o arada bir melodi çalındı kulaklara ilginç bir kadın sesi farklı dilde bir şeyler fısıldıyordu; 'gel teskere' gibi bir şeylerdi. bir süre bunu nerde duyduğunu düşündü albırt ve hatırlamıştı, küçükken ailecek gittikleri ve sonu felaketle biten türkiye gezisinde duymuştu bunu. evet öyleydi bir an önce yola koyulup bu şarkının sırrını çözmeliydi, bu şarkının albırt'la alakası neydi? neden devamlı bu şarkıyı duyuyordu?
türkçe bilmediğiini farkedince dosdoğru hindistan cevizine geri yöneldi. tek hamleyle kırıp suyunu içti. lakin leila ona melül melül bakarken içemiyordu. kız da açtı en nihayetinde.
yinede ona vermeyip hepsni kendi yedi.
öksürük krizi tutmuştu yine keratanın. iş arkadaşları her ne kadar harlem shake yapak mı pampa dese de, o gözlerini hep hatice hanımın en sevimli yerlerine çeviriyordu.
"eskiden en çok korktuğum şey yalnızlıktı. bilemezdim ki en kötü şeyin ..." dedi. kelimeler boğazında düğümlenmişti. meraktan çatlıyordum. ne olabilirdi ki en kötü şey?