dünya kupasını mahvettiği yetmemiş , finallere çalışan insanları da deli etmiştir. kağıtları boru şekline getirip vuuuuuuuu diye bütün gün ortalıkta dolanmaya başlamıştır insanlar.
artık cep telefonu melodisi..
tv de altta geçen bir yazı: 'vuvu yazın 3330'a gönderin.. vuvuzela sesi cebinize gelsin' artık kaynanan aradığında mı çalar, ev sahibi aradığında mı çalar, patronun aradığında mı.. orası zevk meselesi.. bence en iyisi alarm zili olması..
bugün üflediğim alet. daha doğrusu tükürdüğüm alet. bu böyle flüt gibi bir şey değil üfleyince ses çıkmıyor. böyle tükürmekle üflemek arası yapmanız gerekiyor ki ses çıksın. doğru dürüst ses çıkmıyordu benim üflediğimde zaten. güney afrikadakilerde benim üflediğim gibiyse o kadar sesi çıkarmak için herhalde 30000 kişi felan aynı anda tükürüyorlardır bu aletlere.
ali kırca arka kapak'ta her zamanki duygusal tonlamalarıyla kurduğu entelektüel cümleleri bir bir sıralıyordu bunun için. o an habis beyazların elinde inim inim inleyen mazlum siyah arkadaşlarımı bir vuvuzela için kırmakla hata yaptığımı düşündüm, ama sonra izlediğim ilk maçla hata yapmadığımı anladım. vuvuzela'yı sevmemenin anti-emperyalist kimliğe bir zeval getirmeyeceğini düşündüm, vuvuzela'yla yapılan devrime, başkaldırıya ben devrim demem arkadaş! tiksinirim o devrimden. tamam "afrika bir gün özgür olacak/ruanda somali cezayir fas'ta/açlık yoksulluk elbet son bulacak" ama önce o vuvuzela'yı bi kere indir.