turnuvanın ikinci haftasında çimlerin yolunmuş olduğunu görmeye başlarsınız, beyaz giyme zorunluluğu vardır, kremalı çilek yemek geleneği vardır, seyirciler alkışlarken bile çok büyük bir disiplin içindedir. roland garrostan iki hafta sonra başladığı için tenisçilerin hazırlanma problemi yaşadığı bir turnuvadır ama.
2004 yapımı paul bettany ve dünyanın en tatlı kadını kirsten dunst'un baş rollerinde yer aldığı film. filmde paul başarısız bir tenisçiyi kirsten ise ömrünün baharında genç ve yetenekli bir tenisçiyi canlandırmakta ve ikili arasındaki aşkı tenisle harmanlayarak seyirciye sunmakta.
tenis dünyasının kuşkusuz en prestijli turnuvası. çimde oynanması, ingiliz medeniyetinin yansıması olan devasa bir kompleks, sadece beyaz giyme zorunluluğu olan turnuva. ayrıca güzel yaz aylarında yapıldığı için maçları izlemesi pek keyifli oluyor.
2015 turnuvasının ilk günü dün geride kaldı. djokovic, serena williams ve maria sharapova'nın maçlarını izledim. üçü de sorunsuz turladı. marsel de turladı bakalım onun bu sezon wimbledon macerası nereye kadar devam edecek. favorim ise; roger'ın oynadığı her turnuvada favori zaten roger'dır.
dünya tenis aktivitelerinin en önemli turnuvalarından biri olan wimbledon tenis turnuvası ingilterenin londra kentinden yapılır. temmuz ayında yapıldığı halde yağmur nedeniyle mücadelelerin durması ve ertelenmesi sıkça rastlanır. çim kortlarda oynanan maçların yağmur yağdığı zaman ertelenmesi ve kortun branda ile kaplanması saniye alır. genellikle ingiltere kraliçesinin de maçlarda (özellikle merkez kort maçlarında) hazır bulunmasından dolayı kurallara çok bağlı bir organizasyon olarak göze çarpar.
dünyanın en eski tenis turnuvası olmasına rağmen lokasyon olarak yapılması en sakat ve saçma olan yer.
ingiltere gibi sürekli yağmur yağan bir mekanda açık hava tenis turnuvası yapılması saçmalık.maçlar ikide bir kesilmekte, oyuncular tam ısınmışken maçlar yarıda kalmakta falan.
sadece çilek yemek için yapılıyorsa herhangi bir yerde de çilek yenebilir.
çilek yerken illa tenis oynanacaksa orası wimbledon olmamalı.
londranın yaşanılası ilçesidir. en eski dil okulu burada bulunur. güneyde kaldığı için pek göçmen sevmezler bu nedenle neredeyse çoğunluğu ingilizlerden oluşur. old wimbledon ise tarih kokar. hayatım bana hediye ettiği 8 haftalık süreci yaşadığım ve özlediğim yer.