uğur meleke

entry263 galeri11
    50.
  1. futbol asla sadece futbol değildir mantığının, vücut kazandığı nadide yazarlardan. onu izlerken, avrupa sinemasından bir filmin yorumunu dinlemiş gibi oluyor insan.
    2 ...
  2. 51.
  3. çok kaliteli ve bu işten anladığını belli eden yorumlar yapan futbol adamı.. yalnız kendisinden bir ricam var; o sakalı bırakma be abi.. bizim kıbrıs şehitleri'nde kız tavlamaya çalışan elemanlara benzetiyor seni..
    0 ...
  4. 52.
  5. kendisi ile aynı yaşta olduğum ve bana; 'ben nasıl spor yazarı olmam' dedirten adam.çünkü zoruma gidiyor arkadaş. ikimizinde mizacı,futbola bakış açısı aynı ama o televizyondan ben evden yorum yapıyorum.müstehak mı?
    1 ...
  6. 53.
  7. türkiye'nin en sağlam futbol yorumcularındandır.
    0 ...
  8. 54.
  9. futbol bilgisi konusunda Ogan Tarhan ile yarışabilecek tek şahıs. Oyuncu database'i geniş olmakla birlikte yaptığı teknik yorumları da beğeniyle izlenmektedir.
    0 ...
  10. 55.
  11. türkiyenin kaldıramayacağı henüz türkiyeye fazla bir futbol yorumcusudur.türkiyeye müstehak olanlar için:

    (bkz: ahmet çakar)
    (bkz: selçuk yula)
    (bkz: gökmen özdenak)
    (bkz: adnan aybaba)
    (bkz: sergen yalçın)
    (bkz: mehmet demirkol)
    (bkz: tanburacı osman)
    3 ...
  12. 56.
  13. steve savidan ile alakalı çok güzel bir köşe yazısı kaleme almıştır. buyrunuz;

    http://www.sporyazarlari....009/iki-nokta/130225.aspx
    0 ...
  14. 57.
  15. sezen aksu&tayyip erdoğan görüşmesini futbola bağlayıp, çok güzel bir yazı kaleme almış olan spor yazarı.

    http://www.milliyet.com.t...=ugur%20meleke&ver=26
    2 ...
  16. 58.
  17. bugünkü yazısında 29 yaşındaki servet çetin'den 'genç yetenek' olarak bahsedip, kendisine kewell'dan bir şeyler kapması nasihatinde bulunmuştur.

    http://www.milliyet.com.t...k%20&a=NaN&ver=47

    harbiden şaka gibi yalnız.
    4 ...
  18. 59.
  19. işinin ehli bir spor yazarımız. tespitlerinin büyük çoğunluğu son derece yerinde.
    1 ...
  20. 60.
  21. futbol bilgisinin yanı sıra genel kültürü de bir hayli geniş, olayları farklı açılardan değerlendirebilecek kapasiteye sahip, türkiye'nin en önemli futbol yazarlarından birisidir.

    ekranlarda iki cümleyi bir araya getiremeyen, gazetelerde fanatik satırlar dışında okurlara bir şey sunamayan eski futbolcu ve hakem tayfasından artık kurtulmak gerekiyor.
    1 ...
  22. 61.
  23. bol bol çeviri yapmakta ve bunları köşe yazısı olarak servis etmektedir.

    hakkında çokca olumlu eleştiri görülmekte olsa da kendi adıma halen ne yapmaya çalıştığını çözemediğim, yorumcudur, gazetecidir. bir de yazmayı öğrenebilse çok güzel olabilme ihtimali de mevcuttur. siyasi görüşünü ve durduğu yeri de merak etmiyor değilim hani.

    merak işte canım, öyle önemli bir şey değil yani.
    0 ...
  24. 62.
  25. milliyet futbol yazarı.avrupa futbolunu takip etmeye çalışan ve mehmet demirkol ile birbirine çok benzeyen kişidir.
    2 ...
  26. 63.
  27. son dönemde trt türkte hasan şaş ve bir sunucu eşliğinde süperlik maçlarını yorumlarken görünen yorumcudur. kendisi ayrıca milliyette yazılarıyla var olmaktadır. en çok sevdiğim yanı kendisinin transfer döneminde takımlara verdiği tiyolardır. ancak uğur melkeyi dinleyip transfer yapan varmıdır bilmiyorum. sakin duruşuyla ve konuşmasıyla futbolu dizginleyen ve engin yorumlar katan bir yorumcudur kendisi.
    2 ...
  28. 64.
  29. herkesin milli takımın başına yılmaz vural gelsin dediği günlerde, önce yılmaz vural 3 yıl bir takımın başında kalsın, orada başarılı olsun ve o zaman tartışalım diyerek en doğru yorumu yapmıştır.
    6 ...
  30. 65.
  31. şöyle bir yazıyı kaleme alarak büyük bir alkışı haketmiş spor yazarıdır.

