köşeyi döndükten, parayı kırdıktan, zulayı doldurduktan sonra* yatırım yapmaktan ziyade ancak 3-5 gayrimenkul alıp kirasıyla geçinmeye veya bankadan gelen faiz getirisiyle geçinmeye kafası basan insanlardan oluşur genellikle. ama sorsan müslümandır, çalışkandır, ticari zekası vardır. afedersin de sikeyim öyle ticari zekanızı.
ülkemin adı türkiye ama içindekiler hala türk olamamış insanımsılarla dolu. bazıları bir karış vatan toprağı ararken, bazılarının bölmeye çalıştığı güzel ülkem ama olsun gerekirse biz bir daha savaşır mihrakları temizlemeyi çok iyi biliriz.
şehitler toprağıdır. bu şehitlerin sorumluları, şehit olmalarına sebep olanlar bu toprak üzerinde yaşıyor halen. insanın canı acıyor. elbet bu şerefli toprağın üzerindeki namertler bertaraf olacak bir gün.
türkistan olsaydı da böyle olur muydu bilmem ama ye'mek bizim ülkemizin isminin bile kaderi olmuş.
türki'ye.
gelen yiyor, giden yiyor.
komşusu açken tok yatan bizden değildir, diyen de bizim.
köylü milletin efendisidir, diyen de.
gelmiş geçmiş tüm iyi niyetli insanlar da.
ama bu kadar da olmaz be kardeşim.
insan yaptığını yer, ihtiyaç fazlasını imkanı olmayanlara dağıtır anlarım da.
fazlasıyla yeyip, olmayanlara da dağıttığını söylemek ama bunu gerçekleştirememek nasıl bir şerefsizliktir çözemedim.
şu bir tarafına su kaçırdığımın memleketinde sudan çıkmış balık gibi temiz yüzlü bir insan görmektir tek derdim.
özgürlüklerim ve hak ettiklerim yaşama sebebim.
hak'ka hizmet ettiğini dolaylı yoldan belirtmek amacıyla hizmet edildiği vurgulanan ''halk''ın huzurunu görebilmek en önemli amacım.
dört dörtlük ne var ki.
sen de yarım kalasın.
şansına küs.
önüne koyulanı ye.
fazlasını isteme.
toplumunun tarihte ki gözü pekliği ile tanınır. çünkü bu coğrafyanın bir ruhu vardır. bu nedenle yüzyıllardır dışarıdan ele geçirilememiş ama günümüzde can çekişen ülke. akbabaların içeriden ve dışarıdan sinsice toplum vicdanının ve benliğinin ölümünü gözlediği, değerli coğrafya parçası.
kuzey ırak'a gidip kürdistan bayrağı altında resim çektiren kürt iş adamının kaymağını yediği, altındaki türk işçinin ise gözlerimin önünde ezildiği ülke. vay benim ülkem ne hallere gelmiş, neler olmuş bize.
"Fahişeler vardır, namustan bahseder. Kanaatini ve kalemini satmışlar vardır, vicdandan dem vurur. Vurguncular vardır, ağızlarından fazîlet sözü düşmez. Çifte pasaportlular vardır vatan diye haykırır. Palikaryalar vardır, kahramanlık iddia eder. Bazı iyi niyet sahipleri de bunların hepsine inanır. Gel de bu insanların arasında huzur içinde yaşa."
28 şubat'larda, o rivayet edilen balyoz'larda ayışığı planlarında bile son bir iki senedir gördüğü dezenformasyonu görmüş müdür merak ettiğim ülkem.
ankara'nın göbeğinde duvara roket atabilen ama kırmızı bültenle falan "arananlar", otpor, zello falan hatta, hatay'da yaşananlar, gezi baskınında üzerinde fiyat etiketi duran bıçaklar, camide içtiler goygoyu, bu gece beşiktaş'ın başına gelenler falan...