muhittin sıkıcı ama dürüst bir adamdı, hem her zaman yanında olmuştu. ondan bir kez daha yardım isteyebilirdi. kapıdan çıkarken tedirgin ama ümitliydi.
"adamım taksime gitmelisin türkiye'ye gelen herkes oraya gitmeli. hem belki aradağın cevaplar oradadır..." dedi ceketi tozlu hafif kirli sakallı adam...
Eve girdiğinde o da neydi? Kocasını onu sarışın zayıf bir şırfıntı ile aldatıyordu. Peki bunu hak edecek ne yapmıştı? Bakkal rüstemle geçirdiği heyecan dolu günler aklına geldi bu düşünceleri hızlıca kovalayarak sarışın kadını saçından tuttuğu gibi dışarı atmak istiyordu kocasınıda...
Kadının sarfettiği amk adamı çok heyecanlandırmıştı. Yaratıcılıktan bu kadar uzak bir romanda benim ne işim var diye düşünmeden edemiyordu. Birden kadına yaklaştı ancak hikayenin başını hatırlamadığı için kadının ismini bilmiyordu. Büyük siyah gözlerini kadına çevirerek
köşe başındaki bardan çıkan bir kaç kişi haricinde sokakta kimseler yoktu, sonbahar ayının başlarındaydı, havalar geceleri soğuk oluyordu. üzerine birşeylerde almamış boş sokaklarda avere bir şekilde dolaşırken hem korkuyor hem üşüyordu.
şizofreni hastası olduğu için, başından geçenleri anlatsa yine kimse ona inanmayacaktı. belkide almış olduğu hapların etkisi içindeydi, caddeye doğru çıkmıştı. şehrin ışıkları güvende olduğu hissi telkin ediyordu..
namesis onun yakın bir arkadaşıydı, aralarında duygusal bir yakınlaşma olduğunu düşünenler olmuştu zamanında. dedikodular kulaklarına kadar geliyordu. ikiside bu duruma sadece gülüyordu.
kız 9 yıl önce bir evlilik yaparak ankaraya taşınmıştı. namesisle az görüşür oldular. ilerleyen zamanda iletişimleri koptu. 2 yıl önce ise kızın eşiyle başından feci bir trafik kazası geçmişti. kız kazanın şokuyla uzun bir süre kendine gelemedi. namasis kazadan birkaç ay sonra tekrar kızı bulmuştu. fakat kazada eşini kaybeden kız, hayatta olmasına rağmen zihinsel olarak kendini kötü hissediyordu. doktorlar '' şizofreni'' teşhisi koymuştu..
hastanede ziyaretine namesis geldi, hasta ziyaretine geldiği için namesisin elinde şalgam vardı şalgamı gören kız dayanamadı namesisin elinden bir hışımla aldı ve dikti namesisin gözünde kız o an bile çok şehvetliydi, herkezin konuşması boş degildi tabi namesis kıza karşıda boş değildi, şizofreni oldugunu duyduğu gibi gelmişti namesis çünkü bukdar güzel kız aklı başındayken namesisle ilgilenmezdi.
Dünyaca ünlü bir rock yıldızıydı bu. Hemen gitarını eline alıp kıza akdeniz akşamları şarkısını söylemeye başladı. Kız çok büyülenmişti aşık olmuştu. Rock yıldızı akşam yemeğe davet etti kızı. Kızda hemen kabul etti. Ne kadarda sabırsızdı öyle...
Sabırsız olmasında hiç de aksız değildi aslında. Çünkü herkese ünlü Rock yıldızı denk gelmezdi. Ama genç kız akşam davette neler yaşayacağını hayal bile edemezdi. Ve akşam geldi. Kız süslenip püslenip davete gitti. Ve gördüğü manzara karşısında dili tutuldu.