Bir kısır döngü gibi.. Hani eleştirdiğimiz kişilere dönüşüyoruz ya bir noktada ya da aslında hep öyleyiz ya.. Onu güzel yansıtmışlar bence.. En azından 90’lardaki punk dönemini yaşamış biri olarak eksik bulmak istersem çok bulurum ama nihayetinde bir mini dizi bu. Bize kurtuluşu ya da devrimi sunmakla mükellef değil. Hoş biz de bence kurtulmak istemiyoruz sefil yaşantılarımızdan.. Sorunları halının altına itip, öyle devam ediyoruz. Bu noktalar bana geçti. Daha ne yapsınlar.. Beklentiyi yüksek tutmamak lazım ama öte yandan böyle işlere cesaret ettikleri için de takdir etmek lazım…
netflix dizilerini çok fazla irdelemeden izleme kararı aldıktan sonra bitirdiğim dizilerden çok daha mutlu ayrılıyorum. belki de kendimden temel anlamda parçalar bulduğum için ortalamanın üstünde bir beğeni kazandıran diziydi uysallar. sadece finalinden haz almadım, çok daha iyi olabilirdi.
özet olarak detaya inmek gibi ne bir derdim ne de bir isteğim var ancak yapılan işler son yıllarda jenerasyonuma bazı konularda uzaklaşırken bazı konularda da ilgi çekici bir şekilde en derinlerine kadar iniyor. ince mesajlar veriliyor dediğiniz yerler herkesin anlayabilmesi için senaryolanmış ama dizide bazı yapımcıların sıkça uyguladığı sadece bazı insanların anlayabileceği mesajlar sıkça görülüyor.
moloz karakterini başroldeki mimar karakterinin yansıması diye fight club'a bağlamalarından korktum ama şükür olmadı. bir de cuma gecesi bir bölümü izlerken gaza gelip saat gece bir buçuk falan idi, soluğu beyoğlu sokaklarında aldım. eve geldiğimde öğlen 2 idi.
fikrimce gelmiş geçmiş en iyi türk netflix yapımı. "bir onur saylak ve hakan günday fikri" hangi kafayla icra ettilerse bu işi, o kafalardan daha çok istiyorum, türk yapımı işlerde. hem izlerken sorgu sual ediyor insan kendi kendine hem de akıp gidiyor hikaye. izlerken kendinizi oktay gibi sıkışmış, nil gibi bi oyunun içinde, berhudar bey gibi çaresiz hissedebilirsiniz. "hiçbir şey benim değil ki, hiçbir şeyin taksidi bitmedi. "