    http://www.tumspor.com/ha...Marsinin-isliklanmasi.php
    1 ...
  32. 66.
  33. kim ne derse desin benim gözümde türkiye'Deki en iyi spor yorumcusudur. herşeyi fanatizm ya da önyargılarla değil, geniş futbol bilgisi ve mantığıyla yorumlar. sadece türkiye değil avrupa'daki futbol ile ilgili de geniş bilgi sahibidir.
    1 ...
  34. 67.
  35. yaptığı tespitlerin %80'i doğru olan adamdır. kalan %20 ise zaten herkes teknik direktör olduğu için kişiye göre değişkendir. allahtan ismet tongo, yalçın dümer ve ayhan akbin tadında yazmıyor!
    0 ...
  36. 68.
  37. 69.
  38. mehmet demirkolla gelişen akımın bir temsilcisi.bu akımın kurucusu ise hıncal uluçtur.entel entel maçı yorumlarlar ve inanırmısınız bir kısmı da tutar.ama kabul edelim sergen yalçın mustafa doğan klasmanında değillerdir.avrupayı takip ederler,,yabancı futbol sitelerini bize tanıtırlar.iyidir hoştur fakat bazen tadı kaçırdıkları da olur.
    0 ...
  39. 70.
  40. iyi bir beşiktaş analizi yapmıştır.
    0 ...
  41. 71.
  42. 72.
  43. bugünkü yazısıyla basit bir spor yazarı olmadığını kanıtlamış, akıllı bir muhalif duruş sergileyerek milyonların vicdanı olmuştur. diğer mallar yeni transferleri yazadursunlar. aha futbol yorumu böyle olur:

    hafta sonları stadyumlarda toplanan bir küçük ilçe nüfusu kadar insanı, sadece o günkü müsabakayı boş gözlerle izlemeye gelen işsiz/hissiz ve fikirsiz kalabalıklar olarak değerlendirme hatasına sıkça düşeriz. oysa bir futbol müsabakası sadece çayır-çimen, top-kale, ıslık ve düdükten ibaret değildir; bir kentte yaşayan 40-50 bin bambaşka insanı, siyahı-beyazı, kadını-erkeği, dinliyi-dinsizi, faşisti ve komünisti yana yana, omuz omuza getirebilecek tek organizasyondur aynı zamanda... bir sinema ya da tiyatro salonu birkaç yüz, bir konserse birkaç bin kişiyi toplayabilir genelde... bir futbol müsabakasındaysa farklı hayat standartlarına, eğitim düzeylerine ve siyasi görüşlere sahip 50 bin farklı insan 10-12 dönüme sıkışabilir.

    bir spor müsabakası, bir ayakkabı boyacısıyla bir fabrikatörün, bir travestiyle bir profesörün, bir rahiple bir yankesicinin bir arada ya da ayrı ayrı tepkilerini gösterebilecekleri bir ortamdır. parti mitingine, sendika toplantısına benzemez. demokratik ülkelerde bu kadar farklı insanı tahakküm altına almaya pek kimsenin gücü yetmez. iki sezon önce fenerbahçe yönetimi tribünleri kontrol etmek istedi, yapamadı; aylarca zico sesleri yükseldi. beşiktaş’ınki denedi, sonuç vermedi. bir tribün engellemeye çalıştığı halde diğerleri hep bir ağızdan yönetimi protesto ettiler. türk telekom arena’da yaşanan da daha öncekilere benziyor: birleşik bir grup alkışlıyor, ama bağımsız çoğunluk dinlemiyor. toki başkanı’nın konuşmasına kızıyor, tepkisini yuhalayarak ve ıslıklayarak gösteriyor.

    o yüzden bu stadyumlardan yükselen sesleri küçümsememek lazım. statlar hürdür ve masumdur. hırvatistan’ın temelleri zagrep’in maksimir stadı’nda atılmıştır. çavuşesku’nun çöküşünün önemli bir evresi bükreş’in ghencea stadı’nda yaşanmıştır. istanbul’un seyrantepesi’nde yaşanan da öyle hür, öyle masum bir tepkidir özünde...

