fark eder ki beyin hucreleri de olmustur.dusunmeye calismayi birakir. cugarayi dilinde sondurdukten sonra dogrulur ve ciglik atar hoeveyuoad. ve fus ro dah. fark ederki o bir dovakhindir.
annesi nasıl ve nereden aramıştı sertap'ı? sertap durmadan düşünüyordu, annesi nerede olabilirdi. tüm bu düşünce yığınıyla uğraşırken kapı çaldı, sertap irkilmişti. saat 02.30'du, kim olabilirdi ki bu saatte? ürkek adımlarla kapıya doğru ilerledi, kapının deliğine yavaşça yaklaşarak baktı, gelen annesiydi.. heyecan içerisinde kapıyı açtı.
kaçarken anlamıştım meğer muhtar inci sözlük yazarıymış, her ortamda liseli olduğumun yüzüme vurulmasıyla hissettiğim öfke daha hızlı koşmama sebep olmuştu.
Ama ıslanmıştı, eli bacaklarının arasına gitti. Bir de ne görsün, acı gerçeği hatırlamıştı Sertab. O bir hermafroditti. Hem vajinası hem de penisi vardı. iki eliyle gangnam style duruşunu yaptı, ve kendini okşamaya başladı.
uyanınca hamza yaşadığı hayatı ve işlediği suçları düşündü. eline mızrağını aldı ve balkona çıkıp capuaaa diye bağırdı. crixus hooop dedi, spartacus yanaştı, jüpiterin yarağı göründü.. hamza artık bir gladyatördü.
hani kızların hoşuna giden türden tatlı bir şapşallığı yoktu; gerçek bir beyinsizdi. yazarınız şahsen kangal köpeklerinin daha asil ve dolu baktığını biliyor..
rıza baba ben heildberg'e kaçıyorum dedi sertap. Ama heildberg reyiz bunu kabul etmedi edemezdi daha tahsili yarıda kalmış kızla kim sabaha kadar mokoko isterdi?
ayağa kalktı ve camdan dışarı baktı. telsizinin üstüne düşen bir polis kadın gördü ve götünden anonslar yükseliyordu, çok üzüldü. kendisini körler ülkesinde ayna satan adam gibi hissetti, mağrur ve çaresiz. irkildi ve bilgisayarında çalan müziği kapattı. kapatırken ekranda ki saçma yazılara gözü takıldı, içinden sağlam bir küfür etti . yazarın nicki fhalles'ti. içinden mırıldanarak ''fhalles ne demek aq'' diye geçirdi. böyle romana sıçarım diyerek başlığı açana selam gönderdi.
ağırlık çöktü üzerine ve uykuya daldı. rüyasında kendini afroamerikan bir babanın oğlu olarak gördü. ismi sertap değil sertaç tı. annesi türk babası saat satan bir zenciydi. hergün fazladan 30 cm taşımak zorundaydı artık ve dudaklarında ki cümle aynı idi.
- heildberg seni arzuluyorum.
genç adam gözlüğünü yavaşça çıkarıp yatağın yanındaki sehpaya bıraktı ve dokuza kurduğu alarmını tekrar kontrol etti. ve tatlı rüyalarla dolu bir uykuya daldı.