Beni ağlatan film, gırtlağımda hissettiğim acı; neticeten tek sahne var ki filmde beklediğinize değiyor hakkaten.
Askerde cıvıklığın hüküm sürmesi gereği olsa gerek filmin son sahnesine kadar bir muhabbet herkeste, diyalogları zor duyuyoruz. Ama filmin sonuna doğru bir sessizlik, tahminim herkes ağlamamak için zor tutuyordu kendini efendim. *
Zevkler değişir ama bana göre en güzel türk dram filmidir. *
ligin bitimine 2 hafta kala fenerbahçe'nin averaj üstünlüğüyle avantajlı olduğu bir konumda fenerbahçe'Nin puan kaybedip trabzonspor'un şampiyon olabileceğine inanabilmektir.
Psikolojimi yerle bir eden, salya sümük ağladığım film. Film zaten duygusal, bir de müzikler koymuşlar iç dağlayan. Dağlandı bu yürek dağlandı vallahi.
kışa yüz gösteren güneş gibi,çöldeki yağmur gibi, ölüme yüz tuttuğunda kanına enjekte edilen yaşama sevinci gibi; planların bozuluvermesidir umut, yeni bir hayattır aslında henüz başlamadığın...
hani şöyle asla özene ihtiyaç duymayan,her yerde büyüyebilen, bazen kurtulmak için çabalasan da kurtulamadığın, burnunun dibinde biten, ısrarla hayata tutunan otlar var ya, bazen öyle "umut"...
hasta ediyor seni, dibinin uçurum olduğunu bile bile bakmak gibi, dahası çayır cayır yanan sobaya emin olmak için dokunmak gibi bazen "umut"...
akıllara zarar bir hastalık bazen, olmayacağına emin olduların içinse ve evet evet istemdışı ise, kanser mikrobu misal!
şunu gördüm ki; insanlar için en vazgeçilmez şeymiş meğer.
derler ya hani insanlar şusuz busuz yaşayamaz diye. işte o şu, bu olmasın ama umut olsun yeter.
insanı izlediğinde mahveden, dağıtan, yerle bir eden bir murat aslan filmidir. filmi izledikten sonra uzun süre etkisinden kurtulamıyorsunuz. babam ve oğlum ve eşkıya'dan bariz arak sahneleri olsa da son zamanlarda özgün seneryo ile yapılmış en iyi türk filmlerinden biridir.
dört mum yavaşça yanıyordu. ortam çok yumuşaktı ve konuştukları duyuluyordu.
ilki söyledi:
''ben barışım! artık kimse benim yanık kalmamı sağlamıyor, sanıyorum söneceğim.''
alevi hızla azaldı ve bütünüyle söndü. ikincisi söyledi:
''ben inancım! neredeyse herkes benim artık gerekli olmadığımı düşünüyor. o nedenle daha fazla yanık kalmama hiç gerek yok.''
konuşmayı bitirdiği zaman, bir rüzgar hafifçe esti ve onu söndürdü. üçüncü mum sırası gelince konuştu:
''ben sevgiyim! yanık kalmak için artık gücüm kalmadı. insanlar beni bir kenara bıraktı ve önemimi anlamadı. kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular.'' ve hiç zaman yitirmeden söndü.
ansızın... bir çocuk odaya girer ve üç mumun yanmadığını görür.
''neden yanmıyorsunuz, sizin sonuna kadar yanmanız gerekir.'' bunu söyleyerek, çocuk ağlamaya başlar. ardından dördüncü mum söyler:
''korkma ben hala yanıkken diğer mumları yeniden yakabiliriz. ben umudum!''
adamın ağzın sıçan bir filmidir. baba nızı arıyasınız gelir. ağlamayan adamı döverler. sonunda ki nazım hikmet şiiri ise bitirir adamı.
umuda bin kurşun sıksada ölüm
unutma umuda kurşun işlemez gülüm
alsada çukuruna bizi ölüm
unutma ki fidanlarda çukurlarda büyür gülüm.