yabancı

entry111 ↑ galeri9
    36.
  1. bu sözü kullanmamalıyız, uğursuzluk getirir.
    0 ...
  2. 35.
  3. Yabancı, hakkında en az bilip de en rahat atıp tuttuğumuz kişidir.Zerre kadar tanımamamıza rağmen, hükmünü baştan yazdığımız.Ne gariptir ki, yabancı korkusunun gırla gittiği bu dünyada en büyük acıları yabancılar değil, tanıdıklarımz çektiriyor bize.Dünya yabancılardan boş yere korkup, kendi yakınlarından zarar gören insanlarla dolu...
    0 ...
  4. 34.
  5. işin aslı herkesle yabancı olacaksın, çünkü insanlar tanıdıklarını kırmakta çok başarılılar, tanıdığın insanlar tanıdıkların, yakınların, 'yabancı' olmayanlar sana seni çözdüklerini düşünürler çoğu zaman oysa insan her zaman bir değişim içindedir, gelişim ya da düşüş..yabancı sana senin göremediklerini gösterebilir, yabancı sende ne var ya da sende ne yok görebilir, 'O' senin yaşama düzenin içerisinde hesaba koymadığın bir basamaktır ya ona takılıp düşersin ya da üzerine basıp yükselirsin.
    0 ...
  6. 33.
  7. ertuğrul özkök'ün çoğumuz gibi ilkgençliğinde okuduğu ve kendisini etkileyen kitaplardan biridir. yazılarında sık sık bu kitaptan ve yusuf atılgan'ın "anayurt oteli" adlı kitabından bahseder. ertuğrul özkök'ü bu kitabın o malum keskin, kısa giriş cümlesi çok etkilemiş ve yazılarının üslubunu da bu cümle belirlemiştir.
    0 ...
  8. 32.
  9. çekimlerinin hala devam ettiği bir hakan yılmaz filmi.

    yönetmen yardımcısı: özgür öznur tümer, ikbal erkan
    görüntü yönetmeni: hakan yılmaz
    yapım sorumlusu: arda semetli
    senaryo: hakan yılmaz - savaş yılmaz
    set fotoğraf: sevcan peker
    sanat yönetmeni: savaş yılmaz
    ses: armağan sevim
    oyuncu koçu: gökben derviş

    --spoiler--
    haymo ya da gerçek adıyla ishak, varoluşundaki aidiyetsizlik duygusuyla çocukluğundan beri dönüşsüz yolculuklar deneyen ve son 20 yılını doğu avrupa’da bir haymatlos olarak yaşamış siyasi bir mültecidir. 1980 darbesi sonrasında aranan haymo ve iki arkadaşı türkiye’den meriç nehri’ni yüzerek sınırın diğer tarafına, yunanistan’daki lavrion mülteci kampı’na iltica ederler. lavrion mülteci kampı’nda kaldığı günlerde arkadaşlarıyla portakal ve tütün bahçelerinde çalışan haymo, aynı kamyonette kampa vardığı arnavut mülteci eleni’yle uzun ve sessiz bir aşk yaşamaya başlar.

    yerleşme güdüsü olmayan ve yatağından ancak sürekli bir nehir gibi akan haymo’nun yolu yıllar sonra bir kez daha doğduğu ülkeden geçer. şafak ile karşılaşır. şafak, izmir’in eski mahallerinden birinde, bir kortejoda annesi ve erkek kardeşiyle yaşayan aylak bir genç kızdır. haymo’nun görme engelli abisi avaz ile yasak bir ilişki içerisindedir. şafak’ın yasaklara, tabulara olan ilgisizliği onu haymo’ya yakınlaştırır. bu yakınlaşmayla şafak’ın hayatında yeni bir serüven başlayacaktır.
    --spoiler--
    0 ...
  10. 31.
  11. bir devletin ülkesinde oturan ve o devletin uyruğunu iddia etmek hakkı olmayan kimse.
    0 ...
  12. 30.
  13. Dağbaşında bağdaş kurmuş
    Yalnızlığı bedenimin
    Karanlığa dönüşmeden
    Askıya aldığımız zamanı,
    Suların kaynağına çeker yabancım

    Kararsız ve çok savruk
    Büyük dalgalar aşındırır
    Kendi törelerini,
    Omuzlarım, göğsüm daralır
    Gölgeleri uzamakta korkularımın

    Umuda yüklediğimiz
    Tüm sevi çeker gider
    Kaya toprak olup dökülmeden
    Sarsılır önce bilinci
    Ateşi bana vurur
    Süregiden uğraşların
    Kutsal bir kavuşmanın uykusunda
    Bütün tasalarıyla
    Akşamına çekilir.

    Ellerinde yüreğimin olmamış meyvası
    Adım sesleri beni çağırır
    Haykırışım çakılı kaldı
    Bana sunduğun gizle, yabancım

    Özel Arabul.
    0 ...
  14. 29.
  15. Ayrılığın ormanından topladığım çalı çırpıyla tutuşturacağım
    seninle yaralanmış şafağı
    o zaman taşlar dile gelecek ve anlatacak
    zamanın nasıl yağmalandığını
    şimşekle beslediğimiz fideyi

    bir gün gelirsem, şimdi otlarla kaybolmuş yoldan
    anılarla kıpırdayacak eşyalar, eskiden yaşadığım evde
    uyuklayan bir köpeğin birden dikilmesi gibi
    yabancı bir sesle.

    SALiH POLAT..
    0 ...
  16. 28.
  17. özge fışkın'ın çok güzel bir şarkısı.

