kenan evren ben ülkenin anuna koymuş adamım bana kimse birşey yapamaz diyerek, polisleri kovdu. ortam yatıştı.picassoyla tanışma şerefine erişmiş ara güler'e de telefon edildi. o da oradabulunursa belki ruh gelirdi.
kenan evren, bedri baykam, sibel can ve henüz gelen ara güler çorba içmeye gittiler. ancak kenan evrenin işkembe çorbasına ekstra sarımsak sosu istemesiyle ortam yeniden gerildi.
burada mahmut adında bir çobana aşık olduğunu ve onunla hollandaya gidip evleneceğini anlattı kenan evrene. ara güler her zamanki gibi öfkelendi. seni gidi i.ne dedi al pacinoya.
olay yerinde gözüne takılan ayrıntılar çok çarpıcıydı. ekmeklerin üzerinde bir adet kara sinek geziniyordu ve masalarda tuzluk bulunmuyordu. ara güler her şeye bir kulp buluyor, sibel can kocasından boşanma planları içinde derin derin düşünüyor ve kenan paşayla bedri baykam işkembe çorbası içiyordu.
pamela diye düşündü bedri baykam. evet evet, 31 çekerken düşündüğü kadın pamela anderson'du! tommy lee'den hep bu yüzden nefret etmişti bedri baykam. 31lerinin kahramanı pamela'yı yediği için.
derken al pacino cebinden çıkardığı çakısıyla fantasionun üstüne yürüdü. ben racon kesmem, kafa keserim dedi ve güzide senaristi oracıkta öldürdü. bedri baykam pamelayı düşünmekten sıyrıldığında durumu farketti. yazık oldu çocuğa dedi. bunak ara gülerinse hiçbir şeyden haberi yoktu. sibel can sulhiden nasıl kurtulacağını bulmanın sevinciyle, çingene genlerinden olsa gerek oracıkta göbek atmaya başladı. ölüye fazla üzülmedi. kenan evrense ikinci çorbayı içmekle meşguldü. derken picassonun ruhu girdi odaya. kenan evrene doğru uçmaya başladı!!!
aradan bir hafta geçmişti. 300 yeni insan albüm çıkarmış ünlü olmuştu. müzik kanalında izlediği kliplerden başı döndü birden. gözleri kararıyordu. allah'ım ne oluyordu ?
... en son hatırladığı kararan gözleriydi, kendine geldiğindeyse artık gözleri görmüyordu! bunun karşılığındaysa hisleri birdenbire gelişmişti, öyle ki sezgileriyle taklamakan çölünde olduğunu farketti ansızın...
yaşadıkları aslında bir kurgumuydu? şizofren mi olmuştu? bunca karışıklığın sebebi neydi? neden tutarlı bir gidişatı yoktu hayatının? bu sorular, içinden çıkılmaz kıldı bünyesini. ne yapmalıydı? kendi kendine intihar mı etmeliydi yoksa yardım mı almalıydı? bunca soru cümlesi nerden çıkmıştı?
en iyisi televizyonu açıp, kim kimi marizlemiş ona bir bakayım dedi. hem haber bültenlerinde, çeşitli intiharlar izler ve fikir edinirdi. ölürken ünlü olma şansını elde ederdi, köprüye çıkıp. belki de onu kurtarırlar ve sabah programlarına katılır, klip çeker, dizide oynardı.
bunları düşündükten sonra çantasını da alıp boğaz köprüsüne gitti. köprünün yayalara açılmasını fırsat bilerek kalabalığa karıştı. 1-2 dakika sonra trabzanlara doğru ani bir hareket yaparak '' yakkkklaşmayın karrrdeşimmm, bak atlarımm!! '' diye haykırmaya başladı. kalabalık onun atlamasına istercesine daha da çok yaklaştı e ne de olsa meraklı türk halkıydı. kalabalık onu ikna edeceğine '' atla lan! '' , '' atlamazsan ipnesin anuna goyim! '' gibi laflar ederek kahramanımıza ecel terleri döktürdüler ve bu baskılara dayanamayan kahramanımız '' ooooo '' tezahüratı eşliğinde kendini boşluğa bıraktı. kahramanımızın atlaması ile beraber seyirci adeta kendinden geçmişti, ' oooğlan biiizim, kızz biziim tey tey tey '' nidaları ile köprüde kuduruyorlardı. hani derler ya tam bir futbol havası idi. bu sırada kahramanımız tsubasa misali havada asılı kalarak düşüncelere daldı. acaba intihar etmek kolaya kaçmak mıydı? zorluklarla savaşmalı mıydı? çıkarken ocağı açık mı bırakmıştı? peki ya musluk, o kapalı mıydı? bütün bu soruların içinde boğulan kahramanımız '' s.kerim lan vazgeçtim!! '' diyerek çantasına davrandı.