bu da bana söv diye ara ara taciz eder beni.
siyasal islamcı diye kendini tarif etmiş salak.
oysa ben 1 kez bile ateiste, dinsize, kafire gavata, işsize, salağa, öküze,bilumum piçe veya hayvanata çatmam durup dururken.
imkanlar dahilinde cevap vermeye çalışıyorum, orospuluk yapmayın yani.
ben ileri geri birinin hakkında kritik yaparsam ileri geri cevap alacağımı bilirim ve bunu keyfe keder yapmam!
şimdi siktirolup gidelim en iyisi burdan.
adam olan az sayıdaki insana hayırlı akşamlar dilerim.
Çizgisini beğeniyorum, aynı şekilde devam etmesi dileğiyle. Bir de gereksiz kişilerle, gereksiz tartışmalara girip moralini bozmasa keşke diyeceğim ama tabi ki kendi bilir.
büyükdoğu mimarı üstad necip fazıl'ın ''fikir haysiyetinin müstesna genci'' diye nitelendirdiği mütefekkir salih mirzabeyoğlu hukusuz yargı kararları neticesinde 16 yıl hüküm giymiştir ve yargılandığı davadan '' hukuka uygun kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden '' 2016 yılında beraat etmiştir.
kitaplık çapta eserleri (ibda külliyatı) bandrollü ve yasaldır.
eyvallah sevgili kardeşim.
tespitlerinizde haklı olmakla beraber, ortamın gevşekliği ve fikri yöndeki kalitesizlik göz önünde bulundurulduğunda keşmekeşlik ortaya çıkar ki, bu da sanırım biraz doğal karşılanmalıdır.
dil bahsine gelince bu biraz tarz ve uslüp meselesidir ki yine yukarıda belirttiğim hususlara biraz bağlantılıdır!
aynı zamanda kişiseldir ve şahsi bakış açısıdır aynı zamanda.
kapalı bir dil kullandığımızdan ziyade mensup olduğumuz fikrin kendine has bir dili ve hadiseler karşısında belirli bir yaklaşım tarzı vardır.
yoksa dolambaçlı yolu hususi tercih etmiyoruz..
tarz ve şahsilikten kastım budur. kitaplık çapta ''büyük doğu- ibda'' külliyatı göz önünde bulundurulduğunda ne demek istediğim daha net belli olacaktır.
üstad ve kumandan salih mirzabeyoğlu arasında geçen ve s. mirzabeyoğlu'nun ''kökler'' adlı eserde geçen şu bahsi göz ününde tutmanızı öneririm.
ve biraz bu bahsi didiklemenizi!
selamlar....
''dedi ki:
tamam, çok güzel söylüyorsun; ifrat...
önce müşahhas bir realiteyi ortaya koyacaksın, sonra mücerret fikri "massedip-yedirip" yutturacaksın.
sana akıncı güç için de söyledim, rapor'da da söyledim; alaledeyi bırakıp çok mücerrete dalıyorsun, anlamazlar!...
ben mücerretler adamıyım, benim kumaşım mücerret...
benim hayatımı yazarken en dikkat edeceğin husus da bu; millet saf fikirden anlamaz!...
ama fikre de kıymamak lazım.
benim yazılarımı anlamadıklarını söylüyorlar; dönüp tekrar okuyorlar...
ben öyle anlaşılmaktansa böyle anlaşılmamayı tercih ederim!''
Abi galiba 28 Şubat sürecinin tanıklarından. Abi diyorum çünkü bebeydim o dönem. Mirzabeyoğlu severlerden. Nerde denk gelsem Kullandıkları dil üç aşağı beş yukarı aynı; üstü kapalı bir tarzları var. Mirzabeyoğlu, Necip Fazıl gibi adamların fikirlerini dava edip bu üsluba sahip olmayı hiç anlayamadım bu adamlarda. belki zamanında karşı karşıya kaldıkları adalet mahrumu muameleden kaynaklı bir deformasyon. Yalnız abiler yine de bulunduğunuz ortamlara dönün bir bakın; böylesine Mirzabeyoğlu'nu normal anlatsan ne kadar anlayabilecek ki kapalı dil kullanıyorsunuz?
--spoiler--
beyefendi yarım saattir online idi ve açıklama yapmadan yine offline oldu.
--spoiler--
sevgili kardeşim,
kendine bir iyilik yap ve millete salça olmanın marifet olmadığını bil ve kendini apsürt durumdan başka bir amaçla kullanmadığın şu internetin başından kalk ve gezdir kendini.
beynine oksien gitsin, hava al.
işsizliğine ve işgüzarlğına çare olamam.
önerimi uygula.