    "daha önce hiç sevişmedik."
    1 ...
  18. 27.
  19. bazen en güzel hisleri yaşatandır, bir daha göremeyecek olmanın verdiği tedirginlikten mütevellit..
    - en güzeli bi yabacının sohbetiymiş..
    - en sağlamı bi yabancının sözüymüş..
    0 ...
  20. 26.
  21. Almanya'da yaşayan Türklerin en çok karşılaştıkları kelime. Almanya'da yabancısın, Türkiye'de de ya yabancı, ya Alamancı ! Ne fark var ?
    1 ...
  22. 25.
  23. (alm)der auslander oder die auslanderin zum beispiel (zb): ich bin auslander. *
    0 ...
  24. 24.
  25. ...
    yabancım, diyorum birden, yabancım
    sevgili arkadaşım
    şimdi ben buradayım ya
    olmayabilirim az sonra
    her şeyi yüzüstü bırakabilirim
    bırakabilir miyim dersin
    bırakabilirsin
    ...
    *
    1 ...
  26. 23.
  27. konuşamadığın kişidir.

    "dokundu kanattı
    dokunmadı kanattı
    sustu ağlattı
    susmadı ağlattı

    şimdi o sadece bir yabancı
    ve artık sonbaharda aklına gelecek o temmuz gecesi

    temmuzları şubata çeviren kara adam
    tüm şarkılar sözsüz artık
    seni duymuyorum..."
    1 ...
  28. 22.
  29. sarılamadığın biri yabancıdır.

    "dokundu ama asla sarılmadı çünkü yabancılar sarılmaz tıpkı bir düşü bir gecede sonlandırmak gibi. düşleri uyandırmak"
    1 ...
  30. 21.
  31. 20.
  32. türkiye cumhuriyeti vatandaşı olmayandır. başka bir ülke vatandaşıdır veya vatansızdır.
    0 ...
  33. 19.
  34. yakın olmayan, tanış olmayan.

    "sesini dinlerken susuyorum ben şimdi
    sen söylüyorsun ben susuyorum

    eskiden olsa bir ümidim olurdu
    şimdi yok.

    iki yabancı bile değiliz senle
    tek bir yabancıyım ben en çok kendime

    bir beste var dudaklarımda mırıl mırıl
    sen söylemiyorsun bu sefer
    sen sustun ben söylüyorum

    sayende gök gözlüm
    şafak bu şehre hiç doğmadı doğmaz
    bitti bitirdin...

    düşlerim hep griye boyandı
    mavimdin yarım kaldım."
    0 ...
  35. 18.
  36. Bazı alevi köylerinde sünniler'den bahsetmek için kullanılır "aramızda yabancı yok ya"
    1 ...
  37. 17.
  38. "avucunda terini duyduğun birinin yanından bir yabancı gibi geçmek olmaz"
    sevgi soysal

    bazen en yakınındır.
    0 ...
  39. 16.
  40. 15.
  41. 14.
  42. yabancı

    en yakın yabancı sendin,
    daha sürülmemişken ışığın biberi
    yaramıza,
    yaslanırken boşlukta duran bir merdiveni
    henüz.

    güzdü sonsuz bir çöle takılan bakışımız,
    ilkyaz derken -kışı gözden kaçıran
    yüzlerce eller yukarı, saygı duruşlarımız
    en güçsüz kollarla-
    çözüldü aşkın zarif ilmeği
    bulandı aynalar duruluğu.
    çok gizli bir doğru gecenin toyluğunda
    bilmedik çekenin yanlış bir uzaklık
    olduğunu..

    yabancıların en yakınıydın sen !

    nilgün marmara (haziran 85)
    3 ...
  43. 13.
  44. - Söyle, Anlaşılmaz adam, kimi seversin en çok, ananı mı, babanı mı bacını mı, yoksa kardeşini mi?
    + Ne anam, ne de babam var, ne bacım, ne de kardeşim.
    - Dostlarını mı?
    + Anlamına bugüne kadar yabancı kaldığım bir söz kullandınız.
    - Yurdunu mu?
    + Hangi enlemdedir bilmem.
    - Güzelliği mi?
    + Tanrısal ve ölümsüz olsaydı, severdim kuşkusuz.
    - Altını mı?
    + Siz Tanrı'ya nasıl kin beslerseniz, ben de ona öylesine kin beslerim.
    - Peki, neyi seversin öyleyse sen, olağanüstü yabancı?
    + Bulutları severim... işte şu... şu geçip giden bulutları... eşsiz bulutları!

    *
    5 ...
  45. 12.
  46. yeni bir dost'a.

    Geldiğimde yabancıydım bu şehre, yabancı yaşadım ve yabancı öleceğim. Artık insanların bana yabancıymışım gibi davrandıklarını anlamam için sezgilerimin kuvvetli olmasına bile gerek yok. Her şey kötü bir filmdeki kadar açık ve basit...

    Bu şehirde herkes daha önceden provasını yaptıkları bir oyunu sahneye koyar gibi yaşıyor. Ve ben bilmediğim bir dilde, hiçbir provasına katılmadığım oyunda, konuk oyuncu bile değilim. Şehirde, insanlarda erişemediğim bir var. Sanki ben hariç herkesin bildiği bir sır sadece benden saklanıyor. Yoksa bu şehirde herkes neden bir sırrı saklar gibi davransın ki ?

    Sanki şehirde herkes birbiriyle geçmiş zamanlardan eski bir dost da bir ben değilim. Herkes bir birini tanıyor da, bir ben kimseyi tanımıyorum. Yalnız ben bilmiyorum burada konuşulan dili, yalnız ben bilmiyorum sıram geldiğimde hangi rolü yapmam gerektiğini... Garip bir hayat mültecisiyim bu şehirde, yurdum neresi, oyunum hangisi, rolüm nedir bilmiyorum. şimdi seni tanıyorum ve dostumsun biliyorum.
    6 ...
© 2026 uludağ sözlük