ulu roman

entry4500 galeri11
    122.
  1. o arada john herşeyi unutmuş etraftan uzak camdan kafasını çıkardı ve bir sigara yaktı. aman allahım bir kız gördü elinde bir kaç kitapla geliyordu. aşık olmuştu 6. kattan kaldırımda yürüyen kıza 'aşk bu' diye bağırdı.

    cemil-hülya- ve babası ne oldu diye baktı ve kızı gösterdi bende aşkımı buldum dedi. bu kim hülya teyze sen emlakcısın bilirsin dedi.

    hülya güldü herkez şaşırdı bir ibnelik vardı. 'benim kızım dedi' cem,il şaşır dı ve 'benim de mi kızım' dedi. hülya evet cemilim sen olmadan büyüttüm ünüversiteye gidiyor şimdi dedi. john aşık olmuştu.
    2 ...
  2. 123.
  3. "bir gün öncesi"

    genç eğlence amaçlı tüm arkadaşlarını bir kafe de toplamıştır. "o" da gelmişti. hemde yanında yeni biz'i ile bilrlikte. genç yavaşça kalktı ve masada toplanmış arkadaşlarına şöyle seslendi;

    - birazdan gidiyorum. artık hiç olmayacağım. zaten şu an hiç olmamış gibiyim. sizi sevdiğimi söylemeyeceğim zira kimi sevsem kimi hayatımda bir yere koysam gitti. birilerini sevmek tanrının beni cezalandırması gibiydi. işte bu yüzden sizler de gitmeyesiniz diye etrafımdan "hepinizden nefret ediyorum." ve belki de ilk defa insanlardan nefret ettiğim için mutluyum, çünkü biliyorum sizden nefret ettiğim için terk ederek beni cezalandırmayacaksınız. halbuki sevdiğimi söylesem cezam yine terk edilmek olacaktı.

    dedi ve o tek başına ölüme hazırladığı evine doğru yola çıktı.

    "olay günü"

    perdeleri açtı evin içi sıgara dumanından görünmüyordu neredeyse. sonra torbadan aldığı votkayı çıkardı masaya koydu. masada neler yoktu ki? ekmek bıçağı, atarax, xanax, pasiflora, alkol, içi dolu maltepe. sabahı görmek istemiyordu o yüzden tüm herşeyi masaya doldurmuştu. pencereyi ve perdeleri kapattı sokağın o hayat dolu gürültüsü canını oldukça çok sıkmıştı.

    yavaş yavaş votkayı içmeye başladı, xanax varken atarax ve pasiflorayı evin bir köşesine küfürler ederek attı. sonra sıgarayı aldı içmeye başladı. sıgaradan bir nefes çekip votkadan bir yudum alarak saatlerini geçirdi. gece iyiden iyiye çökmüştü yer kürenin, şehrin, evin ve tüm hayallerinin üstüne.

    xanax'a geldi sıra artık kafası yaptıkları ve yapacaklarını kontrol edemeyecek kadar güzeldi. ve xanax'ı da yuttu. "alkol ve xanax mükemmel ikili" diye düşündü sesli olarak. artından küfürler yağdırmaya başladı aklına gelen herşeye. kimler gelmemişti ki aklına, annesi, abisi, en yakın dostu oguz, ilk aşkı, son aşkı, arkadaşları. ama şimdi kimse yoktu yanında. hayatının en kötü zamanındaydı.

    artık tüm vucudu iyice uyuşmuştu ama aklı zıpkın gibiydi. gözleri de öyle. ağlamaya başladı. hayatından vazgeçmiş bir adamın ağlaması da küfür gibi oluyordu. gözleri kan çanağına dönmüştü ama zaten kan her daim biryerlerinden akıyordu. sadece şimdi sıra gözlerine gelmişti o kadar.

    bir an da gözü bıçağa ilişti. ne zamandır bir kesici madde almamıştı eline. garip bir şekilde kavradı bıçağı. karanlık artık iyice baskı yapıyordu vurduğu her yere.

