Dostlar ırmak gibidir
Kiminin suyu az, kiminin çok
Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca
Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya
insanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı,
Bulanık bir göl gibi...
Ne kadar uğraşsanız görünmez dibi.
Uzaktan görünüşü çekici, aldatıcı
içine daldığınızda ne kadar yanıltıcı....
Ne zaman ne geleceğini bilemezsiniz;
Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz!
insanlar vardır; derin bir okyanus...
ilk anda ürkütür, korkutur sizi.
Derinliklerinde saklıdır gizi,
Daldıkça anlarsınız, daldıkça tanırsınız;
Yanında kendinizi içi boş sanırsınız.
insanlar vardır, coşkun bir akarsu...
Yaklaşmaya gelmez, alır sürükler.
Tutunacak yer göstermez beyaz köpükler!
Ne zaman nerede bırakacağı belli olmaz;
Bu tip insanla bir ömür dolmaz.
insanlar vardır; sakin akan bir dere...
insanı rahatlatır, huzur verir gönüllere.
Yanında olmak başlı başına bir mutluluk.
Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk.
insanlar vardır; çeşit çeşit, tip tip.
Her biri başka bir karaktere sahip.
Görmeli, incelemeli, doğruyu bulmalı.
Her şeyden önemlisi insan, insan olmalı...
insanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz.
Boşa gitmez ne kadar güvenseniz.
Dibini görürsünüz her şey meydanda.
Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda.
içi dışı birdir çekinme ondan.
Her sözü içtendir, her davranışı candan...
Ankara'nın sözlükteki en kaliteli temsilcilerinden. Keşke böyle yazarlarımız politikaya atılsa; ülke ne kadar sağlıklı bir şekilde yönetilirdi bilseniz...
kediden beter şeref yoksunu insanımsıların üzmeye çalıştığı yazar.
ben bu insanı tanıdım! cam kadar kırılgan, anne kadar şefkatli, pamuk kadar yumuşak bir kalbi olduğunu gördüm yıllardır.
Hiç biriniz gibi olmadı bu yazar, kimseyi üzmeye çalışmadı, kimseyi hunharca eleştirmedi, kimseyi kırmadı. Öylesine iyi bir insan ki sizin sözlerinize sizin sözlerinizle bile cevap vermedi.
şuna eminim ona hakaret etmeniz, üzmeye çalışmanız, üzerine gitmeniz onu üzmez ama kırar. o kırılınca öfkesini gösteremez kimseye lakin emin olun onun yerine size öfkesini kusacaklar var ama bilirse bunu onu da engeller.
siz efendiler! yüceldiniz mi şimdi, yoksa yerin dibine mi girdiniz?
şu an sanki bir kum yığını ile koskoca bir dağı görüyorum yanyana. onun başı dimdik, gururlu ve dumanlı ama siz bir rüzgarla darmadağın olacaksınız.
eşinden ayrılmış ya da eşi ölmüş kadın/erkek demek. yoksa ben mi yanlış biliyorum? bu tanımı bu kelimeyi küfür, aşağılama anlamında kullanan henüz evrimini tamamlamamışlar için yapıyorum. çünkü onlara tane tane gerizekalıya anlatır gibi anlatmazsak anlamıyorlar. dünyaları, hayata bakışları, empati duyguları zayıf. kadına bakışları sıkıntılı, bi yerlerde sekteye uğramış.
onlara bir hikaye anlatıcam. belki bir kelimeyle dünyalarını, bakışlarını değiştiririz. belki insan olmaya biraz daha yaklaştırırız. bi umut işte...
küçükken annemle babamı mutlu sanırdım. resimlerim tüm çocukların ki gibiydi. anne-baba ve gülen güneş..
akşam olup evlerin ışıkları yanınca herkesin hayatının yolunda olduğunu sanırdım.
öyle olmadığını bizi çok seven babamın, annemi iki kız çocuğuyla ortada bırakınca anladım. sonrası mı? sonrası erken büyümek ve önyargılarla mücadeleyle geçen bir hayat.
yani demem şu gençler;
bazen işler yolunda gitmiyor. her şeyin en güzelini hakederken hayat tersine tersine akıyor.
insanları 21.yy'da dul, ermeni, kürt,türk...diyerek yaralamaya çalışmaktan vazgeçin. eğer vazgeçmiyorsanız bilin ki aklı başındaki hiç kimseyi bu sözlerle üzemezsiniz. tıpkı beni üzemediğiniz gibi.