Albırt günün verdiği yorgunlukla gece gece saçmalamaya başlamıştı. Üstelik kendisi de bunun farkındaydı. "yat zıbar a*ına koyim yarın işin gücün var okulun var." dedi kendi kendine. Sonra düşündü, aynı anda hem iş güç hem okul nasıl oluyordu? Kendisi neden herkesten farklıydı? Babası böyle pasta yapmayı nereden öğrenmişti?..
aslında mutfakta birisi yoktu. kediydi o kediydi. mutfağın kırık camından girmişti albırtın sesini duynuca pırrr uçuverdi yavrucak. albırt kafayı yastığa vurur vurmaz deliksiz bir uykuya başladı. uyandığında öğlen 1 di.
sokağı döner dönmez bir de ne görsün!esmer taş gibi bir hatun, abaza alpırt'ın salyaları etrafa saçıldı birden ''oh my dog'' dedi ve yaşadığı hayata lanet etti.
kızın yanına gidip iddaa'dan 500.000 tl kazandığını söyledi. Çok heyecanlıydı albırt. Dile kolay 500 milyar. Heyecandan kıza kafa attı. Kız hala nefes alıyordu.
albırt eline hemen vilada sapını aldı ucunu vazelinle sıvazlayıp '' bekle beni sam amca diye çığlık atıyordu. titriyordu sapı sıvazlarken. çok sinirliydi albırt.
o esnada kapı çaldı. albırt merakla kapıyı açtığında karşısında posta memuru vardı. albırt istemsizce güldü. bu memlekette postacıların saçma ve şaşaalı kıyafetleri albırtı hep güldürürdü.
postacı pis pis bakınca albırt boğazını temizleyerek söz aldı "nedir bu tebligat". "sağlık raporu" dedi postacı. "nası yani" dedi albırt şaşkın bir ifadeyle. "alzaymır olmuşsunuz beyfendi, tebligatla bildirmek durumundayız. malum sosyal güvenlik yasası." deyince albırtın şaşkınlığı hepten aldı yürüdü. tebligata baktı üzerinde sam nikiforov yazıyordu. postacı da yanlışlığı fark etti "ehehee pardon bu tebligat karşı daireden sam amcayaymış" diyerek albırttan özür diledi.
albırt sam amcanın neden küfür ettiğini hindi anlamıştı. bu sam amca alzaymırdı dostum.