bana "uykusuz orospu" demesiyle üzmüş yazardır. kendisini halen severim ve üzerine gidildiğini düşünüyorum lakin üslup bir tartışma için de en önemli noktadır hocam.. sekülerliğin tabiri caizse boku çıkmış olabilir ama yine de güzel üslup önemlidir hocam.
hangi düşüncede olursa olsun mümkün olmadıkça üslubunu bozmayan ve sakinliğini yitirmeyen yazardır. eğer bir şeye kızdıysa biri ileri gitmiştir diye düşünüyorum. ne yazık ki bu sözlük insanların damarına basıp masumu oynayan maskelilerle dolu... donuz butonunu daha sık kullanmasını ve boş yere keyfinin kaçmamasını diler, saygılarımı sunarım. çoğu kişiyle tartışmaya değmez bu sözlükte. sabrına ve zamanına yazık...
tanımıyorum ama hatırı sayılır bir süredir sözlükte olması kuvvetle muhtemel.
geçmişte bir tartışmamız olmuştu, bir kanunun orijin metninin alıntı yapıldığı ülke ile ilgili yanlış bilgi vermişti, ben düzeltmiştim bu konuda baya tartışmıştık lakin sonra konu kapanmıştı tabi ki benim haklı olduğum şekilde.
başka da hatırlamam bir tartışma yaşadığımı. ama aynı çizgide değiliz onu söyleyebilirim.
bu da bana söv diye ara ara taciz eder beni.
siyasal islamcı diye kendini tarif etmiş salak.
oysa ben 1 kez bile ateiste, dinsize, kafire gavata, işsize, salağa, öküze,bilumum piçe veya hayvanata çatmam durup dururken.
imkanlar dahilinde cevap vermeye çalışıyorum, orospuluk yapmayın yani.
ben ileri geri birinin hakkında kritik yaparsam ileri geri cevap alacağımı bilirim ve bunu keyfe keder yapmam!
şimdi siktirolup gidelim en iyisi burdan.
adam olan az sayıdaki insana hayırlı akşamlar dilerim.
büyükdoğu mimarı üstad necip fazıl'ın ''fikir haysiyetinin müstesna genci'' diye nitelendirdiği mütefekkir salih mirzabeyoğlu hukusuz yargı kararları neticesinde 16 yıl hüküm giymiştir ve yargılandığı davadan '' hukuka uygun kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden '' 2016 yılında beraat etmiştir.
kitaplık çapta eserleri (ibda külliyatı) bandrollü ve yasaldır.
eyvallah sevgili kardeşim.
tespitlerinizde haklı olmakla beraber, ortamın gevşekliği ve fikri yöndeki kalitesizlik göz önünde bulundurulduğunda keşmekeşlik ortaya çıkar ki, bu da sanırım biraz doğal karşılanmalıdır.
dil bahsine gelince bu biraz tarz ve uslüp meselesidir ki yine yukarıda belirttiğim hususlara biraz bağlantılıdır!
aynı zamanda kişiseldir ve şahsi bakış açısıdır aynı zamanda.
kapalı bir dil kullandığımızdan ziyade mensup olduğumuz fikrin kendine has bir dili ve hadiseler karşısında belirli bir yaklaşım tarzı vardır.
yoksa dolambaçlı yolu hususi tercih etmiyoruz..
tarz ve şahsilikten kastım budur. kitaplık çapta ''büyük doğu- ibda'' külliyatı göz önünde bulundurulduğunda ne demek istediğim daha net belli olacaktır.
üstad ve kumandan salih mirzabeyoğlu arasında geçen ve s. mirzabeyoğlu'nun ''kökler'' adlı eserde geçen şu bahsi göz ününde tutmanızı öneririm.
ve biraz bu bahsi didiklemenizi!
selamlar....
''dedi ki:
tamam, çok güzel söylüyorsun; ifrat...
önce müşahhas bir realiteyi ortaya koyacaksın, sonra mücerret fikri "massedip-yedirip" yutturacaksın.
sana akıncı güç için de söyledim, rapor'da da söyledim; alaledeyi bırakıp çok mücerrete dalıyorsun, anlamazlar!...
ben mücerretler adamıyım, benim kumaşım mücerret...
benim hayatımı yazarken en dikkat edeceğin husus da bu; millet saf fikirden anlamaz!...
ama fikre de kıymamak lazım.
benim yazılarımı anlamadıklarını söylüyorlar; dönüp tekrar okuyorlar...
ben öyle anlaşılmaktansa böyle anlaşılmamayı tercih ederim!''