Yer: Öğrenci evi
Mekan: Oda
Şekil: Ayaklar göğse yaslanmış, kollarla etrafı sarılmış, bi el ile fare nin tekerleği döndürülüyor, yine bu sayfa okunuyokene chemsuk salya sümük sayfa başında çığ birleşiyo sona doğru giderkene "hih hiiii hih hiiiii hih hiiiiiiii ....(sonsuza gider)" gibi seslerin de eşlik ettiği, görenin de sandalyenin altında başka bişey olduğunu sanıcak şekilde hooplayıp hoplayıp gülmek sonucunda arkadaşın:
ark: noluyo olm o ses ne, chemsuk ne oldu olm bak korkuyom nefes mi alamıyosun? şşş olm chemsuk bişi söylesene *
chemsuk: hihh hihhh...olm m16 hiiiihhhhihh hiiihhh (artık gözlerimden o kadar çok yaş gelior ki gözlerimi açamıyorum.)
ark: olm noluyo bak korkutuyosun beni...
chemsuk: (artık ben de kayış iyice koptu, arkadaşın bu davranışları beni bi kere daha koparıyo, sonra 1-2 saniye kadar ölü taklidi yaptım ve bomba)
ark: *olm noldu lan, chemsuk olm nooldu laaan!
chemsuk: PUHAHAHHAHAHHAHAHA (artık ikiye gerçekten ikiye ayrıldım bi elim göbeğimde organlarımı toplasın diye!)
ark: Ya harbi bi sktr gt, gt herif, yüreğim ağzımdan fırladı, eşşek herif, hatta eşşş...eşşek, Allah'ın cezası, kepaze, feriştah hede hödö hede hödö........................
(Belki iyi geceler diyene kadar devam etti bu küfür furyası, *)
pb: abi yaa senin bilgisayara oyun yüklesek ya need for speed underground falan?
p: olum bi sktir git, ben benim bilgisayara oyun falan yüklemem!
pb: neden dokunuyo mu?
p: ??!!??
cuma namazı dır. camiinin bahçesinde en arka saflarda yer tutulmuştur. namaza başlanır. herkes pür dikkattir. ön saftaki genç abimizin nokia 5110 telefonu çalar. tam da ettahiyyatüye oturulmuştur. sağ elle hafifçe telefon açılır ve konuşulur:
-namazdayım. sonra ara.
hiç kimse bir tepki vermez. iki rekat daha kılınır. tekrar ettahiyyatünde aynı telefon çalar. ve abimiz bu kez kızgındır:
-namazdayım dedim ya oğlummm.
abs olduğu gerekçesiyle içinde telefon açılmayan mercedes marka otobüste, tam önümde gerçekleşen olay;
bir bayan arkadaşımız telefonla konuşmakta ve hemen yanında duran bayan da bundan son derece rahatsizlik duymaktadır. otobüs tıklım tıklımdır. aynen şu diyaloglar gerçekleşir;
-hanfendi telefonunuzu kapatabilir misiniz acaba?
+ya ben üniversitede hede hödö okuyorm. otobüs belli bir hıza ulaşmadan hedeler devreye girmiyo böylece hödöler de çalışmıyo.
-yok ya! * ben de mercedez-benz firmasında çalışıyorm. demek biz yanlış biliyoruz. hayret...
+şey ama hede hödö... *
otobüste ölüm sessizliği yaşanır. mecbur telefon kapatılır.
her zaman yemek yenilen lokantadaki garson çorba getirmiştir. ve, yüzünde mutlu bir ifade vardır. hafiften öne eğilerek sorar:
-parfüm aldım abi. sen anlarsın bi koklasana nasıl?
çorbaya daldırılan kaşık bırakılır. hafifçe öne eğilip koklanır:
-soğan kokuyosun abim.
hemen tepki verilir.
-üstü kokla ya altı değil.
koklanır.
-salça kokuyorsun.
-sana afiyet olsun.
-şaka lan çok güzel kokuyor. *
Abla haftasonu magazin programlarından birini izlerken erkek kardeş televizyonla pek ilgili değildir. Programda Safiye Soyman'ın kilolarından bahsedilmektedir.
Sunucu- kaç kilosunuz şu anda Safiye Hanım?
Safiye - vallahi sabah tartıldım 69 geldim ama tuvaletim vardı, 3 buçuk kilo da o gelirdi.
