-bakar mısın canım tuvalet nerede?
-oo abla yan binada.
-peki bu bina da yok mu?
-ha o üst katta
-yavrum kafan mı güzel
(çocuk kafasını kaşıyarak uzaklaşır)
teknolojiden uzak bi abimize msn üzerinden cd hazırlatmayı öğretmek... aman allahım.
+abi şimdi nero'dan veri cd si hazırlayı tıkla.
-...
+buldun mu?
-heh evet. (aradan 5 dk geçti ama abartısız)
+ona tıkla abi. ondan sonrada şarkıları oraya sürükle.
tamam.
aradan bi 10 dk geçmiştir.
-sebarstian tamamdır. yazdırıyım mı.
+evet abi. (oh çok şükür)
-peki cd'yi takayım mı?
+lkajdssanbdmasd. abi iyi geceler.
-nereye yahu???
bilenler bilir pazar günleri zigana dagından * aşşagı gelenler % 90 sarhoş gelir ve karşı şeritten dag mevkine gidenlerde çok dikkatli gider. yine böyle bi pazar günü dagdan aşşagı bi abimiz bulut bi şekilde son gaz gelir ve uçarak kendisini derede bulur araba ters dönmüştür kemeride baglı oldugu için gerilmiş ve çözememektedir. arabaya da su girmektedir* derenin karşı tarafında bi çoban koyunların başında beklemektedir
u: uçan ç: çoban
u: laaa aloooo gurtarsana beni la
ç:*
u: la gurtarsana beni elecim *ha burda
ç: *
u: laaa amına godumun uşagı çikarsana beni ha burdan laaaaaaaa
ç: la ha böle bi uçma olur mi yaa amına goyaym film çeviriysiniz sandım
ilkokul çağındaki bir çocuk, tarih öncesi çağlara ait bilgisayarına, ki windows xp'yi çok ağır çalıştırmaktadır bu bilgisayar, duvar kağıdı olarak windows vista resmi koymuştur. gerçekleşen diyalog:
- baba bak, bilgisayarıma windows vista kurdum, ben de vista kullanıyorum.
+ oğlum niye kurdun bunu, bilgisayar nasıl da yavaşlamış baksana...
küçük kardeş ben 10 isimli çizgi filmin bir oyununu oynamaktadır internette. ben kardeşimiz uçuyor, altında bulunan bitkilere zehirli bir şey göndererek öldürüyor onları. olaya dedem karışıyor,
- ne yapıyosun oğlum sen, ne onlar?
+ bitki öldürüyorum dede
- aaa öldürülür mü bitki hiç ama? çocuklara örnek olacaklar bi de
+ baksana iğneli bunlar zararlı bitkiler!
- boşuna mı yaratmışlar onları çocuğum hepsinin ayrı bi görevi var nerden bileceksin ki sen
+ dünyayı onlardan kurtarmalıyız
- vah garibim
hoca derse 5-10 dk. geç kalmıştır ve herkesin aklının bir köşesinde "acaba gelmedi mi?" düşüncesiyle beraber, pek de açığa vurulmayan bir umut vardır. ve çok geçmeden şöyle bir konuşma geçer;
x: abi hoca gelmese ne güzel olur bugün ya!
y: evt valla ya ne hoş olur!
...
şahıs 1: ben
şahıs 2: aynı zamanda başasistanım olan şahıs
ş1 ve ş2 mutfakta sabah kahvaltısı hazırlamaktadır. mutfak yaklaşık 3 m2 bir yerdir ve ş1 ile ş2 götgöte bir vaziyettedir. ş1 ve ş2 kanka modunda hayli ilerlediğinden ş2 zaman zaman inceden yellenmekte bir sakınca görmemekte, ş1 ise havadan ancak biraz daha ağır olan bu etkisiz atışlara prim vermemektedir.
osurmak da aynen esnemek gibi bulaşıcı olduğundan sonunda ş1'de de güzel bir hareketlenme olur ama evvela ş2 uyarılır:
ş1: abi bak benimki çok kötü olur, istersen çık.
ş2: yok olum n'olacak?
ş1: sen bilirsin abi, denir ve küçük bir pırtlama duyulur.
ş2 işine devam etmekte iken birden yüzü bembeyaz olur ve kendini mutfaktan dışarı atar.
ş1: abi ben sana demiştim ama.
ş2: iyi de oğlum ben ne bileyim senin sarin gazı ürettiğini!
arkadas- emre al bak meraba de...
bebe- merabah
ben- meraba canim benim nasilsin?
bebe- budameleralerleaogiti?
ben- ha canim?
bebe-budameleralerleaogiti?
ben- bidaha sor bakiym???...
bebe- budameleralerleaogiti?
arkadas- ne sordun sen emrecim?
bebe- budameleralerleaogiti?
arkadas- ne?
ben- gemiler memiler ne diyo abi?
arkadas- gemi demiyo abi adam diyo sanki...
bidaha sor bakiym emre...
bebe- yaaaaaaaaa budameleralerleaogitiiiii?
ben- anlamadim yeminle...
arkadas- valla ben de anlamadim...
