deyince vur işte" diyo. ulan en sonunda tamam dedim "ağır vururum ama mustaa", "olsun ağbey sen yine vur" dedi bana, en sonunda allah yarattı demedim bi koydum tokadı, zannediyoki ben yavaş vuracam, şaaak diye bi geçirdim buna, ondan sonra bana diyo ki "ama ağbey sende çok hızlı vurdun", dedim oğlum ben söylemiştim sana, sonra beni ne zaman görse "ağbey senin elin çok ağır ben biliyorum" diyo... ahaha çok film adam bu mustaa'ya.
yer ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi'nin tuvaletidir. diyalogun tarafları ise prof. kurthan fişek ile bir arkadaş*.
arkadaş tuvalette işini görmüş elini yıkamaktadır ve o sırada kurthan hoca gelir:
kurthan hoca: hangi bölümdesin lan sen?
arkadaş: uluslararası ilişkiler hocam.
k.h: kımıldıran'ın öğrencisisin yani. (uluslararası ilişkiler bölümünün bölüm başkanı ersin onulduran'dan bahsetmektedir kendisi)
o ara kurthan hoca işemek için pisuvara geçer:
kurthan hoca: ben niye işerken elimi kullanmıyorum biliyor musun lan?
arkadaş: * bilmiyorum hocam.
k.h: doktor fazla ağırlık kaldırma dedi. *