çoğunlukla evsizlerin kaldığı virane bir mekanın girişinde bir yazı okudum geçmiş zaman...
belki de bağımlı bir müptezelin belli belirsiz kaleminden çıkan bir yazı...
mıh gibi aklımda tuttum.
paçozvari yaklaşımları ve karavana sallamaları görünce mutlaka hatırlarım!
''birisine laf sokma çabasına girmeden önce o kişinin umrunda olup olmadığınızdan emin olun.
değilseniz baya bayaa rezillik.''
yok be gözüm, sen yanlış anladın, bozulmadım.
karavana sallamaları ve can sıkıntısına bağlı olarak yapılan sikindirik insan tahlillerini iplemediğim bilinir hepsi bu.
savunmak, taraf olmak, destek olmak, övmek, yermek vs. bunların hepsi ayrı ayrı kavramlarıdır ki, bu kavramların analizi düzgün yapılmadığı taktirde ortaya kakafoni bir durum çıkar.... halk dilinde sallamasyon denir. yani karavana!
yani ayırd etme kabiliyetine sahip değilsin.
yani bu kabiliyet mevzuunu da hakaret anlamında görüp misilleme de yapman sürpriz olmaz.
yani senle aynı dilden konuşamayız biz.
yani sana ayırdığım vaktin sonuna geldim kısaca.
sevgili hitay, kendine bir iyilik yap ve o süper zekanı buralarda heba etme.
akıl küpüymüşşün sen maşallah(!)
bu mantıksal bakış açınla, büyük oyunları çözen sezgi kapasitenle abd ye başkan bile olabilirdin oysa.
neyse, umarım bir gün keşfedilirsin.
ben mesaj gönderildi sanmışım. mesaj almıyormuş. neden olduğunu anladım. ben mesajlar bölümünde yeni mesaj atarken mesaj atmış gibi yapıyor ama aslında atmıyor.
tanrı kelimesi türkçe'dir ,animalist ve pagan'dır yani doğacıdır.
türklerin tanrısı olan kök tenrıi'nın betimi büyük beyaz kaz'dır . 6 beyaz ve 1 siyah kuğuda onun hebercileridir. genel anlamda melek .
sonrası türk efsanelerinde diğer alt tanrılar oluşmuştur.
yani tanrı özel isimdir ..
daha sonra dil geliştikçe başka tanım girmemiş tanrı genel isim olmuş.
allah özel isimdir başkasına yakıştırılamaz ,allah ismi insan veya başka bir canlıya yada cansız nesne koyulamaz. allah'ın diğer isimlerinden bazıları genel isim olarak insana verilebiliyor. ama allah tamamen mahsus isimdir.
mahsus;birine ayrılmış, özgülenmiş olan.
türklerde ve öncesi atalarında ilkel ve ön türkler.,tenri,tenji ismi konulmamıştır niye çünkü bu isim ayrılmış isimdir.
ben defalarca yazdım başka yazanda görmedim.
türkçe ezanda ki tanrı kelimesi islam'a aykırıdır,kullanılamazdı ama o dönem kullanılmış . allah ismi kullanılsa idi belki de ezan türkçe devam edecekti.
tapma -tapmak fiilide biraz absürt. her ne kadar tapmak-ibadet ile sözlüklerde eşleşse de ,islam'a göre allah'ın tapılmaya ihtiyacı yoktur.
ibadet yeter. namazı tapınma değl ibadet olarak görmeliyiz.(müslüman olarak)
tapma fiilinin yerine ibadet kulanılsa idisorun kalmayacaktı.
elçi kelimesi tam uygundur , islam'ın müjdecisi muhammed'e sağlığında peygamber hitabı yoktur,elçi-resul vb.
ulu sözcüğü de uygundur ekber karşılığıdır. çok büyük demektir.
türkçe ezan;
Tanrı uludur, Tanrı uludur.
Tanrı uludur, Tanrı uludur.
Şüphesiz bilirim, bildiririm Tanrıdan
Başka yoktur tapacak
Şüphesiz bilirim, bildiririm Tanrının
Elçisidir Muhammed
Haydi namaza, haydi namaza
Haydi felâha, haydin felâha
Tanrı uludur, Tanrı uludur
Tanrıdan başka yoktur tapacak..
***
yani iki kelime -fiil değişse (belki) sorun olmayacaktı ama o dönem türkçülerin cahilliği maarife o kadar sirayet etmişti ki 1934-35 düzenlemeleri ile türkçe'in de içine ettiler.
işkence vakfı kurucusu muazzez ilmiye çığ ve manyak rıza nur etkisine de unutmayalım.
aynen yazıyorum bu ülkeye türkçülük ve kaba milliyetçiliğin verdiği zararı kimse vermedi.