ben üç yer tasarlamıştım üçü de sana bana uygun
biri günebakanlarda biri otuz yaşta birini sorma
birini sorma gün gelir ben söylerim
daha usta olurum daha yiğit o zaman söylerim
bu kırgın karanlığı bir ışıtalım ilkin
yeniden şehirler kuralım şimdikilerine benzeyen
baştan başlayalım susamlara ekmeklere deniz aşırılarına
sevmelere
...
"gazete" şiirindeki herkes biziz,
bizi yazdığı için teşekkür ederiz -laf arasında-.
biz dünyanın yaratılmışlığından beri buradayız,
yeni öldük,
cesedimiz de sırtımızda.
"denebilir ki dünyanın yaratılmışlığı
çok daha eski değildir insandan
sonunda
herkesin başından başladığı
bir çevresi vardır ortada
söz gelimi sıcaklığın yayılıyor ya sıcaklığıma
ben de bir nefeste boşaltıyorum sıcaklığımı
hiç küçümsemeden, hiç utanmadan boyuna
ne sıcaklığından, ne sıcaklığımdan
o arada durmadan konuşuluyor biliyorum
etin pahalılığından, suyun sıcaklığından
ve ölmüş annesi ses veriyor evli kızına
ölümün yeni alıştığı sıcaklığından
ağaçlar da büyüyor, tırnak etleri de
birtakım saçlar da uzaklarda
herkesi bir başka neden
bir başka hüzüne götürüyor
çok kimse bıkıyor günden akşam olmadan.
biliniyor o ayrı bir sorundur gerçi
herkesin kendisi ile cesedi arasındaki."
"evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
üç güvercin görsek meksika geliyordu aklımıza
caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
bilir bilmez geyikli gece yüzünden"
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe
bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gizlerin yalnız gibi ağaçlar
gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım.
Bir biz varız güzel öbürleri hep çirkin
Birde bu terli karanlık
Sonra bir şey daha var muhakkak ama adını bilmiyorum
Nereden başlasam sonunda o ışıkla karşılaşıyorum
Yarı çıplak utanmaz bir kadın resmini aydınlatıyor
Akşam oluyor ya bir türlü inanamıyorum
Oturmuş iri yapılı adamlar esrar çekiyorlar
Daha bir aydınlık olsun diye içtikleri su
Sarı topraktan testileri güneşte pişiriyorlar
Bir korkuyorum yalnız kalmaktan bir korkuyorum
Gündüzleri delice çalışıyorum geceleri kadınlarla yatıyorum
Sonra birden büyümüş görüyorum ağaçları
Kısrakları birden yavrulamış
Havaları birden güneşli
Kadınlarla yattığım yetse ya
Birde kadınlarla yattığıma inanmam gerekiyor
Hoşlanmıyorum.
sadece okuyoruz ve kopyala yapıştır yapıyoruz; fakat bunu bari özenerek yapalım, anlamaya çalışarak okuyalım, hissedelim. Çok şey anlatıyor bakın. gözümüzün önünde her şey.
"umuttur" gibi bir şiirin altına imza atmış koca şair ama insan...
bilirim
aslında mutsuz yaşayıp gidiyoruz
ölüme direnerek şimdilik
şimdilik alımlı bir başka mutluluklara özenerek
aşkımız ve mutfak rafları ve uçaklar üstüne korkumuz
bir yudum gelecek ve mutlu saatler üstüne korkumuz
ama birlikte biliyoruz: eğilecek bugünkü başlar
sev beni, alış bana
kimse ürkütemez bağlandığımız güzelliğin utkusunu
sev beni, bir dağ gölgesi kadar sev
şimdilik bırak musluğun sızmasını damın akmasını
bir tırnak gibi büyü domuz bir tırnak gibi
zorlayarak her bir yanı
çünkü biraz sonra umut başlar her günkü, başlar....
geçen gün youtube'da kendisiyle alakalı video'yu bilerek açmış olmasam, melih gökçek taklidi açmışım zannederdim. kendisinin sesiyle gökçek'inki arasında hatırı sayılır bir benzerlik vardır.
şiirlerine gelirsek onun olduğu zannedilen palyaço şiiri kendisine ait değildir, halbuki turgut uyar denince akla geyikli gece, arz-ı hal, göğe bakma durağı ve palyaço gelir.
şiire ikinci yeni mantalitesi içinde başlamamış, fakat dünyanın en güzel arabistan'ı kitabıyla ikinci yeni'ciler grubuna kendini dahil etmiştir.
ayrıca ülkü tamer'in elinden kaçırdığı, edip cansever'in ancak uzaktan sevebildiği, cemal süreya'nın bir bulup sonra kaybettiği o kadın tomris uyar'la bir evlilik kurmayı başarabilen insan olmuştur.
ustaya son bir selamla bitirip ardından uzanıp kendi yanaklarımdan öpeceğim.
Şiir günlükleri, incelenmesi gereken özlenen şair ama insan...
"insanın aklına uyduğu anlar en zayıf ve hayata aykırı anlardır. Hayat buyurur insana çünkü, akıl değil. Hayat karşısında aklı kullanmak bir geceri verir insana belki ama dinginlik, erinç vermez. Hep yaradılışa aykırı şeyler yapılır. Akıl denen pislik bencilliğe ve çıkarcılığa götürür insanı, yok olur bazı değerler, yok olur duygunun birdenbireliği ve ölümsüzlüğü...
Yani öfkenin büyük neşesi...
günün adamı: voznesenski
kumsallar bomboş ey yüzücü
nerdesin?