genellikle memur bey yerine abi şeklinde hitap edilen kolluk kuvveti.
not: hemen hemen bütün entrylerde polise sallamışlar, bok atmışlar, hakaret etmişler ancak bütün bu entryleri girenlerde bir polisle karşıılaştıklarında hemen abi moduna geçerler.
"Ön kol kemiği sinirine yapılan atak noktası, ön kolun üst ve iç tarafı olmak üzere iki tarafta bulunur. Bu sinir noktaları dirseğin 6-8 santimetre üstündedir. Bu iki bölgeye atak kolda hissizlik oluşmasına neden olur."
örnek resim için, gerisini süreyya önder'den dinleyelim.
"içişleri Bakanını çağıralım, kendisinin tarif ettiği yeri bandajlayalım. Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağışın da eline cop verelim, o vursun."
genelleme yapma sebebim ise; bu kurumun bünyesinde bulunan kişilerin %95'inin aynı kafa yapısına sahip olmalarıdır. antipatik olmak için inanılmaz bir çaba içerisindeler ve egoları çok yüksek.
bir başka deyişle; "kurunun yanında yaş da yanar" sözünün geçerli olduğu bir kurum.
genelleme yapmadan uyandırdıkları imadan bahsetmek gerekirse: güvenden çok sıkıntı uyandıran insanlar. biri tarafından taciz edilseniz etraftaki esnafa seslenmek daha güvenilir gelir insana. arabaların içinde akşama kadar aynalardan kadın keserler, bitirim bitirim konuşurlar, cüzdanınızı kaybetmişseniz dünyanın en önemsiz şeyi için onların tatlı canını sıkıyorsunuz gibi davranırlar, sanki hiç kitap yüzü görmemiş gibi dangıl dungul hareketleri vardır. üniforma ve kaba kuvveti anlamlı anlamsız her yerde kullanmanın asayişi sağladığını düşünürler.
ne yazık ki gün geçtikçe insanların çok daha az sevdiği ve güvendiği bir güvenlik ekibidir. izmir'de kordonda at üzerinde gezip önüne gelenle fotoğraf çektirenleri hariç konuşabileceğiniz bireyleri de pek yoktur.
dualarım hiç bir vatandaşımızın kendilerine ihtiyaç duymamasıdır.
eve hırsız mı girdi, gidersin, şikayet edersin, oralı bile olmazlar, yok efendim yasa ile zaten bırakılıyorlar felan filan. gelip parmak izine bile bakmazlar, tek sordukları soru da şudur. " hırsızdan şikayetçi misiniz?".... yok efendim, görüp kendisine teşekkür edecektim, o yüzden geldim.
malesef durum böyle, şikayetiniz ne olursa olsun, kafasını kaldırıp sizin yüzünüze bakmaz bile türk polisi.
ya sağa sola bakar, ya bilgisayar ekranına bakarak konuşur. budur işte türk polisi. yok efendim, türk polisi yakalarmış...yok öyle birşey...
nerde at hırsızı, kader kurbanı, varoş, kürt, cahil, evrimini henüz tamamlayamamış varlık var hepsini polis olarak işe aldılar, emniyet bünyesinde barındırdılar. bunlardan medeniyet beklemek çok iyimser bir istek olur. o yüzden bu mahluklar üstlerindeki üniformaya güvenip kadın da döverler, her şeyi de yaparlar.
daha neler yazılır bunlar hakkında ama ah şu gg tehlikesi olmasa.
zamanında (sanırım 1993 galiba) "kahrolsun insan hakları" diyerek yürüyüş yapmış insanlardan oluşan kurum. 18 senede pek bir şey değişmediğini görüyoruz son olayda.
tipik insan içgüdüsü, gücü ele geçiren rastgele kullanır. buraların ağası benim yaklaşımında, elleri bağlı kadınları dövebilmek gibi.
oysa bizi hayvanattan farklı kılan, düşünce ve sistemlerini geliştirip bu içgüdüsel olayları baskılayıp medeniyetlerin yolunu açmamızdır.
demek ki?
türk polisi, çok iyi eğitimli, sağlam kişilikli ve yargı işini adalete bırakacak kadar gelişmiş kavramaya sahip görev adamları barındırıyor olabilir, aralarından tanıdıklarım da vardır.
lakin bir adam eğer polis ise, ben onun hakkında iki kere, belki üç kere düşünürüm. iyi de düşünmem, önyargılı yaklaşır, mümkün mertebe uzak dururum.