şarabı şöyle bir koklayıp "hmm iyot ve tuz.. demek bu şarabın yapıldığı üzümler deniz kıyısında yetişmiş" diyebilen aşmış insan. yalnız dikkat ettim de iyice elleri titriyo lan. azaltsın artık şarabı.
Bulduğum yerde ağız göz dalmayı planladığım adam. Gerçi suç Vedat Milor'da değil, bu program formatını televizyonlarımıza taşıyan pezevenklerde... Ulan o kadar iştahlı ve gezme meraklısı bir adam değilim ama bunları televizyonda görünce nasıl dünyayı gezesim, nasıl her yemekten tadasım geliyor anlatamam.
Kıskanıyorum arkadaş! Evet, kıskanıyorum. Sen program yapıyorum ayağına onca şehir ülke gez, değişik değişik yemekler tat, bir de üzerine para al!
Sahi para da alıyorlar, bak onu unutmuştum. Allaaaaahh, Metin tutma beni!!!
antep mutfağını incelediği programda, özellikle katmeri anlatırkan ağlayacak gibi oldu ve en son
antebe gelipte bu katmeri yemeyen, günah işlemiş sayılır diyerek, fetva verdi kendisi.
idolüm olan insandır, dünyanın yemek yemek konusunda en rahat insanlarından birisidir. biz birisi bile bakarken kibarlaşıyoruz yemek sırasında, adam ağzını şapırdatıyor yahu.
Dün akşam ki programında yemek yemesi dikkatimi çekmiş olan gurmedir. ntv de program yapıyorsun , entellektüel kitle tarafından takip edilen , iyi bir izleyicisi olan bir program. Başka birisi olsa kibarlıktan kırılma noktasına gelirdi bence ama adam dün eti elle yedi bildiğiniz hemde şapırdata şapırdata. Yemek yerken ağızdan çıkan her türlü sesten nefret ederim aslında ama bu adamın böyle rahat davranması çok hoşuma gitti. Biraz kaba olucak belki de ama kasmıyor kısacası. Bu davranışları itici olmaktan çok , sempatik geldi bana.
bir programında yadiği kuzu eti için "sanırım kuzu biraz büyük. ispanya'da bunu 1-2 günlük kuzudan yapıyorlar çok güzel oluyor." diyen. insanlığını yitirmiş bir gurmedir.
türkiye'de adam gibi bira olmadığını söyleyen gurme. haklıdır da. bunu söylediği sırada ispanya'da, ilk gördüğümde deniz kabuğu zannettiğim ama kendisinin çok artistik bir kelimeyle tarif ettiği bir deniz ürününü tadıp bira içiyordu.
bilinen en sosyetik gurme. bu şekilli abi, kendi gibi sosyetik mekanları ziyaret eder ve kendisine sunulan tadımlık yemekleri el yordamıyla mıncıkladıktan sonra "bunun şurası az pişmiş", "şunun tuzu bol" şeklinde yorumlarda bulunur. son tahlilde mekan sahibinin gönlünü yapmak ise bu danışıklı dövüşün şüphesiz bir gereğidir.. "evet, yemeklerde s.çıp sıvamışsınız lakin ambiyans harika, zeytinyağlılar rezalet fekat servis muazzam" tarzında orta yolu bulma, durumu kurtarma çabaları kendisinin olmazsa olmazları arasındadır.
bazen düşünüyorum da bu adam hayatımızda olmasaydı ne yapardık a dostlar? boğaza nazır restoranlarda bize sunulan şampanya damak tadımıza uymasaydı halimiz nice olurdu kardeşlerim? havyar, tam kıvamında gelmezse bu bizim için en büyük felaket olmaz mıydı ha? aahh.. hayat bazen ne kadar da zor oluyor amına koyayım..