Birtakım basit dünyevi menfaatleri ve iktidar hırsını herşeyin üstünde gören asalak kitlenin topluma verdiği zararı ve yediği haltları meydana çıkardığı için göze batan ve susturulan gerçek aydın.
Bu asalak kitle bilmelidir ki, uğur mumcu'yu susturmakla kendisini gizleyemeyecek. Vatan ve halk düşmanları elbet adalet önünde hesap vereceklerdir.
(bkz: hepimiz uğur mumcu'yuz)
pek sevmediğim kişi olsa da yanlız bırakılmıştır. bir yazarın yanında olmak cenazesini alkışlamak ya da ölüm yıldönümde hüzünlenmek değil, milyonlara karşı savunduğu fikirleri ile yanında olmaktır. bildiği yoldan şaşmayan cumhuriyet şehidi, içten içe sosyalist, vatansever.
kahpece öldürülmüş gazetecidir. aldığı tehditlerden dolayı başına gelecekleri tahmin etmiş ki ailesini arabasına bindirmemiştir o günlerde. şimdi kaç tane gazeteci kaldı böyle diye düşündürmüştür bana hep. doğru ya çoğunu öldürdüler.
Tarihi, dünya üzerinde göremeden-görmeden ve önceden yazabilen TEK adamdır o. Hala yazdıklarını yaşıyoruz,görünen o ki yaşamaya da devam edeceğiz, fakat onun gibi ölüme meydan okuyup, korkmadan bildiklerini yazabilenlerinlerin günü bir gün doğacaktır.
-anne bak uğur mumcu'nun resmi dimi hani dün ölmüştü ya
+evet oğlum
*sen nerden tanıyosun onu ufaklık
-amca sen bilmiyomusun dün öldürdüler onu, arabasına bomba koymuşlar
*hmm evet doğru
-neden öldürdüler
*büyüyünce öğrenirsin .
öldürüldüğünde ben on kardeşim de sekiz yaşındaydık. o zamandan beri her sene çocukken anne babayla büyüyünce de kendi başımıza fiziken öldürülmüş olsa bile düşüncelerinin öldürülmesine izin vermemek için onu anma yürüyüşlerine katıldığımız büyük, güzel insan.
öldürüldüğü gün daha niye diye soramadan annem ve babamdan hayatımın en anlamlı lafını işitmiştim. demişlerdi ki "ileride sana da aynısını yapacaklarını bilsen bile bu ülkeyi aydınlığa çıkaracak düşüncelerini söylemekten korkmayacaksın, yılmayacaksın". işte bir anne babaya çocuğuna verebilecekleri en güzel öğüdü vermelerini sağlayan aydın insandır uğur mumcu.
son olarak devlet ile öcalan arasındaki ilişkiyi veya biraz daha açarsak;devletin,pkk'yı
kollayıp kollamadığıydı.
bu dosya üzerinde çalışırken öldürülmesi ve bu ülkede yaşayan başka
hiçbir gazetecinin bunu bilmesine karşın üzerine gitmemesi veya gidememesi
soru işaretidir.
yani nasıl bi oyunsa bu; anlamak ya da anlam vermek cidden imkansız.
ben aynı şeyleri bu ülkede önemli yerlerde görev yapmış insanlarlada konuştum,
benzer iddalardı.
neyse sadace bunlar tabii iddada kalıyor.(ne yazık ki)
uğur mumcu bu ülkenin yetiştirdiği en namuslu yazarlardan biridir ve namusuyla ölmüştür
ama onun bıraktığı izler asla silinmeyecektir.
aydın olması, aydın olmasının yani sıra insanları aydınlatması çekilemedi. bazı çevreleri tedirgin etti. öyle ya bu ülkede gerçekleri savunmak, söylemek günahtı. ve bu günahın bedeli parçalara ayrılarak, paramparça edilerek öldürülmekti. işte uğur mumcu günahının bedelini ödedi tıpkı diğerleri gibi, tıpkı gelecektekiler gibi...
mersin' de ataturk parkında bir anıt vardı bilmem hala dururmu? uzerinde boyum kadar bir kalem bir divit kalem bir de bas heykeli vardı topsakallı gozluklu falan entel avrupalı bir gorunumu vardı uzerinde de soyle yazıyordu 'bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz' mersin'e ne zamandır gitmiyorum bilmem hala orda mı? onu bunu bilmem de olmeden once soyle demisti 'vurulduk ey halkım unutma bizi' kendisi yok ama bilmem mersin' deki anıt hala orada mı?
gelmiş geçmiş en cesur ve çalışkan gazetecilerden biriydi.adam gibi adamdı.kalemini satmadı.neyse doğru olan onu yazdı.sen yoksan cennette gerek yok gitmeye!ruhun şaad olsun büyük insan!Sen öldün ama biz kaybettik!
ne sırtında yük taşıyarak aş getiren babalar
ne fidan gibi genç kızlar
ne giresundaki yoksul köylü
ne ege' deki tütün işçileri
ne doğudaki topraksız köylüler
ne istanbul' daki, ankara' daki işçiler
ne de adana' da, paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler
unutmayacak seni... ışıklar için de yat uğur mumcu
kalemini çok sevmesem de, ölümü göze aldan tavrı ile karşısında saygıyla eğildiğim aydın.
Mumcu'ya *
15 yıl oldu gideli,
Seni unutmadık,
Ama daha kötüsü,
Seni yok eden karanlıkların beslenmesini de engelleyemedik.
Dink geldi yanına ondan bilirsin.
O'nu vuran çocuk, sen öldüğünde 3 yaşındaydı,
Şimdi 18'lik katil.
Sen öldüğünde
Peşinden "hepimiz uğuruz" dedik,
Şimdi Hrant diyoruz,
Ve malesef,
Böyle giderse
Daha bir çok
"hepiz"lerimiz olacak.
sen gittiğinde
Susurluk yer altındaydı,
Sonra yer üstüne çıktı
Şimdi heryerde
Ama Sen de gittiğinde diğerleri gibi
gidişine olan hıncımız
aynı anda oldu umudumuz.
Seni kaybettik,
Hrant'ı kaybettik,
Ve belkide nicelerini kaybedeceğiz,
Ama şu umut yok mu
işte onu öldüremediler bir türlü,
Ve tüm güçlerine rağmen
umudumuzu öldürecek bir silah üretmeyi beceremediler
bir türlü.
Öldüğünde 17'yi bitirmiş 18'indeydim.
Gurbetteydim.
Şimdi ise çoğumuz kendi ülkesinde gurbette.
Gurbet acıdır,
acıtır.
Ama gurbetin en güzel yanı
Nazım gibi kemik dahi olsan
bir gün dönebileceğini kesin olarak bilmektir ülkene.
Söz,
Bir gün yanınıza
gidişinize ağlamak için değil
yarattıklarımızı anlatıp, gülmek için geleceğiz.
Bir gün ama mutlaka.
hain bir pusuda düştü yiğidim.
arkasında yaşlı bi eş ve vatan bırakarak.
el sallayamadı binler
gidişinin ardından
ama unutmayacaklardı
o gün
aynı agızdan
yemin ettiler.