allah'ın emirlerinin ilham yoluyla peygamberlere bildirilmesi durumu: kuran, allah tarafından cebrail vasıtasıyla hz. muhammed'e tebliğ edilmiştir. haktır, hiç bir kelimesi değiştirilemez ve hiç bir şüphe kabul etmez. incil de hristiyanlara göre aynı özellikleri taşır. hindular vedaların ilahi vahiylerine inanırlar. eflatun ise şairlerin tanrısal vahiylerle şiir yazdıklarını kabul ederdi.
Thomas Paine "Akıl Çağı" (The Age of Reason) adlı kitabında vahiy konusunu şöyle anlatır;
Tanrı'nın insana doğrudan ilettiği şey anlamına gelir. Eğer Tanrı lütfederse, bu tür bir ilişki kurmada onun gücünü kimse inkar edecek veya tartışacak değildir. Bu durumun var olduğunu kabul etsek bile, bir şeyin özel bir kişiye vahyolunması, herhangi başka bir kişiye olunmaması, bu vahyin sadece o kişiye ait olması anlamına gelir. Bu kişi vahyi ikinci bir kişiye, ikincisi bir üçüncüsüne, üçüncü dördüncüye aktarır ve böyle devam ederse söz konusu vahiy tüm bu insanlar için bir vahiy olmaktan çıkar. Bu sadece birinici kişi için bir vahiydir, diğerleri için de bir söyelenti; sonuç olarak diğerleri de buna inanmakla yükümlü değildirler. Bize ikinci elden yazılı veya sözlü olarak iletilen düşünce ve ifadelerin bir vahiy olduğunu ileri sürmek çelişkidir. Vahiy tanımı gereği ilk ilişkiyle sınırlıdır. Bundan sonrası bu kişinin kendisine vahiy gönderildiğini ileri sürmesinden başka bir şey değildir. Bu kişi kendisini inanmakla yükümlü görebilir, ama benim onun gibi inanma zorunluluğum yoktur, çünkü bu vahiy bana gönderilmemiştir ve benden bu vahyin kendisine gönderildiğini iddia edenin sözüne inanmam istenmektedir.
teoloji kapsamındaki en çetin konulardan birisidir. diğer inanışlarda da kendisine yer edinmesine karşın, islamiyet çeperi dahilinde eleştirilmesi hayli zor görünüyor.
bir kere islam kelamı, tümden levh i mahfuz 'dan geliyor ve tanrı vahyi. peygamber sadece aracı. kitabı yazdırmıyor, not ettiriyor. kendisinin müdahalesi söz konusu dahi değil. bu da, diğer dinlerden islam'a yöneltilebilecek eleştirilere bir set oluşturuyor zira, tanrının kelamı mutlak doğrudur, değiştirilemez gibi kısır bir döngü karşımıza çıkıyor.
ilginçtir, yahudilikte 34 parçalık ahd-i atiğin neredeyse yarısı, yeni antlaşma denen incil'in pekçoğu, tanrı vahyi değil, kul kelamıdır. ve bu dinlere inananlar bunda bir yanlış görmezler. "onu tanrı seçtiyse, yazdığı da tanrının kelamıdır" derler. mantık güzel. (pavlus'un şam yolunda dönüşü ve incil yazarı olması gibi kutsal örneklerle pekiştirirler) ama müslümanlar, doğrudan tanrının kelamının el değmeden inip, günümüze kadar değişmeden geldiği görüşünde birleşiyorlar.
misal tevrat'ın süleyman'ın meselleri kısmı kral süleyman tarafından yazılmıştır. mezmur; yani müslümanların deyimiyle zebur, david'in elinden çıkmaktadır. ve hiçbir yahudi bu genel kabulü reddetmiyor. "ee adam zaten kutsal, vahiy olmasa da olur. onun kalemi, tanrının kalemidir" mantığı var. tabii, musevilikte bir de "tanrının görümleri" olayı var, onu ayrı irdelemek gerekir. 29 parçalık incil'in evanjelik 13 mektubunu bile doğrudan aziz pavlus kaleme almıştır.
ben şahsen bir inançlı olsam, kelamını, tanrının vahiy yoluyla indirmesine gerek duymasını sorgulardım. muhammed bunu dağda yazsa da sorun olmazdı. neticede yüzü suyu hürmetine kainat yoktan var edilmiş bir kişiden söz ediyoruz. elbette ki mürekkebi doğruyu nakledecek. ilginç yani.
- doğru rüyalar, vahyin en eski şeklidir. peygamber efendimiz (s.a.v.)'in rüyalar daha sonra gerçek hayatta aynen meydana gelmiştir.
- peygamberimiz uyanıkken cebrail tarafından vahyin peygamberimizin kalbine üflenmesi ve bırakılması.
- cebrail'in insan suretine girerek getirdiği vahiydir. vahyin en kolay şekli budur. cebrail çoğunlukla dinye isimli sahabinin şekline girerek gelirmiş.
- cebrail görülmeden çıngırak sesine benzer ses halinde vahyin gelmesi.
- hadis i kudsi.
- cebrail'in kendi şekliyle getirdiği vahiy.
- hz. peygamberimiz uyanıkken, arada bir perde bulunmaksızın doğrudan allah ile yüzyüze konuşması şeklinde gerçekleşen vahiydir. mirac gecesinde meydana geldiği gibi.
- kendisi görünmeden, allah'tan doğrudan doğruya vahyin gelmesi, hz. peygamber'in allah'la perde arkasından konuşması.