(içerden arkadasin annesi bagirir)
-sokakta çalisma vardi ya, çalisan ameleler nereye gitti diye soruyor...
abla, mutfaktaki pencereden aşağıya kedileri beslemek için peynir atmaktadır.. bunu gören kardeş* hiçbir tepki vermez; göz alışkındır, hiçbir şey söylemeden buzdolabına bakıp mutfaktan çıkar.
ertesi gün,
abla yine mutfaktaki pencerededir, ama bu sefer peynir değil; can sıkıntısından dışarıya kesme şeker atmaktadır.
taş ötesi hatun kişi köpeğini gezdirmektedir.
abaza genç: köpeğin olayım, tasma tak gezdir beni.
taş hatun: adam ol da koluma takıp gezdireyim.
(bkz: adam olmak)
12 nisan 2009 galatasaray fenerbahçe maçına girmek için profilo alışveriş merkezinden çıkmış, ali sami yen stadı'na doğru yürümekteyiz. karşıdan karşıya geçerken yanımdaki arkadaşı dilenci çevirir.
a: arkadaş
d: dilenci
d: allah nazlı yarine bağışlasın, kız arkadaşına kavuştursun.
a: (ali sami yen'i göstererek) hiç merak etme abi, birazdan kavuşacağız zaten.
bu arada arkadaki gruptan birinin dilenciye "gs yönetiminden misin abi sen?" demesi de koparmıştır.
bir arkadaşla şehrin işlek caddesinde yürümekteyiz. trafik polisi, yol kenarına park etmiş araçların plakalarını anons edip kaldırmalarını, aksi halde cezai işlem uygulanacağını söyler.
polis:
- 16 trabzon hatay hede hödö
- 16 antalya yozgat hede hödö
- 16 gaziantep...
- *16 gaziantep... ( 7-8 saniye sessizlikten sonra ) paris hede hödö.
yolda yürüyenlerin çoğu gülmeye başlar.
arkadaş:
- hahaha p den il bulamadı lan.
ben:
- sen bulsana varsa.
a: şey... olm birden sorunca bulunmuyor işte.
b: ilçe de olur bak.
a: .... siktir lan.
b: birden sordum di mi. puhahah.
komşu olan orta yaşlı abi* ile sokakta karşılaşan genç, abinin uykulu, stresli halini görünce hal hatır sormak maksadı ile muhabbete başlar. (g: genç, a: abi)
g: abi hayırdır, bi sorun mu var?
a: sorma *, 7 numaradaki doktor yok mu?
g: evet abi de, metresine tutmamış mıydı o evi?
a: her ne boksa, uyutmadı *. kaç gündür sabaha kadar karının çığlıklarını dinliyoruz, nasıl bir muhabbetleri varsa.
gencin pis pis sırıtması üzerine:
a: gülme lan, biz mi *emiyoruz karıyı nedir, anlamadım gitti *.
ardarda uc sinavdan cikip beyin vajinismusu geciren iki bunye, servis beklerken arkadaslarinin yanina biraz oturmaya ugrar. ortamda tanimlanamayan sari renkte bir sey vardir;
r00: su sari objenin sakallari ve gogusleri var.
sfs: travesti abi.
r00: oh shit! she is a he!
alt kattaki ofiste fax cihazında sorun vardır. gelecek olan fax ı kesekagidi üst kattaki ofise yönlendirir. boşta olan usta çırağını kesekagidi çağırır.
- üst kata fax geldi çıkıp alır mısın faxı?
+tamam
15 dk sonra, kan ter içinde çırak elinde fax cihazıyla gelir,
- bu ne faxı neden söktün getirdin
+ e fax geldi dediniz getir dediniz
-sana aleti mi getir dedim ben, git tak yerine fax ı hadi
+ama ben takamam ki...
çocuğu yolladık yanında biriyle faxı takmaya , arkasından en az bir saat güldük haliyle.
75 yaşındaki usta o gün boştadır ve ofistedir. ofis de işlek bir yol kenarındadır.ve yan tarafı ziraat malzemesi satan bir iş yeridir. kesekagidi masasında, koca usta da kapı önünde güneşlenerek oturmaktadır. bir bayan geçerken koca ustaya yaklaşır,
- pardon ziraat odası nerde ?
+ziraat mi oda mı hangisini soruyorsun şimdi ona göre?
- lkejdkfdl
the faerie queene x isimli arkadaşının doğum günündedir. sohbet ilerlemiş y isimli şahıs merak ettiği bir soruyu artık dayanamayıp sormuştur ve yıllarca unutulmayan bu diyalog gerçekleşmiştir:
y: bi şey sorucam ben. oral seks ne demek?
the faerie queene: x' in kan ilacında ne yazıyor?
y: oral solüsyon.
tfq: güzel. peki x o ilacı nasıl içiyor?
y: mal mısın? ne demek nasıl içiyor? ağzıyla.
tfq: e tamam işte...
y: nasıl yani ya? ne alaka anlamadım ki?!
tfq: ağzıyla işte, ağzıyla...
y: ağzıyla mı? ağzıyla... ağzıyla... ağız... ayyyy anladım. ama nası yaa +%&/(=?
tfq, x: kopuş... *
+tuna sen, geniş kanatları boşluklukta simsiyah uzanan ve ortasında güneş doğmayan kapıdan geçince başlayacak bitmeyen sukunlu gecemisin?
-sen değilmisin?