özlemin evi tire'dedir, karşıyakadan yola çıkan ekibin gitmesi oldukça uzun sürecektir... "bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete" diyerek geri dönmeme kararı alırlar, abuzittin özlemişti bir kere...
"allah cezanı verecek" diye söylenir, özlem "noldu iboşcuuum" diye atlar boynuna... o sırada eve giren ekip, bu gördükleri durum karşısında bakakalmışlardır. abuzittin'in hediye olarak aldığı portakal soslu pekin ördeği elinden düşer ve o an göz göze gelirler...
özlem 'tamam anne şimdi kalkacam' demeye başlar. faati hırsını alamayıp kafa atar. yeknesak ve haemoglobin 'öh be yine gitti paralar' der. ibo rotweiller sürüsünden kaçar, abuzittinse bahçede sessiz sedasız bir köşeye oturur
abuzittin in oturduğunu gören ve faati nin ağır darbelerinden kaçmayı başaran özlem, yanına doğru gider ve eski günlerden konuşmaya başlarlar.... yeknesak ve haemoglobin, seyyar bi tv kurarlar ve televizyona bakarlar, faati ve abberline'da rakı sofrası kurup ümit besen'den şarkılar dinlerler... herkes mutlu mesuttur... fakat ;
içinden fox mulder ve dana scully çıkar... "jüpiterden geliyoruz, satürn idman yurdu ve neptün gençlerbirliği maçını izlemeye gitmiştik de, satürn idman yurdu -89.6 e 1319! maçı kazandı." derler...
"evreka !" der yeknesak ve doğruca nasa'ya gider yerçekimini ispat ettiğini söylemek için, fakat orada isaac newton'u görür, "önce ben buldum, hade bakem ..." der ayzek.. bu sırada dürümcü ustası tony montana'nın ta kendisidir ve silahlarıyla etrafı taramaya başlar. bunu gören storm, fırtına çıkarır ; herkes ayrı yerlere uçar...
faati, vincent cassel ile monica bellucci yi birbirlerinden ayırır, mutlu bir düğünle evlenirler monicayla... abberline ise bir igloo evine girer, içerde noel partisi olduğunu görür, etrafına bakınırken naomi campbell ve yeknesak'ın vals yaptığını görür...
'hamsi var mı hamsi?' diye sorar gary kasparova abberline. 'hem' der 'senin burda ne işin var?' kasparov az ilersini işaret eder'arkadaşı bekliyorum' gösterdiği yerde karl marx sakallarını düzeltmektedir. işi bitince yeknesakı ayıplar ve kasparovla ayrılır. abberline balık ekmek yerken siena miller yanına oturur, jude lawın olup olmadığını iyice araştıran abberline sienayı dansa kaldırır.
dostoyevski oyunu kazanır ve kitaplarından birkaçını imzalayıp abberlineye verir. abberline teşekkür eder ve faatinin pişirdiği etlere hücum eder. bolulu hasan usta içeri girer ve süpangile ikram eder, herkes oturup yemeğin ve tatlının tadını çıkarır. sibel canın yatı aynı esnada kutba yanaşmaktadır.
sibel can bir anda "tangasız çıkmam abi" der. bunu söylerken acar muhabir özcartman'ın tam arkasında elinde dürbünüyle beklediğinden haberi yoktur. ilerde mangal yakan ve supangle yiyen kalabalığı görür ve sorar.
bunun üstüne sibel can son sürat kaçar. 'eh ulen' der abberline 'bi başbaşa kalamayacakmıyız ya?' cagdas uzaklardan görünür, cagdasın gelmesi mutluluk katmıştır gruba. herkes cagdasa sarılır ve hasret giderir, sonra aralarına bir de fok katılır, fok sebeklik yaparken nadide restaurantın menüsünü aratmayacak sofra önlerindedir, ümit usta sayesinde.
abberline uyandığında televizyon açıktır ve ümit usta zeytinyağlı yaprak dolması tarifi vermektedir. hava bulutludur. kuşlar pencere pervazına konmakta, hatta açık pencereden evin içine dalmaktadır. baygın gözlerle kuşların tavana yükselip aniden süzülerek yere inmesini izler abberline. tebessüm eder, huzurla.
öte yandan ;
"tamam, dışarı çıktı... takip edin... peşini bırakmayın"
... cagdas yürüdüğü sırada burnunda bir yanma hissetti, çırpındı, kurtulmaya çalıştı, en sonunda dayanamadı ve bayıldı...
abberline elinde kolunda torba eve geldi. hayret! çağdaş yoktu. köpeği rex huzursuzdu. abberline birşeylerin ters gittiğini anlayarak magnumunu aldığı gibi sokağa fırladı. tabi magnum nerden çıkmıştı o da ayrı soruydu.