tanrının ışığını ruhunda hissedip, güneşin peşinden koşanlardan, hayatta en etkilendiğim mektup yazarı desem ayıp kaçmaz, nedir o agabeyi teo ya yazdıkları, böylesine hayat ve sanat üzerine yazılmış aforizmalar dünya üzerinde zor bulunur. canım yıldızlı gecelerimin ve kargalı tarlalarımın tanrısal ressamı
Kendinden 7 yaş büyük olan dul kuzeni Kee Vos-Stricker'e evlenme teklifi edip , reddedildikten sonra hayata küsmüş ve kendini sanata adamış olan büyük ressam.
dücane cündioğlunun kitaplarında adını sık sık andığı ressam. empresyonisttir. kulağını kesmesiyle ilgili türlü türlü hikayeler anlatılır. kendisini göğsünden tabancayla vurmuşluğu vardır. hayatı boyunca hastalıklarla boğuşmuştur ve bunu resimlerine yansıtmıştır.
boktan bir resmi 82,5 milyon dolara satılmıştır. alkolik, psikopat, işe yaramaz ve aşık adamdır. resminin bu kadar değer kazanmışlığı van gogh un psikopatlığından kaynaklanır.
ya kadın ya resim diyen bunun üzerine bütün aşklarından vazgeçip geçek mutluluğu resimde bulmuş resimlerinde ağırlıklı olarak sarı renkleri kullanan bütün ressamlar gibi sefil bir yaşam süren resimde çığır acan hollandalı sanatçı.
hayatı acılarla dolu bu kızıl saçlı adamın içe kapanık, hüzün dolu bir insan olmasının en büyük sebebi anne ve babasıdır. van gogh'a ölen kardeşinin adı olan vincent' i koymaları bu ikilinin yaptığı en büyük mallık olsa gerek. birine koymuşun bu ismi ölmüş, ikincisine ne koyuyosun ki aynı ismi? adam ölmemiş ama ölmekten beter olmuş işte! hayatı boyunca acı çekmiş... kısacası vincent isminin laneti yakasını bırakmamış adamcağızın. yaşamayı haketmediğini; ölen kardeşinin hayatını yaşadığını düşünmüş ömür boyu.
--spoiler--
Güzelliğe değil, ressamlığa ruh ve felsefe kazandıran büyüleyici ressam Van Gogh harika eserler yaratabilmek için tual ve boya parasını dilencilik yaparak temin ediyordu. Metro pencerelerinde, yeraltı dehlizlerinde, kentin cadde ve sokaklarında uyurken, açlıktan kıvranırken sanatın iftiharı, kültürün sermayesi, insan mucizesi olan tablolar yapıyordu.
Peki, nerede bu tablolar? Anlamsız varlıklarına sahte bir mana katmak isteyen domuz suratlı zenginlerin köşklerinde ya da karılarının rekabet tutkusuyla para verip satın alınarak içinde para ve saçmalıktan başka bir şey olmayan şatafatlı salonlara asılmışlardır. Bunlara öyle dikkatli bakarlar ki sanki Beethoven'ın "Ayışığı Soneti"ni * ya da babalarının ruhuna okunan "Yasin"i dinlemekteler!
--spoiler-- Ali Şeriati - "insan" adlı eserinden...
bir kıza aşıktır. artık dayanamıyıp kızı görmeye gider. fakat babası göstermez. o da kolunu şamdan'a tutmuş. eğer göztermesseniz kolumu çekmem demiş. acıdan bayılmıştır. ayıldığında kendini sokakta bulur.