yolda giderken trafik iyice sıkıştı. hüseyin "bi angara havası açsaanıza sıkıldım" dedi. elemanlar "yemekten önce bismillah sonrası elhamdulillah" şarkısını açtılar. hüseyin homurdanmaya başladı.
tam da o an önlerine aniden ajdar çıktı. muzları elinde sallıyordu. önünde de boynuna astığı bir kartonda "muz tanesi 2 tl" yazıyordu. bir taraftan da bağırıyordu "muuuz muuuz çikita muuuz!!". aracı yanaştırıp birkaç muz alacaklardı ki pencereye poşetini 1 tl'ye fındık satan takkeli amca geldi. sonra bir kadın ön cama yapışıp bir elinde bezle, diğer eliyle su püskürtmeye başladı. elemanlar kadına el ediyorlardı "drreet dreet! çekiln çekiln get" diye. hüseyin de pisliğine "attır bacım attır" diyordu. tüm bunlar olurken ajdar, diğer cama gelmişti. elemanın teki ondan birkaç muz alıp, en çikita olanıyla hüseyin'in suratına suratına vurdu. bu arada diğer eleman da fındıkçı amcadan 4 poşet fındık almış yemeye başlamıştı. birden "garttukkk!!" diye bir ses çıktı. eleman elini ağzına götürdü ve çıkardığında bir çipi ısırdığını fark etti. "bu ne la? dercesine diğerlerine baktı. onlar da..
tam helvayı kaşıklayacaklardı ki, durun yemeyin diye bir ses yankılandı, aman tanrım, yoksa, evet oydu, ölmemişti, durun diyordu, ölmedim ben, yine yeniden ölmedim, ölmemiş birisinin helvasını yemek uğursuzluktur.
ölmemişti aslında yoğun bakıma girmişti. hemen taksim ilk yardıma kaldırdılar. Doktor yavuz hemen reşat hocayı çağırdı. hemen yoğun bakıma aldılar. pencerenin arkasından rıza baba bakıyordu ahmete. yeter artık diyordu rıza baba bu kaçıncı oldu amk.
ama sonuçta ölmemişti, ilk işi o tinerciyi bulup, tineri kulağından döküp kıçından çıkarmak oldu.
tinerci kıvranırken , bir rahatlama hissetmişti, önce intikam duygusu sandı fakat başka bişeydi bu, sonradan anladı ki, günlerdir ölümlerden dönerek geçirdiği maceraların arasında zıçmayı unuttuğundan, orada altına etmişti,
tinerci bir yandan kıvranıyor, bir yandan kahkahalarla gülüyor, güldükçe her yerinden tiner fışkırıyordu, döndü ve tinerciye baktı.
artık albırt ve rıza baba kader ortağı idiler, bundan sonra yolculuğa beraber devam kararı aldılar, albırt ağlıyordu, ağlama diyordu rıza baba ama o da ağlıyordu, yavaş adımlarla yerde yatan tinercinin yanından uzaklaştılar, tinerci de ağlıyordu.
halıböri, bu kaosta bu keşmekeşte dayanamadı ve belinden revolverini çıkarıp havaya 3 el ateş etti dan! dan ! dan ! ve etrafında yuvarlak bir kalabalık oluşturmuş 27 kişiye " what fuck is going on !?? " diye bağırdı. Ortalık fırtına öncesi sessizliği andırırcasına sessizleşmişti...
albırt, albırt kalk kabus görüyorsun sözleri ile uyandı, yatağında kan ter içindeydi, onu uyandıran rıza baba idi, ağlıyordu rıza baba, kabus gördün kalk albırt diyor yine ağlıyordu, önce bir anlam veremedi, ne olmuştu, neredeydi, rıza baba neden ağlıyordu.