baskı toplumudur. baskı ikiyüzlülük yaratır. mesela birinin dükkanına bakıyorum, başkasının dükkanı ve dükkan sahibi mekanda yok. bir maliyeci geldi. dedi sizin vergi borcunuz var, vesaire. dedim ki burası bizim değil. yalan söylüyorsun, dedi. açıklıyorum, buranın benimle alakası yok falan. mevzuyu bilmiyorum yani. adam o kadar emin ki yalan söylediğimden. bütün gün sahtekarlarla uğraşıyor, yalancılarla uğraşıyor. haliyle karşısındaki insanın doğru söyleyebileceğini düşünemiyor.
bu nereden başlıyor. okulda, bir gencin, din dersinde islam'ı eleştirmesi mümkün mü? dayak yer. sahtekar olmak veya susmak zorunda. tarih dersinde atatürk'ü eleştirebilir mi? eleştiremez, yoksa dsipline gönderilir. bir genç kız, ailesine sevgilimle geziyordum diyebilir mi, diyemez.
bu toplumdan mucit veya bilim adamı çıkmaz. çünkü sistemi yalan ve itlik üzerine kurmuşun. mesela internetin henüz icat edilmediğini düşün, bir türkün interneti icat etmesi mümkün müdür? yapamaz, çünkü bu tür fikirleri geliştirmek ve piyasaya sunmak cesaret ister. bizimkinde o cesaret yok. ne yapabilir, en fazla, daha önceden tasarlanmış bir platformda itlik yapar. hacker olur mesela. vizyonu odur. ya da kameranın henüz icat edilmediğini düşün. bir de, koca türk tarihini düşün. bir türkün kamerayı icat etmesi mümkün mü? hayır. en fazla şunu yapabilir, kamera icat edildiyse, onu kullanarak, birinin seks kasedini çeker, kamera üzerinden itlik yapar.
içinde yaşadığımız toplum, iki tip insan yaratıyor. birincisi, saf insanları, biz savcıyız, polisiz diye arayan dolandırıcılar, diğeri de buna inananlar. birincinin psikolojisi belli. diğeri de, söylenen her söze inanan saftirik. çünkü öyle öğrenmiş hayatı boyunca. türk kültürü, bu iki insanın toplamıdır.
önce türkiyeciymiş lafa bak. bu memleket maalesef 2. dünya savaşının ertesinden beri amerikancı. insan üzülüyor ülkesinin böyle olduğuna ama gerçek bu. amerika'nın izni olmadan yaptığımız şeylerin sayısı bir elin parmağını geçmez ki kıbrıs barış harekatı dışında da bir şey gelmiyor aklıma. türkiyeci falan olsak dış politikamızı kendimiz belirleyip bölgeye istikrarı biz getiririz. ama istikrar falan amerikanın işine gelmez biz de incirlik'i açarız ordan havalanıp ırak'ı vurur amerika. sonra ortadoğu neden böyle diye daha çok tartışırız.
1900'lerde saldırı altında, 1950'lerde gene saldırı altında, 1990'larda yine saldırı altında, 2000'lerde yine ve yine saldırı altında, 2010'larda gene gene yine saldırı altında ve günümüzde de saldırı altında olan, nereye gideceği bilinmeyen bir toprak parçası. aslında bölündü. vatan bölünmez diyorlardı ama bölündü. tabi Osmanlı zamanında.
Yalnız ve güzel ülke. (nuri bilge ceylan)
Bu ülkenin içinde her zaman yüzde on hain kontenjanı vardır. (attila ilhan)
Türkiye hakkında söylenmiş sevdiğim iki cümledir bunlar.
amerika birleşik devletleri'nin ortadoğu'daki kuklası. bunu söylediğim için çok üzgünüm ama tam olarak böyle. abd ne isterse kuzu kuzu, daha doğrusu koyun koyun onu yapan bir yönetimimiz var.
büyük ortadoğu projesi eşbaşkanı'nın elinde tüm potansiyeli çöpe atılmış ve komşularıyla savaşın eşiğinde bir türkiye. politikadaki en büyük atılımı yol, tünel, havaalanı yapmak olan erdoğan'ın çöplüğü...