deli ile dahi arasında ki ince çizginin tam ortasında duran kişidir. öyle bir duruş sergiler ki, bir kolu dahilik içerisinde diğeri ise delilik içerisindedir. dahi kolu sanat tarihini değiştirecek resimler yaratırken deli kolu önce kendini şamdanda kızartır ardından da kulağını keser. kendisi normal insanlardan anatomik olarak farklıdır. kalbi sol tarafta değil tam ortada bulunur. ne alaka diye sormayın yaptıkları bunu bize anlatır zaten. bir dahi gibi sevmiş, eserlerinde yaşatmıştır aşkını, bir deli gibi sevmiş kendinden bir parçayı somut olarak vermiştir sevdiğine....
tek merak ettiğim soru, ölümünü getiren tetiği dahi eli mi çekmiştir yoksa deli eli mi?
'' Tarlalara çıkar ve son tablosu Buğday Tarlasında Kargalar adlı son eserini yapar. Artık bu tablo onun yaşamla ölüm arasındaki çizgisidir. iki gün sonra karga vurmak bahanesiyle aynı yere gidip kendini hedef aldı. Ama kurşun hedefini bulamadı. Kanlar içinde sürünerek eve döndü.(27 Temmuz 1890.)Dostu Dr.Gachet tarafından yarası sarılır yatağına yatırılır. Kardeşine haber verilir.29 Temmuz 1890 gecesi ölür. '' *
hollandalı izlenimci ressam, ekspresyonizmin öncülerinden kabul edilir.
bazı resim ve eskizleri, dünyanın en tanınmış ve en pahalı eserleri arasında yer alır.
charles bukowski, aşağıdaki şiiriyle bu ressamı anlatmıştır ya da bu ressama anlatmıştır:
-working out-
van gogh kulağını kesip
bir
orospuya verdi
orospu
hunharca fırlattı
kulağı
sokağa tiksinerek.
van,
orospular
kulak
istemezler
para isterler
sanırım bu yüzden
muhteşem bir
ressamsın sen
başka
birşeyden
anlamadığından...
theo'ya mektuplar kitabının da yazarıdır. boyalarını yemek gibi ilginç halleri vardı. zaten bilindiği üzere akıl hastanesine kaldırılmıştır ve ünlü starring night(yıldızl gece) tablosunu akıl hastanesinde yapmıştır.
hollandalı ressam. ressam paul gauguin ile arkadaşlığının bozulması üzerine sol kulağının bir kısmını kesmiş, giderek kötüleşen ruhsal hastalığı sonucunda kendini göğsünden vurarak intihar etmiştir. starry night isimli tablosu ünlü eserlerden benim en çok bildiğimdir:).
yapıtları vakti zamanında pek de ilgi görmemiş dolayısıyla yaşamını zor şartlar altında sürdürmüştür. acaba kendisi yıllar sonra her bir eserinin milyon dolarlık servetler olacağını tahmin etmiş miydi? karşıma geçip bana cevap veremeyeceği için ben kendi fikrimle yetinmek zorundayım:elbette ki, hayır. insanlar , sanatçıları anlayamıyor mu; yoksa değerleri öldükten sonra mı anlaşılıyor, henüz karar verebilmiş değilim. birçok kimse van gogh dendiğinde pek çıkaramasa da "kulağı kesik ressam" dendiğinde az çok herkesinde zihninde birşeyler beliriyor. ressamın, kulağını kesme nedeni için birçok farklı sebep gösterilse de çok genel olarak çok yakın bir ressam arkadaşı ile yaşadığı problem ilerisürülüyor. aynı zamanda psikolojik sorunlar yaşayan ressamın herhangi bir delilik anında bu eylemi gerçekleştirmiş olması da muhtemel. hastalığının tam olarak ne olduğu bugün halen hekimler tarafından tartışılsa da büyük bir çoğunluk şizofreni olduğu konusunda hemfikir.
hayatı sefalet ve acılar içerisinde geçen ama resimlerinde kullandığı o can alıcı tonlardaki renklerle bir çoğumuzun içinde van gogh yıldızlarını yaratmayı ve onları parlatmayı başarmış, melankolik depresif ve şizofren hastası üstinsan. en yakın dostunun gitmesine dayanamayıp kulağını kesmiş ama ardı ardına geçirdiği krizleri vücuduna hapsetmeye çalıştığı kurşuna sığdırmış, kardeşi theo'ya karşı büyük saygı ve sevgi besleyen, absintte manyağı, ekspresyonizm öncüsü.
hayatı boyunca hep sürünmüş, abisinin sayesinde hayata tutunabilmiştir. bir kızı sevmiş kızın babası gogh'a kızı göstermemiş o da elini şamdanda kızartmıştır. kulağını da genelevdeki küççük kızı yanlış anlamasıyla kesmiştir. delidir, manyaktır dünyanın en iyi ressamıdır.
(bkz: empresyonizm)
bir çok önemli eserin sahibi ressam,kulağının bir parçasını kesmesi hem ilginç bir durum olarak karşılanıyor hemde mazoşist bir kişiliğe sahip olduğunu düşündürüyor.