    baskı yapan bir yer daha vardı. kalbi. gögüs kafesine aşırı yükleniyordu. o kadar çok yükleniyordu ki nefes alış verişleri düzensizleşmişti. nabzı olması gerekenin oldukça üstündeydi. alkol, sıgara ve xanax artık o mükemmel sona gelmesi için elinden gelen çabayı vucuduna srgiliyordu.

    sıgaradn son nefesini aldı. belki de ilk def begenmişti bu arabın malını. alkol de bitmişti zaten bitmeyen bir şey vardı o da sabahı görmeme inancı.

    bıçak hala elindeydi. yavai yavaş vucudunda gezdirmeye başladı. göbeğine ve birkaç yerine ufak çizikler attı. sanki maça çıkacak futbolcular gibi ısınma turları atıyordu vucudunda. kanamaya başladı kestiği yerler. kan ne kadar sıcaktı ama bu sıcak havada hiç rahatsız etmiyordu vucudunu. zaten vucudu da bir şey hissetmiyordu.

    sıkılmıştı artık, bitmesini istiyordu bu hayatın ama uzatmaları da merak ediyordu. meraktı zaten hep onu bu hale getiren. ama bu sefer tum benlğini eve girerken kabıda bırakmıştı.

    o an geldi, agırdı bıcağı gögüs kafesine baskı yapan kalbinin üstüne koydu, son kez kafasını kaldırıp tavana baktı gidenin son sözü ne olabilir diye düşündü. öyle ya gidenler son olarak ne derdi? belki de en klasik olanı "hoşçakal"dı. o da klasik davrandı.

    - "hoşçakal"

    artık yoktu! ama kan hala sıcaktı. hava da sıcaktı. ve ikisi de gün gelince soguyordu.

    "bir gün sonrası"

    yolda yavaş adımlarla yürüyordu, alkolden beyni uyuşmuş haldeydi. içinden "biran önce gitsem şu sktimin evine" diye geçirdi yağmur yüzünden sırılsıklam olmuştu ve o arada telefonu çaldı. bir an durdu; "ne intihar mı etmiş?", "ne zaman?" gibi sorular yagdırmaya başladı karşısındakine ama arkadaşı gitmişti onu yalnız bırakmıştı yasak şehir de yaşamamalarını binlerce kez dinlemişti ondan ve sonunda gitmişti, yalnız bırakılmıştı.

    yağmurdan sırılsıklam olmuş üstünü değiştirmeden dolaptan bir bira aldı, evdeydi ama ev dışarıdan daha soguktu, belki de soguyan onu yalnız bırakan arkadaşının gidişiydi. gitmek için erken davranmıştı çünkü ihanet etmişti kendisine ve bunu affedemezdi. zaten bir tek birbirlerini affedemiyorlardı. tek değerleri birbirlerine olan baglılıklarıydı ama şimdi ne değer ne de bağlanacak biri kalmıştı. yalnızdı.

    neden gittiğini biliyordu, 25 yaşında bir insan neden intihar eder anlayabilmişti zira zaten 27'sinde ikiside intihar edecekti en büyük zevkleri de bu olacaktı.

    hiç dua etmedi, aksine küfürlerediyordu durmadan kendini yalnız biraktığı için arkadaşına. dua etmeyeli 15 yıl olmuştu zaten aklına edebileceği bir dua da gelmedi. inançlarla ilgili tek bilidiği şey "allah"dı zaten ona da isyan etmişti. inançların hayattaki en büyük engellerden birisi oldugunu biliyordu.

    kendini yalnız bırakan arkadaşını düşündü en son konuştukları aklına gelmişti;

    "yedek insanlarız dostum, hatta bazen yedek bile olamıyoruz. birilerinin geçiş noktasıyız. bir nevi otobüs duragı gibiyiz. geliyorlar bir sıgara içimlik duruyorlar ve gidiyorlar. bizi aşağılık insanlar gibi kullanıyorlar. gitmemiz lazım bu şehirden, aptal bir balıkçı kasabasına ya da dağ köyüne. istanbul'u yasak şehir yapmamız lazım, içindeki herkesi beynimizde öldürüp gitmemiş lazım."