    10 liranın hesabı

    tabii ki hiç kimse ali sami yen spor kompleksi’nde böyle bir protestoyu arzu etmezdi. zaten bu protestonun da çoğu başbakana değil, ondan önceki konuşmacılarıydı. başbakan ve ekibi istanbul’a harika bir spor kompleksi yaptılar. bu statta 2020 avrupa şampiyonası maçları oynanacağına eminim. ve samimiyetle söylüyorum, bu stat son iki avrupa şampiyonası’nın oynandığı (portekiz, isviçre ve avusturya’daki) bütün statlardan daha güzel...

    ama protestonun kökeni, bence stadın fiziksel özelliklerine dayanmıyor. kamu vicdanını yaralayan başka iki büyük hata var: birinci hata, 600 trilyonluk bir yatırımı ikide bir ayda 600 lira kazanan insanların gözüne sokmak.

    o 600 trilyon, bakanın/bürokratın cebinden çıkmadı. pardon çıktı. ama 600 trilyon değil, 10 lira çıktı. ülke nüfusu 70 milyon olduğuna göre, bu stadın yapımı için kaba bir hesapla hepimizin cebinden 10 lira çıktı. o zaman devlet erkânı, cebinden 600 trilyon harcamış gibi değil, cebimden 10 lira harcamiş gibi konuşmali. bana 600 trilyonu değil, 10 lirayı anlatmalı...

    nahif ve güçsüz

    ikinci hataysa daha bireysel. ölmüş bir insanın arkasından kullanılan iki sözcük çok yaralayıcı: “özhan canaydın’ın karşımızda nahif ve güçsüz duruşu, dün gibi aklımızda” diyor toki başkanı... kamuoyu o sözcüğü naif (saf, deneyimsiz) olarak anladı; oysa cümlenin gelişinden o kelimenin nahif (zayıf, cılız, çelimsiz) olduğu tahmin edilebiliyor.

    “sayın toki başkanı; bugün kuvvetli-güçlü-sağlam olabilirsiniz, olabiliriz. ama unutmayınız: toprağın altı, nice kuvvetli şahlarla, sultanlarla, padişahlarla dolu...”

    5149 sayılı yasa

    islık meselesinin en trajikomik kısmıysa, en sonunda saklıymış: galatasaray başkanı polat, ıslıklayanları 240 kamerayla tespit edip stada bir daha almayacaklarını beyan etti. şimdi sayın başbakan’a, sayın spor bakanı’na, sayın tff başkanı’na soruyorum:

    1) insanlar hoşlarına gitmeyen bir şeyi protesto etmek için ne yapmalı? tribüne döner bıçağı, keser, kasatura mı sokmalı? birbirini mi vurmalı? küfür mü etmeli? yoksa en medeni protesto biçimini mi (yani alkış, ıslık ya da yuhalamayı mı) tercih etmeli?

    2) 5149 sayılı sporda şiddet ve düzensizliği önlemeye dair yasa içeriğinde “ıslıkla protesto” stada girmeme sebebi olacak mı?

    3) aynı yasada stada girecek/girmeyecekleri kulüp başkanları mı belirleyecek? mesela karabük başkanı tipini beğenmediği adamı, antep başkanı kendisine muhalif olanı stada sokmayabilir mi? eğer kulüp başkanlarının böyle bir yetkisi yoksa sayın polat, hangi hukuka dayanarak böyle tehditte bulunabiliyor?

    eğer bu ülkede ıslıkla protesto yasaksa; stada girecekleri/girmeyecekleri il güvenlik kurulu değil, bakanlık değil, polis teşkilatı değil, kulüp başkanları belirleyecekse; ben bundan sonra hiçbir stada girmek istemiyorum. hatta, kendimi ihbar ediyorum: cumartesi 19:30’da ben de ıslıklı protestoya katıldım. 240 kameranızla zaten yerimi ve kimliğimi tespit etmişsinizdir. beni de bundan sonra tt arena’ya almamanızı arz ederim. nokta.
    6 ...
  44. 73.
  45. bugün yazmış olduğu yazıyla halkın duygularına tercüman olmuş, cesareti ile her türlü takdiri haketmiş spor yazarı.
    2 ...
  46. 74.
  47. Yazısını objektif değerlendirebilenlerin ne kadar mantıklı biri olduğunu anlayacağı spor yazarı.

    (bkz: helal olsun)
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük