dücane cündioğlunun kitaplarında adını sık sık andığı ressam. empresyonisttir. kulağını kesmesiyle ilgili türlü türlü hikayeler anlatılır. kendisini göğsünden tabancayla vurmuşluğu vardır. hayatı boyunca hastalıklarla boğuşmuştur ve bunu resimlerine yansıtmıştır.
boktan bir resmi 82,5 milyon dolara satılmıştır. alkolik, psikopat, işe yaramaz ve aşık adamdır. resminin bu kadar değer kazanmışlığı van gogh un psikopatlığından kaynaklanır.
ya kadın ya resim diyen bunun üzerine bütün aşklarından vazgeçip geçek mutluluğu resimde bulmuş resimlerinde ağırlıklı olarak sarı renkleri kullanan bütün ressamlar gibi sefil bir yaşam süren resimde çığır acan hollandalı sanatçı.
hayatı acılarla dolu bu kızıl saçlı adamın içe kapanık, hüzün dolu bir insan olmasının en büyük sebebi anne ve babasıdır. van gogh'a ölen kardeşinin adı olan vincent' i koymaları bu ikilinin yaptığı en büyük mallık olsa gerek. birine koymuşun bu ismi ölmüş, ikincisine ne koyuyosun ki aynı ismi? adam ölmemiş ama ölmekten beter olmuş işte! hayatı boyunca acı çekmiş... kısacası vincent isminin laneti yakasını bırakmamış adamcağızın. yaşamayı haketmediğini; ölen kardeşinin hayatını yaşadığını düşünmüş ömür boyu.
--spoiler--
Güzelliğe değil, ressamlığa ruh ve felsefe kazandıran büyüleyici ressam Van Gogh harika eserler yaratabilmek için tual ve boya parasını dilencilik yaparak temin ediyordu. Metro pencerelerinde, yeraltı dehlizlerinde, kentin cadde ve sokaklarında uyurken, açlıktan kıvranırken sanatın iftiharı, kültürün sermayesi, insan mucizesi olan tablolar yapıyordu.
Peki, nerede bu tablolar? Anlamsız varlıklarına sahte bir mana katmak isteyen domuz suratlı zenginlerin köşklerinde ya da karılarının rekabet tutkusuyla para verip satın alınarak içinde para ve saçmalıktan başka bir şey olmayan şatafatlı salonlara asılmışlardır. Bunlara öyle dikkatli bakarlar ki sanki Beethoven'ın "Ayışığı Soneti"ni * ya da babalarının ruhuna okunan "Yasin"i dinlemekteler!
--spoiler-- Ali Şeriati - "insan" adlı eserinden...
bir kıza aşıktır. artık dayanamıyıp kızı görmeye gider. fakat babası göstermez. o da kolunu şamdan'a tutmuş. eğer göztermesseniz kolumu çekmem demiş. acıdan bayılmıştır. ayıldığında kendini sokakta bulur.
deli ile dahi arasında ki ince çizginin tam ortasında duran kişidir. öyle bir duruş sergiler ki, bir kolu dahilik içerisinde diğeri ise delilik içerisindedir. dahi kolu sanat tarihini değiştirecek resimler yaratırken deli kolu önce kendini şamdanda kızartır ardından da kulağını keser. kendisi normal insanlardan anatomik olarak farklıdır. kalbi sol tarafta değil tam ortada bulunur. ne alaka diye sormayın yaptıkları bunu bize anlatır zaten. bir dahi gibi sevmiş, eserlerinde yaşatmıştır aşkını, bir deli gibi sevmiş kendinden bir parçayı somut olarak vermiştir sevdiğine....
tek merak ettiğim soru, ölümünü getiren tetiği dahi eli mi çekmiştir yoksa deli eli mi?
'' Tarlalara çıkar ve son tablosu Buğday Tarlasında Kargalar adlı son eserini yapar. Artık bu tablo onun yaşamla ölüm arasındaki çizgisidir. iki gün sonra karga vurmak bahanesiyle aynı yere gidip kendini hedef aldı. Ama kurşun hedefini bulamadı. Kanlar içinde sürünerek eve döndü.(27 Temmuz 1890.)Dostu Dr.Gachet tarafından yarası sarılır yatağına yatırılır. Kardeşine haber verilir.29 Temmuz 1890 gecesi ölür. '' *
hollandalı izlenimci ressam, ekspresyonizmin öncülerinden kabul edilir.
bazı resim ve eskizleri, dünyanın en tanınmış ve en pahalı eserleri arasında yer alır.
charles bukowski, aşağıdaki şiiriyle bu ressamı anlatmıştır ya da bu ressama anlatmıştır:
-working out-
van gogh kulağını kesip
bir
orospuya verdi
orospu
hunharca fırlattı
kulağı
sokağa tiksinerek.
van,
orospular
kulak
istemezler
para isterler
sanırım bu yüzden
muhteşem bir
ressamsın sen
başka
birşeyden
anlamadığından...
theo'ya mektuplar kitabının da yazarıdır. boyalarını yemek gibi ilginç halleri vardı. zaten bilindiği üzere akıl hastanesine kaldırılmıştır ve ünlü starring night(yıldızl gece) tablosunu akıl hastanesinde yapmıştır.