    demişti hatırladı ve yasak şehirdeki insanları beyninde öldüremediği için kendini öldürmeye karar vermişti. "peki ben ne olacağım" diye düşündü bir an! tek amacı gitmekdi yol arkadaşı onu satmıştı. bu satışa kırılıp eskiye mi dönecekti? "hayır" dedi içinden "o satsa bile ben onu satmam" diye yüksek sesle kimsenin olmadığı evde bagırdı. "o giderek satmış olsa bile beni, ben onun yanına gitmeyerek satmayacağım onu" diye sert ve kararlı bir şekilde bağırdı.

    mutfaktan bıçağı aldı birasının son yudumunu içti. "geliyorum dostum az daha sabret" diyerek kalbine sapladı. kanı sıcacıktı. akan kanın büyük çogunluğu alkoldü zaten bu yüzden kanı boşa akmamıştı. arkadaşının nasıl intihar ettiğini bilmediği halde onun gibi son vermişti yedek insan olmaya. artık insan değillerdi. hiç yoklardı ve yokluklarına üzülecek başka kimse yoktu. bir hiç gibi, piç gibi yaşayıp yaşadıklarının hakkını vererek ölmüşlerdi. başka şansları yoktu.
    5 ...
  4. 124.
  5. birden peres belirdi sisler arasından, elinde davos dosyalarıyla, koşar adım yürüyordu ve nedense ağlıyordu peres, hüngür hüngür...

    acaba peres'e ne olmuştu?
    3 ...
  6. 125.
  7. ekranda siyah arkaplanın üstünde bir yazı geçti.

    "viewer discreation is adviced"

    ulu roman'da gelecek hafta..
    2 ...
  8. 126.
  9. emine yenge de hüngür hüngür ağlıyordu, arkasından seslendim. recep abi halka bağırıyor suçlu mu dedim, yok dedi ağladı. merak etme dedim misafir evinde ortalığı dağıtan çocuk gibi bir başbakana bişey olmaz. bindirilmiş kıtalar dediği cumhuriyet savunucuları vardı. o'nu karşılayanlar da bindirilmiş kıtalarmıydı.
    3 ...
  10. 125.
  11. jipin kapısı açılır, ışıl ışıl yanan ayakkabıları, jilet gibi takım elbisesi, geriye yatırılmış jöleli saçları ve ray ban gözlükleriyle salca jipten iner...
    3 ...
  12. 126.
  13. romanda emeği geçen herkeze teşşekür borç bilinir.

    seneryo bir hayal değil yaşanmışları anlatılmaktadır.

    asıl olan john: garip kimseye aşık olamayan aşkını bulduğunda hep keybeden.
    cemil abi: ibnenin biridir karıya kıza takar sonra kaçar.
    john babası: karısını sevmez eşeği karısına tercih eder.
    hıdır-hülya: camilin sevgilisidir. kağıthanede oturur.
    kasap: kötü haber elcisidir.
    küçük emrah: konuk oyuncu.
    şahin k: türk porno tarihi efsanesidir.
    3 ...
  14. 125.
  15. seslere kulak asmıycam desede yinede söyler.

    camil, cemilin ikizi... *
    3 ...
  16. 125.
  17. yer.. çevre yolu...
    kişiler; hala 5 genç...
    mekan.. araba'nın içi...

    gençlerden biri elindeki bitmiş bira kutusunu camdan atar. kutunun dibinde kalmış küllü bira damlacıkları arabanın ön camına damlar. bunu gören şöför genç silecekleri çalıştırır. o da ne sileceklerin suyu bitmiş... hemen bir benzinlik bulmaları gerekmektedir çünkü ön koltukta oturan diğer genç o kadar alkolin etkisindedir ki , ön cama yapışmış bira damlacıklarını yalamak için camdan dışarıya kafa ve dilini uzatmaya çalışıyor.

    o da nesi; benzinlik.