(birden konu kardeşin dikkatini çeker)
kardeş- ohaaa! sıçıp da tartılsaydın, terbiyesiz insan.
yan sınıfdan aldıgımız ikili sıralar universitede yönetimi tarafından ertesi gun aldıgımız yer geri konunca gelişen olaylar aynen şöledir;
murat: abi bizim sıraları göturmuşler yine
hasan: hay a.q yinemi! yuru alak sunları yine
cagrı: ya olm ne alcan gidek sorak hademeye niye göturmuş yine bakalım
hademeye gidilir..
cagrı: dayı bizim b-2 deki ikili sıralara ne oldu kım göturdü?
hademe: yigenim ben göturdum genel sekreter yasak koydu o işe
biz: haydaaaa!!
murat: kım bu genel sekreter dayı?
hademe: ekrem bey
murat: nerde bunun odası?
hademe: rektorlukte ama boşa ugraşmayın yasak bi kere
biz:tamam dayı saolasan.
ardında sınıfa girilir. bi kac kişi vardır sınıfda. sınıfın ortasında bagıra bagıra genel sektere küfürler edilmeye başlanır.. 2 dakka sonra ise şok edici bi laf gelir!..
"hop hopp ağır olun o benim amcam!" o anda ağzını hay ben bu ekremin diye açan çagrı bu lafdan sonra cumlesinin "ellerinde öpeyim iyi adam aslında diyip bitirir".. bi hafta boyunca genel sekreter hakkında son derece güzel kelimweler sarf edilir sınıfta, kıza ise sureklı, naber nasılsınla muhabbete girilir.. ve yılın geriye kalanı dua etmekle gecer bizi amcasına söylemez inşallah diye .yıl bittiğinde ise derin bi nefes alınır.. *
ben: meyve suyu içer misin? kankam: hayır ya... aaa çilekli varmış içeerim, ben çilekli olan her şeyi severim.
(birazdan) kankam: harbiden ha... o kadar seviyorum ki çileği haydar'ın çilekli prezervatifi vardı ben her gün onu... ben: yalıyodun öyle mi? kankam: yok yok onunla otuzbir çekiyodum. *
m: ustam cay ne kadar?
u: 30 yeni kurus
(müsteri 30 yeni kurusluk cay icin 50 ytl verir.)
u: abi bozuk para yokmuydu
m: yok be abi...
u: o zaman sen o 50 ytl'yi bırak yarın sabah gel paranin üstünü al....
m: hönkkkk
müzik hocası: sizce buraya La notası getirirsek ne oLur..
arkadaş: hocam bence oraya La notası getiriLme- me, getiriL-me...me... aaaarrrghhh..
müzik hocası: * meme, memeLer..
-abla sen kendini kanıtlamak isteyen bi FBI ajanımısın?..
-hayır
-manyak bi bakire misin?..
-hayır..
-hmm.. peki dark side a meğilli misin?..
-o ne ki?..
-ya abla hiç olmazsa özel güçleri falan vardır?
-iyi bir dinleyiciyim..*
tekirdağ da, lise öğrencisi balsikeste baysungur ve arkadaşı okul çıkışı dolaşmaktadır. yanlarına tekirdağ a daha yeni ayak basmış 25-30 yaşlarında bir delikanlı yaklaşır.
delikanlı: gençler merhaba
biz: merhaba abi
delikanlı: ya ben buraların yabancısıyım da burada şöyle eğlenilecek bir yer var mı?
biz: ne gibi,abi
delikanlı: kerane nerede tarif edermisiniz?
biz: abi burada kerane yok. gece 12 den sonra sahile çıkarsan belki bir şeyler bulursun. ama illa keraneye gideceksen çorlu var; buranın ilçesi... orada var.
delikanlı: ulan ne biçim memleket. bi kerane bilem yok. gençler bi tarif edin bakalım çorlu ya nasıl giderim.
sonrasında abi ye çorlu otobüslerinin yeri tarif edilmiş, abazan yabancı da söylene söylene tarif edilen yere doğru yol almaya başlamıştır bile.
sabah arkadaş borç istemiştir ve kendisine 10 ytl verilmiştir.
akşam aynı arkadaşla tekrar görüşülür ve şu diyaloglar geçer;
arkadaş: oğlum bi 10 ytl borç versene
salca: ulan sabah verdim ne çabuk harcadın ehe ehe ehe
arkadaş: babam mısın oğlum, vercen mi vermicen mi ? niye hesap mı soruyorsun yaa, adama bak
salca: ulan baba olmasamda baba yarısıyım herhalde. babanla bir kan bağım mı var şüphelenmeye başladım. babandan bile bu kadar para istemiyorsun
arkadaş: ya öf bee
bir bey sokakta bir kız görürür, ondan çok hoşlanır, cesaretini de alır ve kızın yanına gider:
-pardon beraber yürüyebilir miyiz?
-....
adam utanmaz, şansını tekrar dener
-beraber yürüyebilir miyiz?
-...
kadından 2. kez de cevap gelmez, tam bırakacakken, hayatımda bu fırsatı tekrar bulamam der ve son kez atlar
-pardon, bayan ama sizinle biraz konuşmak isterdim...
güzel yüzlü kadın durur, adama döner ve
-ula it olu, it, pokumu yiğ, side lou? (dumurlar dumuru !!!!!!?!?!?!?)
ders: insanların konuşma şekli, dış güzelliği kadar önemlidir.