geri kalmış, hukukun üstünlüğünün olmadığı bir ortadoğu ülkesi. her gün bunu ispatlayan bir olayla karşılaşmanız mümkün.
noterden aldığın mirasçılık belgesini tedaş kabul etmiyor mesela, mahkemeden al getir diyor. yahu devlet kanun yapıyor ve diyor ki noterlik kanununda; ''mirasçışlık belgesi noterden de alınabilir.'' e bu damına koduğumun belgesini noterden alınca geçerli sayılmıyorsa bunu kanunla niye düzenliyorsun? yok sayılıyorsa o halde nasıl kabul etmez bunu o memur bozuntusu?
Babam biz büyürken hiç yanımızda olmadı. Çok az görürdük onu ayda bir kez gibi. Geldiği zamanlarda yorgun olurdu, dinlenmesi gerek diye annem konuşmamıza, oynamamıza izin vermezdi. O da hükümet oluyor sanırım. Bizi geçindirmek için gerekli parayı kazanmak için çalışan babam evde babadan başka bambaşka bi'şeydi. Herşeydi, ekmekdi , huzurdu, güvendi. Ama en çok eleştirilendi.
Babam akraba eş dost ve hatta anne babasına karşı en küçük bir saygısızlık etmemesine rağmen hep taviz veren hep alınan olmuştu. Annem bu durum hakkında duruma göre tepki verirdi. Mesela amcam çalışmıyordu, miskin insanlara para yardımında bulunmak dahi gereksizdi ama dedem yaşlıylı ona bakmak zorunluydu. Yinede bütçeyi delmenin ne alemi vardı. Kardeşinden aldığı borç para engellenemeyen develüasyonda hemencecik dolara çevrilmiş ve bu durum bize 2 ay sonra haber verilmişti.
Tam borcu kapattık diye sevinirken iki misli borçla karşılaşmıştık. Hemde en yakınımız tarafından yediğimiz kallavi kazıkla.
Babam kardeşe hıyanet olmaz diyerek borcu bir şekilde ödemiş bu durum unutulmuş biz yediğimiz kazıkla kalmış ama akrabalık ilişkilerimizde zeval getirmemiştik.
Bu dönemde alamadığımız kitaplar, gidemediğimiz piknikler, içemediğimiz gazozlar içimizde ukde kalmış ve biz büyümüştük. Herşeyin farkında olarak baktığımız gözlerimizle babamı çok seviyor ama çokta kızıyorduk. Hem iyiliğiyle övünüyor hem saflığıyla yeriniyorduk.
Güzel ülkemin güzel toprakları, hem güzel hem çirkin evlatları var. işte tarihinden kültüründen ve iyi niyetinden övündüğüm güzel ülkemin her şeye evet diyen uysal koyun olma bknz:rte hali kanıma dokunsada sabrından mütevellit gizli hayranlığım var. Her felakette birlik olmakdaki samimi duruşumuzdaki asaletin yanında her söylenene inanma gibi bir saflığımız var. Komşularımızı koruyalım iç güdüsüyle kendi ülkemizi düşünmemek gibi el iyisi olma durumumuz var.
gelir testi yaptırmamı gerektirmeyen bir iş sahibi olmama rağmen, şahsıma bir de buradan ödeme emri gönderilen, işsizinden işsiz olduğu için para sömüren ülke. sgk'da görüştüğüm yetkili bana "gelir testi yaptırsaydunuz..." dedi. yan bankoda ağlayan öğrenciye "ödemezsen hakkında yasal takip yapılır." denildi. ulan bu kız fuhuş mu yapacak yoksa şeyhin kapaması mı olacak? şu son beş senede tanık olduklarım, uzaklara gidip gözümü açtığım ve aradaki medeniyet farkını farkettiğim için artık bir vatansever olarak bu ülkeden nefret ediyorum ya, bravo size!
Türkiye : orta üstü zekalı ama (ingilizlerin ve vs. güçlerin beyinlere vurduğu 'ideoloji' keti yüzünden) akılsızlar memleketi; böyle olunca 'entellektüel' haz duydurmaktan başka işe yaramayan 'endişeler, korkular, çabalar, sorumluluklar' ve bunlara sahip insanlar memleketi ...
18 yaşındaki çocuk ygs lys derdinde. ölüm stresi yaşıyor çoğu. olmazsa hayatım kayarsa düşüncesi beynini kemiriyor. yaşı 18 henüz.
22 yaşındaki genç iş bulabilecek miyim derdinde. bölümü okuyor, aklında mesleği belirlemiş ama iş ? torpilden, düzensizliklerden korkuyor. bu gencin yaşı 22.
27-28 yaşındaki erkek askerliği düşünüyor. Silahtan çekinen, silahı sevmeyen yada asker olacak psikolojide olmasa bile eline silah verilecek, biliyor. sınıra gönderilir miyim, ölür müyüm diye merak ediyor.
30-35 yaşında hala çocukça umutları var. belki sevdiğiyle beraber olamamıştır ya, etrafındakilerin varlığı gereksizdir onun için. *
Cennet vatan diyoruz da, yıpranıyoruz be. Gerçekten paralanıyoruz. Paramız mı yok ? Sevgili olmuyor sevdiğin. Bakamıyorsun işte kendine. Sevdiği oğlana bir bakıyorsun paçası düzgün. gözlükler bilmem kaç bin lira. ayakkabılar öyle. sende yok işte. senin yapacağın çalışmak, çalışmak, çalışmak. aklında sevdiğin, büyük hayallerin elinde kalem bir sınava çalışmak. yapamazsan, bitti. nice genç vardır o sınavda başarısız olmuştur da intihar etmiştir, ağır travmalar yaşamıştır. Çok severiz başarısızı ezmeyi çünkü. o yapamamış ya, sen yaptığın için alay edersin yada acırsın. hiçte hakkın yoktur üstelik.
Gençliğimizi heba ettik, hayatımızın da garantisi yok. Ne 1000 yıllık galler ağaçları gibi türk ağaçlarımız var, ne sistemlerimiz düzgün işliyor, ne insanlarımız candan, gönülden seviyor, ne de yöneticilerimiz dürüst. hiçbir şey doğru düzgün değil. herşey eksik. herşey paramparça.
Türkiye ve hayat. Ayrı ayrı zor da, birlikte olunca hepten paramparça ediyorsunuz.
3 tarafı denizlerle çevrili, avrupa ile asya arasında köprü konumunda olan ülke. üzerinde benim gibi harika bir insan yaşıyor. çok şanslı bu yüzden çok.
(bkz: üç tarafu denizlerle çevrili bir ülke gibiyim çok tatlıyım çok)
kendini kürt, yunan, ermeni, arap, hıristiyan, yahudi düşmanlığına adamış ülke. en azından bu düşman olduğunuz gruplar sadece tek bir şeyden nefret ediyor, siz.
insaninin hali icler acisi olan ulke. yabancilarin nefret etmekte hakli oldugu ulke. durum harbiden vahim. ne gunlerde kazanilan vatanin simdiki haline hic deginmiyorum bile.