bir göz kırptı, kendini daha da eskilerde, sümerde buldu, oradaki sümer kıraathanesinde bira içen adamlara katıldı, - bi bira uzat yiğenim - dedi, onu anlamayan kişi, aklında şöyle geçirdi "bu nasıl bir dil konuşuyorsa artık, anlamadım, en iyisi bir bira verem ben buna" dedi.
arabayla giderken gözü, vites koluna geçirilmiş olan tespihe gitti. ahmet hocasını hatırladı imam hatipten, tespihi hediye etmesini, kıraat öğretişini... ne güzel günlerdi... albırt, "hey gidi günler" diyordu. bir anda yüzünden sanki bir gölge geçti, yüz ifadesi anlatılamaz bir hal aldı, sevdiği kız büşrayı sınıftan herkesin çıkmasını beklettiği günü hatırladı mehmet hocanın. o günden sonra büşrada neden öyle bir değişim olmuştu? yine o günlere döndü sanki... büşranın intiharı onu çok sarsmıştı... ama artık o geçmişte kalan bir hayaletti, ona ne olduğu, neden intihar ettiği, bir muammaydı. albırt sakince arabasını sürüyordu, ama o da ne?
tokatı yiyen sürt.. öhmm yani kız hemen toparlandı. mini eteğini çekiştirerek dizlere kadar uzattı, fuları da boynundan çıkarıp başını kapadı ve albırta sordu: "nasıl? şimdi thy hosteslerine benzedim mi? ihihi"
albırtın durma nedeni, yol kenarındaki çeşme idi. ikindinin vaktinin girmek üzere olduğunu unutan dalgın gençler, hemen inip o soğukta abdest alıp öğleyi eda etmişlerdi.