    bir sağa sinyal ve hafif bir patinajla arabayı parkederler...
    2 ...
  18. 126.
  19. ....ön cama yapışmış bira damlacıklarını yalamak için camdan dışarıya kafa ve dilini uzatmaya çalışan genc olup bitenin farkina varmadan ' ne olyor lan amina koyim ' ic sesi ile birden neye ugradiğinin $a$iriyor. benzinlikte kimse görmesin diye kendini toparlamaya cali$sa da olan olmu$tur.
    4 ...
  20. 126.
  21. lock.. ayh pardon scofieldin kulaklarindan cikan dumani gören market görevlisi ' anam anam anam lan yangin cikti ' diye bagirmaya baslarken ayni zamanda itfayeyi arar. geri zekali adam i$te. bu arada scofiel pompaciya dalmamak icin kendini zor tutmaktadir lakin bu cabalari sinir sistemlerine yenik dü$er ve o esnada pompacinin gözünde yildizlar ucu$uyordur....

    o da ne ? polis lan görmüyor musun.
    4 ...
  22. 126.
  23. --spoiler--
    haci faik peynirleri ' darbeli matkap ' filmini sundu...

    $imdi reklamlar.
    --spoiler--
    4 ...
  24. 127.
  25. çocuklar bursanın karanklık yollarında hız sınırlamasına aldırmadan sürmektedirler gördükleri her virajda drift atmayı unutmazlar. birden bir caddeye düşerler ve burada bakarlarki para ile kısa mesafeli kalkışlar yapılmaktadır.

    'hey şişman der' arabanın içindeki en afilisi varmısın bir 'drag' yapmaya der şişman yabıncılardan çekinerek ve tırsarak neyine der scofield ''götüne'' der ve uzaklaşırlar artık bu ıssız sokaklarda amansız bir takip başlayacaktır...
    3 ...
  26. 128.
  27. birden bire silahi kendisine doğru tutuldugunu gören maykilin son kelimeleri kekeleyerek ' $iit olm yapma lan, $eytan doldurur ' olmu$tu.

    evet maykil artik katildi. bundan sonra ne yapmasi gerektiğini dü$ünemeden silahi yere atip olay yerinden uzakla$ti ama unuttugu bir$ey vardi... dedesinden kalan m16 orda kalmi$ti.

    dönüp dönmemeyi dü$ünürken arkasindan gelen bir ses duydu...
    4 ...
  28. 129.
  29. acı bir tren sesi duyduldu uzaklardan...
    1 ...
  30. 130.
  31. öküz ise trene bakakalmıştı. bu onun eski huyuydu.
    2 ...
  32. 131.
  33. sonra tren aniden raydan çıktı, öküzün götü tutuştu, çünkü tren ona doğru geliyordu...
    4 ...
  34. 132.
  35. bir anda garda elinde bıçakla kendisine doğru yaklaşan bir kasap farketti. gözü duvardaki takvime ilişti. kurban bayramı 1. gün yazıyordu. aman allahım ben öküzmüydüm?
    3 ...
  36. 133.
  37. makinist yandaki yardimcisina ' emmoglu bu i$te bir terslik var ' der..
    5 ...
  38. 134.
  39. aniden bir ışık hüzmesi indi gökten...
    3 ...
  40. 135.
  41. yine bir romanın içine sıçılmak üzereydi oysaki adamlar uğraşıyordu diyordu bir ses.
    4 ...
  42. 136.
  43. ve sonra roman göt edilir, kimse kimseyi sklemeden alakasız alakasız yazar, birisi ışık indi der, öteki öküz trene daldı der, okuyucu da beyin ımcıhlaması geçirir, derken karanlıklar arasından bir şey belirir...

    o şey eşşeğin zikidir...
    3 ...
  44. 137.
  45. redikulus dedi. ve öküzün korkulu rüyası tren bir böcürte dönüşerek dolaba girdi.
    3 ...
  46. 138.
  47. dağa çıkmadan önce lider olarak ulu dagciyi çağırdılar. kendisi emekli bir dağcıydı. ancak kendisinin ergenekonun 546567687. dalgasında içeri alındığını unutmuşlardı.
    2 ...
  48. 139.
  49. jacquies sinirlenerek ' lan romaninda, basliginda mina koydunuz! silin lan entrylerinizi ' der.

    ama entry ne demekti ? roman nerden cikti ? baslik nedir diye dü$ünen ajan nava vaner sorularina cevap alamamisti.

    ek : ve baslik sol frame'den ucar.
    5 ...
© 2026 uludağ sözlük